‘GEÇMİŞİN GÜNAHLARI İÇİN HESAP VERMEK İŞİN KOLAY KISMI …

  • Bekir Bülend Özsoy

    Bekir Bülend Özsoy Yazı Arşivi
    13 Ekim 2020 /   624 Okunma

    ‘GEÇMİŞİN GÜNAHLARI İÇİN HESAP VERMEK İŞİN KOLAY KISMI …



    Konyaaltı Belediyesi’ne tekrar soruyorum: Akdeniz Üniversitesi’ne yurt yapılsın diye tahsis edilen arazilerin TOKİ üstünden bir özel firmaya devrinden sonra, 500 LÖKÜS konut dosyası size gelmiş olmalı... Bu dosyanın işlemleri ne sürede bitirildi?


    Ha ‘sana ne?’ diyorsanız ona da benim bir cevabım var:


    Bir gazete, özellikle de bu gazete, halk adına konuşur veya yazar… cevap verirseniz ne ala...


    Yoksa…


    Cehennem buz tutana kadar her hafta sormaya devam edeceğim.


    Gelelim asıl konumuza: Ne olacak bu ABD’nin hali… şimdi birlikte bu demokrasi ve uygarlığın güç kaynağı diye ilan edilen ülkenin geçmişinde ki karanlık noktaları aydınlatalım.


    Daha önce de yazdım; Amerikan kimliğinin ve dolayısıyla tarihinin oluşması -kışkırtmalar- üzerine inşa edilmiştir.


    Ülke kademe-kademe büyümüştür. İlk bağımsızlık savaşını veren 13 koloni Atlantik kıyısında ki bölgelerdi, zamanla içerlere doğru ilerlenmiş, sırasıyla İspanya’nın, Napolyon’a terk ettiği topraklar satın alınmış (ki bugün üstünde 14 eyalet var) sonra güneyde ki zayıf Meksika’dan Teksas ve Kaliforniya araklanmış, sonra Ruslardan Alaska sayın alınmış ve en son Havai adaları ile iş tamamlanmıştır. ABD’nin bayrağındaki 50 YILDIZ  1959 senesinde tamamlanmıştır.


    İlginç bir ülke... Mesela dünyaya geldiği sırada tüm dünya da -cumhuriyet- diye bir rejim nerdeyse yok… Büyük ülkelerin hepsi saltanat ile yönetiliyor. Oysa bunlar tutmuş cumhuriyet olacağız demişler... Neden?


    Öyle ya ilk Cumhurbaşkanı seçilen Washington’a nasıl hitap edilecek günlerce konuşmuşlar. O günlerde ‘kral, kraliçe, prens, prenses, dük, düşes, altes, kont’ falan var ve bu sıfatlar yegane yönetici sıfatları.


    Bu adama ne denecek?


    İşte o ünlü ‘Mr. President’ lafı böyle bulunmuş.


    Dedik ya ilginç bir ülke diye...


    Mesela; President Washington kaç para maaş alsın konusu tartışılmış, günlerce… 25 bin Dolar’da karar kılınmış.


    Ama o da ne?


    Mr. President ‘Ben bu parayı almam!’ diye tutturmuş.


    Neden:


    ‘E ben zaten zenginim denizde kum ben de para’ demiş. (Doğru, adam o günlerin bilinen en zenginlerinden biri. Han-hamam-köle, tarla tapan sınırı yok)


    İkna olmuyor


    Sonunda birkaç ak sakallı gelmiş ve ‘Bu parayı alman lazım, çünkü biz halka Başkanlık makamı yalnızca zenginler içindir diyemeyiz, savunduğumuz bütün değerlere ters gelir ve daha da beteri dersek bizi oyarlar.’ diyerek ‘Mr. President’i ikna etmişler…


    … ‘ZOR OLAN GELECEĞİN GÜNAHLARININ HESABINI VERMEK!’


    Bir İsevi arkadaşım ‘Bu günah çıkarma işi ne menem bir şey?’ diye sorduğumda verdiği cevaptan…


    Amerika hikayesine devam edeceğiz gazetemizin sayfaları yer verdiği sürece…


Yorum Yap