Suriye kıvılcımı Antalya'dan atıldı

  • Ahmet Başkaya

    Ahmet Başkaya Yazı Arşivi
    25 Haziran 2012 /   7559 Okunma

    Suriye kıvılcımı Antalya'dan atıldı

    Suriye ile savaşın eşiğindeyiz. Her şey 1 Haziran 2011 tarihinde Antalya Falez Oteli'nde Suriyeli muhalif grupların ABD ve NATO himayesinde bir araya gelmesiyle başladı.

     
    ABD'nin BOB Projesi çerçevesinde, 27 Ortadoğu ülkesinin sınırlarının, rejimlerinin değişmesi ve kukla hükümetler olması gerekiyordu. ABD bunu direkt silahlı saldırılar ile yaptığı gibi "Arap Baharı" adını verdiği "demokrasi" hareketleriyle de yapabiliyordu. Sıra Suriye sonra da İran'a gelecekti ama Suriye bir türlü halledilemiyordu. Onun için Suriyeli beslemeler "demokrasi" için eğitilip silahlandırılmalıydı. Bu iş içinde komşu bir taşeron bulunmuştu Türkiye ve AKP hükümeti. Ne de olsa Türkiye Başbakanı R.T. Erdoğan her yerde BOB eş başkanı olmakla övünüyordu.
     

    Falez'deki düzenleyicilerin neredeyse tamamı uzun yıllardır Suriye dışında yaşamaktaydı. Katılımcılar İngiltere, ABD, Avrupa ülkeleri ile Suudi Arabistan, Ürdün ve Lübnan gibi Arap ülkelerinden taşınmıştı. Toplantının baş düzenleyicisi görünümündeki Rıdvan Ziydeh, Suriye asıllı bir işadamıydı ve Suudi Krallığı'nın ve Amerika'nın kuklasıydı. Suudi Kraliyet Ailesi'nin dünürü olması dolayısıyla, Hariri Ailesi'yle de bağlantılıydı. MOSSAD ve NATO destekli Suriyeliler, Antalya Falez Oteli'nde yapılan konferansla "Hiçbir ilgimiz yok" diyen Türk Dışişleri Bakanlığı'nı yalanlamıştı. İsyancı Suriyelilerin toplantı koordinatörlerinden Wael Muhammed Farac, konferans yapılması için Türkiye'nin iznini istediklerini Türk Hükümeti'nin de izin verdiğini açıklamıştı. Bu toplantıda Suriye'deki iç karışıklığı örgütleyecek "Suriye Ulusal Konseyi" SUK kuruldu.

     

    Bu toplantıdan sonra Suriye’de rejim karşıtı gösteri, sabotaj ve eylemler SUK tarafından başlatılıyor, bunların yansımaları küresel sermaye medyasında 'masum halk katlediliyor' diye veriliyordu. ABD ve CİA Suriye'de çatışma çıkaran muhaliflere her türlü istihbarat ve silah yardımını Türkiye üzerinden yapıyordu. Van depreminden sonra bir kış kendi halkını yazlık çadırda barındıran, Vanlılara aylarca prefabrik ev bulamayan AKP hükümeti, Hatay'da Suriyeli mülteciler için kurduğu kampta bir ay içerisinde prefabrik kent yaratmıştı. Bu kampta kalanların gündüz yatıp gece Suriye'ye eyleme çıktıkları bazı basın organlarına haber olarak düşüyordu.
     

    Bütün bunlar olup biterken ABD Suriye'ye müdahale için Rusya ve Çin'in BM'deki muhalefetinden dolayı bir şey yapamıyor. Suriye'ye Müdahale için AKP hükümetine baskı yapıyor. R.T. Erdoğan da bir buçuk yıl önce ortak bakanlar kurulu toplantısı yaptığı, karşılıklı vizelerin kaldırıldığı Suriye'ye ara sıra kükrüyordu.

     

    Tüm bunlar olup biterken Türkiye Cuma akşamı Suriye'nin bir Türk uçağını düşürdüğü haberleriyle sarsıldı. Sebep ne olursa olsun olay üzücüydü. Bir uçağımız düşürülmüş iki pilotumuz şehit olmuştu. İki gün boyunca bir çok medya grubunda gazeteci kılığındaki ABD ajanları savaş kışkırtıcılığı yaptılar. NATO'nun 5. maddesi gereğince (komşu ülkeden bir NATO ülkesine saldırı olunca NATO tüm gücüyle müdahil olur) Suriye'ye hemen savaş ilan edilmesini dile getirdiler. Bu kışkırtıcı elemanlara sormak lazım Irak komşu ülke değil mi? Yıllardır Irak'tan yapılan saldırılarla on binlerce asker ve sivilimiz şehit olmadı mı? O zaman NATO'nun 5. maddesi aklınıza gelmedi mi?
     

    Erdoğan bugüne kadar Türkiye'yi çok ilgilendiren konularda muhalefete hiç bilgi vermeden dün üç parti genel başkanını toplantıya çağırdı. CHP umarım Libya konusunda yaptığı hatayı Suriye konusunda yapmaz. Kılıçdaroğlu, "Bu hareket Erdoğan'a misilleme" dedi, ama umarım sonradan dik duruşunu bozmaz.

     

    Sonuç olarak bu olaya öyle savaş kışkırtıcılığıyla çözüm bulunmaya kalkışılmamalıdır. Uluslararası hukuk gereği iki ülkede bir komisyon kurulmalı tüm belgeler incelenmeli, hukuk ve müzakere sonuna kadar işletilmeli, gerekli özürler ve tazminatlar karşılıklı verilmelidir.


Yorum Yap