‘Kazandığın parayı harca evladım!’

  • Bekir Bülend Özsoy

    Bekir Bülend Özsoy Yazı Arşivi
    25 Ocak 2022 /   982 Okunma

    ‘Kazandığın parayı harca evladım!’


    Sevgili annemin lafıydı bu,

    Yani demek istiyordu ki; kazanmayı umduğun parayı değil fiilen kazandığın parayı.

    Sonraları biz bunu arkadaşlar arasındaki biraz tüketin sevdalılarına şöyle uyarlamıştık; ‘Brütün kadar değil, netin kadar harca!’

    Para ve tüm diğer maddi-manevi değerler bir uğraş, gayret ve mücadele sonucu kazanılır.

    Onun için eline geçeni harcayan zıpırlar -miras yedi- derler.

    Bizim için olay daha basit; ülke olarak bir miras yedi durumundayız. Para dahil her şeyi, her değeri sorumsuzca tüketiyoruz. Bu gidiş doğru değil.

    Ama bu gerçeği duymak istemeyen hödüklere de bir şey anlatmak bir yerel gazetede sağdan saysan 3, soldan saysan 5 okuyucusu olan bu köşenin görevi değil.

    O zaman;

    Haydi eller havaya!!

    Werner Fink, 30’lu yılların Almanya’sında ünlü bir kabare yıldızıydı, hani şu Cem Yılmaz tarzı stand-up gösteriler yapardı.

    Zaman Nazilerin zamanı, adamlarda mizah anlayışı süzme hödük seviyesinde. Kabare de siyasi Show yapabilirsin ama ancak Yahudileri aşağılıyorsan, aksi takdirde adamlar gölgeni bile tutuklayabilirlerdi.

    Mesela şöyle iğrenç bir espri kabareyi yıkar geçerdi;

     “Bir Wolkswagen’e kaç Yahudi binebilir?

    506.

    506 mı nasıl?

    6’sı arabada, 500’ü küllükte!”

    Ha-ha)

    Ne var ki adamımız böylesi ucuz bir komedyen değildi.

    O, araya şöyle bir espri de sıkıştırıyordu;

    Programın akışı içinde öyle bir an yakalıyordu ki asıl fıkraya geçmeden önce şu lafları ediyordu;

    -Aa o sırada bir baktım yanımızdan gıcır-gıcır, yepyeni bir Mercedes geçti, tabi içinde Naziler..

    Arkasından asıl nükteyi anlatıyordu ama bu durum öyle hal almıştı ki konuklar ne zaman-nasıl edecek de bu satırları telaffuz edecek diye bekleşiyorlardı.

    O zamanda Nazilerle gırgır geçmek ha,

    İşte bu cesarete ortak olmak isteyenler kabareyi dolduruyordu.

    Bir zaman sonra meşhur Gestapo olayı duymuş ve adamı merkeze davet etmişlerdi, sıkı bir fırça yemiş olan Werner, ertesi geceki gösterisi için hazırlanıyordu, bu arada dedikodu gazeteleri çoktan olayı halka duyurmuştu.

    Ertesi gece Kabare tıklım-tıklım doluydu,

    (Şeytan diyor ki burada kes haftayı bekle. Ama swapına devam edeyim)

    Werner sahnedeki yerini almış gösterisini sürdürüyordu fıkra üstüne fıkra, komikliğin bini bir para seyirci nefesini tutmuş bekliyor;

    O efsane sözler ne zaman gelecek..

    Millet tuvalete bile gitmiyor, garsonu, aşçısı, seyircisi heyecan içinde bekliyor

    O Mercedes bu akşam görünecek mi*

     Derken..

     Werner , beklenen sözlere başlıyor,

    ‘Bir ara yanımızdan gıcır-gıcır bir Mercedes geçti,..

    Baktım,

     Ve içinde Naziler yoktu…’

    Salon alkıştan yıkılıyor.

    Werner ertesi gün bir toplama kampına oradan da Rus cephesine gönderiliyor, madalya alıyor. Savaşın sonunu görüyor. Mutlu bir adam olarak ölüyor. (1978)

    Onu sorgulayanlar ve akılları sıra cezalandıranların bugün esamisi okunmuyor.

     

     


Yorum Yap