İlker Gedik ve Halkkart-1

  • Ahmet Başkaya

    Ahmet Başkaya Yazı Arşivi
    29 Mayıs 2012 /   8851 Okunma

    İlker Gedik ve Halkkart-1

    Antalya’da hiç kimse tanımazdı, İlker Gedik’i. Mustafa Akaydın, Büyükşehir Belediye Başkanı olunca bir müddet sonra Hukuk Danışmanı olarak atandı. Yaklaşık altı ay Genel Sekreter Mehmet Aktekin’in odasını paylaştı. Aktekin’in odasındaki bütün randevularda vardı. O günlerde Aktekin’e sordum, ‘’Çok güveniyor musun, bu adama’’ diye. O da çok güvendiğini, Ankara Kavaklıdere’deki bürosunu kapatıp buraya geldiğini söyledi. ‘’Peki büyük bir avukatlık bürosunu, bir maaşa neden bıraktı’’ deyince “O, aslında çok zengin. Paradan puldan bıkmış. Toplum menfaatine bizimle oluyor” demişti.
    Ben de kısa bir araştırma yaptım. Sadece kendi üzerinde Alanya’da bir arsa olduğunu tespit edebildim. Yine bir grubun ve vadideki birkaç kişinin avukatlık işlerini takip ettiği bilgisine ulaşmıştım.
    O sıralarda Antkart, belediyenin başını ağrıtıyordu. İhalenin iptal edileceğini ve sözleşme gereği beş kuruş tazminat alamayacağını bilen Antkart yetkilileri, araya aracılar koyarak Hoca ile pazarlıklar yürütüyordu.
    Tabii biz sözleşmeyi ve açılan davayı takip ettiğimiz için Hoca’ya bu pazarlığa teslim olmamasını söylüyorduk.
    Haziran 2009’da Hoca yurt dışındayken sözleşmenin mahkemece iptal edildiği müjdesini verdik. Hemen Aktekin’i aradı ve Aktekin Antkart’ın iptal edildiğini basına açıkladı.
    Şimdi belediye rahatlamıştı. Antkart’ta çekilen sıkıntıların yaşanmayacağı, firma komisyonunun az olduğu, kartın kredi kartı gibi kullanılabildiği, kontrolün tamamen belediyede olduğu bir sistem getirilecek diye bekliyorduk.
    “Büyük” sözleşme hukukçusu İlker Gedik, birkaç ay çalışarak Halkkart ihale sözleşmesini hazırladı. Herkesin bildiği bir gerçek vardır; istenirse ihale şartnameleri belli bir firmanın elindeki imkanlara göre hazırlanır ve ihaleye giren başka firmalar elenirler. Gedik’in hazırladığı şartnamenin 9. maddesinin 3. fıkrasında böyle bir sipariş kokusu hissediliyordu. Akıllı kartta kurulacak sistem daha Türkiye’de bulunmayan ABD’de deneme aşamasında olan özel bir teknolojinin slayt sunumunu gerektiriyordu. Sistemin adı NFC idi.
    O sırada encümen olan meclis üyesi birkaç arkadaşı uyarmış, bu ihalede sözleşmeyi çok iyi okumalarını ve değerlendirmelerini söylemiştim.
    Eylül 2009’da Halkkart’ın ihalesi yapıldı. 9 firmanın dosya aldığı ihaleye, 5 firma katıldı. Akıllı Kent Teknolojileri (A-KENT), Elektronik Ücret Toplama Sistemleri (E-KENT), Kent Kart Ege Elektronik Sanayi, Antalya Şehiriçi Minibüsçüleri ve Prokot Proje Mimarlık ortak girişimi ile Antalya Halk Kart Taşımacılık isimli firmalar teklif verdi. ‘’Eksik dosya’’ sunduğu için Bursa, Kayseri, Gaziantep, Sakarya illerinde akıllı kart işi yapan E-KENT firmasıyla İzmir, Adana, Kocaeli, Muğla, Manisa illerinde akıllı kart işi yapan KENT-KART firmaları elendi. Diğer firmalar da teknik sunumu yapamadıkları için elendiler. Geriye bir tek Ankaralı Gedik’in ihaleden 21 gün önce 50 bin lire sermayeyle kurulmuş Ankaralı firması A-KENT AŞ kalmıştı ve iş ona verildi.
    Şartnameye göre 16 haftada sistemin kurulup çalışmaya başlaması gerekiyordu. Aradan aylar geçti, sistem kurulamadı. Firma Lara’da bir büro tutmuştu. Muhabirlerimizi gönderiyorduk, neden başlamadığını sormak için. Ortada hiçbir yetkili yoktu. Bize göre firmanın cihazları alacak parası yoktu. Medyadaki bir iddiaya göre Minibüsçüler Odası, 50 bin lira sermayeli A-Kent’in yüzde 10’unu 450 bin liraya satın aldı! Firmaya ortak oldu. Kamuoyunda şartnameye uygun olmadığı iddia edilen cihazlar, belediyenin yardımıyla Uzakdoğu’dan ithal edildi. Yaklaşık ihaleden bir yıl sonra büyük sorunlarla sistem devreye girdi. Antkart’taki gibi kart bedeli alınmadığı iddia edildi ama Halkkart alırken 5-10 TL depozit parası alındı.
    Tüm bu aksaklıklar kamuoyunda büyük yankı buldu. Birçok kişi Akaydın’ı ve CHP’yi suçladı. CHP örgütleri her gün Halkkart’tan şikayetçi insanlarla doldu taştı.

Yorum Yap