‘Mr. President!’

  • Bekir Bülend Özsoy

    Bekir Bülend Özsoy Yazı Arşivi
    11 Kasım 2020 /   978 Okunma

    ‘Mr. President!’

    ‘Mr. President!’

    Hep ulusal basın bir şeyler bilecek veya yazacak da biz öyle mal-mal duracak mıyız?

    ABD bir cumhuriyet olarak kurulduğunda Başkan’a nasıl hitap edilecek sorusuna cevap aranıyordu. Öyle ya zaman 1780’erin başı, o günkü devlet idare sisteminde adamların bildikleri hitap şekilleri hep aristokrasiden kaynaklı; yani Kont, Altes, Majesteleri falan... İlk Başkan George Washington’a sormuşlar;

    ‘Yahu size nasıl hitap etmemizi istersiniz?’

     ‘Mr. President yeterli olur’ demiş...

    Amerika’yı Trump denen moron mu bölünmenin eşiğine getirdi yoksa bu adamların öteden beri tarif edemediği bir başka kavram mı vardı?

    Burada durduk yerde Başkan Biden güzellemesi yapacak değiliz elbette. Biraz meselenin köküne inelim diyoruz. Yani tarihin tozlu sayfalarına...

    ABD kuruluş beyannamesinin açıklandığı günden bu yana ülkenin -kurucu babaları-  zencilerin durumu ne olacak diye merak ediyorlardı. 19. Asır ortalarına gelindiğinde Avrupa’da kölelik kurumu fiilen ortadan kalkmıştı. Rusya Çarları bile bu ilkel sistemi tarihe gömmenin hazırlığı içindeydiler. 1860 Başkanlık seçimlerine giden yolda bu iş artık bir şekilde çözülecekti. Siyaseten çözülmesi iyi olurdu ama gerekirse silahlar konuşacaktı.

     1858 senesinde başkanlık seçimi hazırlıkları iyice kızışmıştı. Güneyli eyaletler, kölelerin mülk sayılması gerektiğinde ısrarlıydılar. Mülk devlet tarafından korunmalıydı. Köle sahipleri bu -hakkın- anayasal güvence altına alınmasını talep ediyorlardı. Uzlaşmanın yolu yok gibiydi.

    Ama sevgili okuyucu bütün bunlar olurken Amerikan toplumu nelerle meşguldü dersiniz?

    Mesela New Yok’daki meşhur CENTRAL PARK şehir planlarına işleniyordu.

    George PULMAN adında bir mühendis tren yolculuklarını daha rahat hale getirecek düzenlemelerini tanıtmıştı.

    MATHEW BRADY adında başka biri ilk fotoğraf stüdyosunu kurmuştu.

     1860 senesi geldiğinde Pennsylvania’da petrol bulunmuştu.

    Aynı yıl şu ünlü Buffalo Bill adındaki Western kahramanını öne çıkaran Pony Ekspres hizmete alınmıştı, ülkenin doğusu ile batısı arasında posta servisi olarak hizmet edecek, daha sonra telgrafın devreye girmesiyle bir son bulacak ama efsanesi günümüze kadar uzanacaktı.

    İlginç bulabileceğiniz bir başka sosyal olay ise Massachusetts eyaletinde bir ayakkabı fabrikasında çalışan kadın işiler ilk grevi gerçekleştireceklerdi. Ücretlerinin artmasını istiyorlardı. Fabrikatörler bu talebi uygun bulmak zorunda kalmışlardı.

    Ve sevgili okuyucu; bütün bunlar 1860 yıllarında oluyordu.

    Hö... arka sıralardaki bademciler ve bodoslamacılar duydunuz mu!!!

    O günlerde hem Cumhuriyetçi hem Demokrat Parti saflarında kati bir kölecilik yanlısı ve karşıtı bir bölünme vardı. Lincoln adında sade görünüşlü bir avukat, Cumhuriyetçi parti içinde ağır ama emin adımlarla yükseliyordu.  Adam ABD Cumhuriyeti’nin aristokratları sınıfına ait değildi, oldukça mazbut ve hatta fakir ailenin çocuğuydu. Karşısındaki blok bölük pörçüktü. Hele oy almasının zor olduğu Güney eyaletlerinde üç ayrı aday vardı.

    Lincoln, kölecilik karşıtıydı, ama şahin kanada ait değildi. Kölecilik sisteminin zaman içinde kaybolup gitmesi için gereken yasal düzenlemelerin yapılmasından yanaydı. Oysa partisinin içinde daha kesin önlemlerin alınmasını isteyenlerin sayısı az değildi.

    O sırada Başkan olan BUCAHNAN ise açıkça Güney eyaletlerini destekliyordu ama suya sabuna dokunmayan açıklamalar da yapıyordu. Lincoln seçilirse Birlik hükümetini terk edeceğini ilan eden Köleci eyaletlere ‘yani şimdi Birlik terk edilemez ama ederseniz de bir şey yapılamaz!’ gibi zihni sinir cümleler kurmakta üstüne yoktu.

    Sonunda Abraham Lincoln Başkan seçilecekti. (6 Kasım 1860)

    20 Aralık günü Güney Carolina Birliği terk ettiğini açıklamıştı.

    Başkan yemin töreni için başkente gizlice getirilecekti. Çünkü suikast duyumları ciddiydi. 15 Nisan 1865’te güvenlik görevlisini izne yollayıp tiyatroya giden Başkan burada kaderinden kaçamayacak ve öldürülecekti. İlginç olan aynı gece aşağı-yukarı aynı saatlerde Başkan Yardımcısı ve Dış İşleri Bakanı da suikasta uğramışlardı. Ancak onlar son anda kurtulacaklardı.

    Nasıl tipik bir Amerikan darbesi değil mi?

     Şimdi kendimize şu soruyu soralım; Lincoln ve düşüncesini yok etmek isteyen politik görüş 155 yıl sonra 70 milyon oy alıyor. Ve koltuğu terk etmemek için bir iç savaşa bile razı. Buna karşılık öbür aday ise ‘birlik ve beraberlik’ mesajı veriyor.

    EY KONYAALTI BELEDİYESİ… (gerisini biliyorsunuz!!!)


Yorum Yap