‘Alan kişi daha çok yer, veren kişi daha rahat uyur!’

  • Bekir Bülend Özsoy

    Bekir Bülend Özsoy Yazı Arşivi
    31 Mayıs 2022 /   1008 Okunma

    ‘Alan kişi daha çok yer, veren kişi daha rahat uyur!’


    Şöyle etrafa bir bakıyorum da, kardeşim bu ne hal böyle. Basına yeni yasaklar getireceği iddia edilen bir kanun teklifi gündemde, e kimden doğru şeyleri duymak istersiniz? İkiye bölünmüş medyadan değil elbette. Kimden olacak tarafsız olduğunu sandığınız meslek kuruluşlarından.

    Çıkın ortaya

     ‘Olamaz böyle şey!’

     Ya da

    ‘Korkulacak bir şey yok!’ deyin.

     Evet size sesleniyorum Antalya Gazeteciler Cemiyeti…

    ABB ile malum bir yurt davası günlerden beri basının dilinde biri, bir şey diyor, öbürü başka bir şey..

    E kim aydınlatacak konuyu? Baro olabilir mi

    Antalya Barosu, yani Antalya şehri ile ilgili kafaları karıştıran hukuki bir durum hakkında Samsun Barosu yorum yapacak değil ya!

    ‘Çevir kazı yanmasın’ tutumu adam gibi kurum olduğunu iddia edenlere yakışmıyor.

    Kısaca, biliyorum ki güncel olayları yorumlamayı ve duygularınızı köpürten şeyleri okumayı seviyorsunuz.

    Ama bu köşe, o köşe değil.

    Ferenc Nagy adı size yabancı gelebilir, bu arkadaş 1930-40 lı yılların Macaristan’ında önemli bir politikacı idi. Tarım Bakanı olarak önemli işlere imza atan biriydi daha sonra da Başbakan olacaktı. (Orada öteden beri en önemli Nezaretlerden bir de Nazır-ı Ziraat, başka yerlerde ki gibi sallabaşlardan seçilmez)

    Düşünün bir ülke ki 25 yıl içinde arka arkaya iki büyük savaştan çıkmış, ortalık yangın yeri, millet aç, perişan. Ülke fiili işgal altında siyasi ve sosyal kaos son aşamasında.

    Ve sen Tarım Bakanısın.

    Sonra Başbakan, hayali; demokrasi içinde yaşayan özgür ve karnı tok bir ülke!

    O karmaşa ortamında safça ayrı-gayrı siyasi kutupları ülkenin selameti fikri etrafında barış içinde toparlayabilirim sanmıştı. Sanıyordu ki bütün siyasi partilerin ortak tavrı önce milletin aç karnını doyurmak, bir miktar üretimi artırmak, e biraz insan hakları falan, parlamenter  sistem içinde ağır-ağır geçmişin vukuatlarından yırtmak.

    Var mı öyle yağma!

    Yok insan hakları imiş, yok basın hürriyeti imiş, yok hukuk devleti imiş, hem açları doyuracaksın hem de bütün bunları becereceksin.

    Bırakırlar mı adamı?

    Bu hikayenin sonu nasıl mı bitti.

    Ülkesini ve milletini düşünen, medeni bir insan olmanın bedelini sürgün edilerek ödedi. (Malum Macar kardeşlerimiz de bizim gibi Orta Asya kökenli…)

    Yahu aslında ben bugün Jutland deniz savaşını (Büyük Savaşın 1916 senesinde yapılan ve denizcilik tarihinde en son klasik deniz muharebesi olarak bilinen) anlatacaktım.

    Nedir bu özgür toplum, hukuk devleti, hür basın, yok bilmem ne…kafa mı kaldı birader?

     


Yorum Yap