Sefalet…

  • Bekir Bülend Özsoy

    Bekir Bülend Özsoy Yazı Arşivi
    18 Mart 2020 /   1832 Okunma

    Sefalet…


    Malum ortalık corona denilen bir virüsten kırılıyor. Ülkemiz ve dünya bu korkunç mikroskobik tek

    hücreliye odaklanmış vaziyette. Varsa -yoksa Corona.. kuşkusuz ciddiye alınması gereken bir durum

    var, ama kahrolası siyaset ve onun aktörleri hala olayı kendilerine prim yaptıracak argümanların

    peşinde. Ülkenin tüm hayati gündemi, kısaca güme gitmiş gibi.. kimse ne İdlip diyor, ne ekonomide

    çatırdamayı sorguluyor, ne Kanal İstanbul denilen ucubeyi dile getiriyor.

    Neyse biz kendi konularımıza bakalım.

    Geçen hafta bu ilde siyaset seviyesi çok tartışmalı politik bir transfer oldu, İyi Partiden vekil seçilmiş

    bir hanım, hiçbir geçerli açıklama yapmadan iktidar partisine geçti. Siyasetçilerin bulundukları partiyi

    terk etmek gibi bir hakları var, ancak bu partinin görüş ve sloganları ile siyasi mevkilere gelmiş birinin

    (Milletvekilliği, belediye başkanlığı, gibi)parti değiştirme işini basit bir taşınma gibi görmeyip, dönüp

    halka bir açıklama yapması siyasi ahlakın gereğidir. Ama vekil seçildiği güne kadar nerede, ne işe

    yaramış, niye durduk yerde listelerde seçilen bir yere konmuş ,onu da söz konusu hanımı vekilliğe

    öneren isimler düşünsün.

    Ben askeri tarih meraklısıyım. Dört kitabım çıktı.. öteden beri hep Kurtuluş savaşımız ve özellikle

    Çanakkale’yi doğru dürüst anlatan bir filme denk gelememenin sancısı içindeyimdir. Çok şükür Ziya

    Öztan diye rejisör gibi bir rejisör ve Rutkay Aziz gibi muhteşem bir aktör, ‘Kurtuluş’ ve ‘Cumhuriyet’

    dizileri ile konunun bir tarafını layıkıyla yerine getirdiler. Ama Çanakkale hep öksüz kaldı, Çanakkale

    dediğim, Büyük Savaş(1914-1918) da ki ünlü Çanakkale seferi muharebeleri… Dünya tarihinde bazen

    ‘Devler ülkesinde Devlerin savaşı’ diye ifade edilen o kanlı savaşın kanlı günleri.. Çocukluğumun bir

    bölümü Gelibolu da geçti, ne zaman Çanakkale seferinin geçtiği yerlere gitsem burnum sızlar,

    gözlerim dolar. Yazımıza başlık olan sefalet kelimesi de şimdi anlatacağım hikayeden kaynaklanıyor.

    Birileri, Çanakkale 1915 diye bir savaş filmi çekmiş, ya da çektiğini sanmış.. İslamcılarla Kemalistler

    arasında gidip gelen yüzeysel diyaloglar, artık 13 yaşında ki çocukların bile bilgisayar ekranında

    canlandırabilecekleri gülünç savaş sahneleri. ‘Brave heart’ filminden araklanmış bir fon müziği.

    Sırasıyla gidelim:

    Tarihe mal olmuş savaşlar sinemaya konu edilirken, belgesel gibi bir film yapacaksın, yani savaşın

    önemli simalarının gelmişi geçmişi ve akıbetleri hakkında bilgi vereceksin. Savaş sırasında yaşadıkları

    ve tarihe geçmiş hataları -sevapları- günahlarını irdeleyeceksin.

    Savaşın kaderini değiştiren anları, olayları olabildiğince tarafsız aktaracaksın. Gerçek bir belgesel de

    kahramanlar her iki tarafta da olur. Yalnız bizimkilerde olmaz.

    Her Türk askerini kaytan bıyık boynunda üçgen dua kitapçığı ile resm edersen hatalı olur.

    Arkadaş size göre cennet mekan Mustafa Kemal nerdeyse yatağa bile başında ki Enveriye ile girecek.,

    o rolü oynayan adamı Mustafa Kemal’e fiziken benzetmek yetmez ki hani o adamın karakteri.. bakın

    Rutkay Aziz’e biraz öğrenin… Rutkay bey rahmetli gazi paşamıza hiç benzemiyor, mesela sesi davudi,

    paşamızın sesi öyle değilmiş, kalıbı kıyafeti ondan daha iri yarı ama adam bir Mustafa Kemal oldu,

    hani orijinali Anıt Kabirden kalksa gelip alnından öper.

    Seyit onbaşı, o mermiyi büyük bir imanla kaldırmış, iyi-hoş da… o kadar abartılı oynatmaya ne gerek

    var adam mermiyi sırtına yüklüyor, yürüyor da yürüyor, yanındakiler öyle aval-aval bakışıyorlar, seyirci de soruyor haliyle bunlar niye yardım etmiyorlar diye.(Çünkü seyirci filmi yapanlar gibi idrak

    özürlü değil) Üstelik senaryoya göre üç kere mermi taşıyor üçünde de aynı mal duruş…

     


Yorum Yap