ATATÜRKÇÜ OLMAK! (*)

  • Ertan URUNGA

    Ertan URUNGA Yazı Arşivi
    19 Şubat 2022 /   4227 Okunma

    ATATÜRKÇÜ OLMAK! (*)

    Yüce önderimiz, ulusal kahramanımız, sevgili Atamız Mustafa Kemal ATATÜRK’ün heykelleri üzerinden manevi kişiliğine karşı kimi hain odaklarca yapılan çirkin saldırıların sürdüğü esefle görülmektedir. Bunun son örneğini, Mustafa Kemal’in Kurtuluş savaşını başlatmak üzere ilk adımı attığı Samsun’daki Onur Anıtı’nın yıkılmak istendiğini de yüreğimiz sızlayarak gördük. Yıkmaya kalkışanlar, başaramayıp kaçmış olsalar da toplumun tepkisinin günlerce sürüp geniş kitlelerce kınanması ve bunların sosyal Medya’ da yer alması nedeniyle halkımızın böylesi saldırılara sessiz kalmadığını görmek sevindirmişti bizi.


    Sevindirmiştir ama Atatürkçü olduğuna kuşku duymadığımız kimi arkadaşların da somut olayda halkımızın gösterdiği haklı tepkilere hiç değinmeden, öteden beri Atatürk’ün heykel ve büstlerine karşı bağnaz ve gerici odaklarca yapılan saldırılara toplumun tepkisiz kaldığını ileri sürerek, Atatürkçü olamadığımızın uluorta dile getirmelerine de o kadar üzüldük.


    ATATÜRK’ÜN YOLUNDAN SAPANLAR

    Oysa bu arkadaşların haklı olarak, gelmiş geçmiş tüm siyasal iktidarların öteden beri Atatürk ilke ve devrimlerine özde aykırı düşen ve ülkenin yönetim biçimini (Cumhuriyet Rejimini) değiştirmeye kadar varan uygulamaları ile bugünlere gelindiğini anımsatıp; bizim de asıl tepkiyi onun heykellerine saldıranlara değil; ancak  Atatürk'ün yolundan sapan ve çağdışı kalmış uygulamalarla onun öğreti ve eserlerini yıkan politikacılara karşı gösterilmesi gerektiğini belirtikten sonra, ”Bunları yapmadığımız için Hiçbirimiz Mustafa Kemal olamadığımız gibi gerçek  Atatürkçü de değiliz” yargısına varmasının, Atatürkçü yurttaşlar için haklı gerekçelerle yanlış sonuca varılmasından başka bir anlamının olmadığı kanısındayız.


    ESERLERİNE SAHİP ÇIKMAK

    Bu eleştirilere karşı önce şunu vurgulamak isteriz ki Atatürk'ün heykellerine saldıran bedbahtların amacı, doğrudan heykele zarar vermek olmayıp Atatürk'ün düşünce ve eserlerini toplum katında küçük düşürüp manevi kişiliğini itibarsızlaştırmak; kısacası heykelleri üzerinden kötüleme/tahkir etmek kastı olduğu gözetildiğinde, bunlara tepki göstermenin de heykellerine sahip çıkmak değil; tam da Atatürk'ün düşünce ve eserlerini sahiplenmek olduğu yadsınamaz. Bu yüzden de halkımızın heykeline yapılan saldırılara karşı tepki göstermesinin, Atatürkçülük olmadığını söylemek doğru olmadığı gibi bunun, toplum psikolojisi ve duygudaşlığı (empatisi) ile bağdaştıramadığımızı da belirtmek isteriz.


    HER TÜRK ATATÜRKÇÜ’DÜR

    Öte yandan, kadim Türk ulusunun özellikle dil ve töre/kültür açısından yenilikçi ve devrimci karakteri ile gizil/potansiyel bir güce sahip olduğu tarihsel bir gerçekliktir. Böylesine şanlı bir toplumunun, Mustafa Kemal'in önderliğinde Türk Kurtuluş savaşı ile istilacı Emperyalist devletleri hezimete uğratıp Cumhuriyet’in de ilanından sonra, bir 'Kurtarıcı İlah' gibi gördüğü Atatürk'ü -gözleri olup da sessiz kalan dilsiz şeytanlar dışında- gönülden sevdiğine kuşku yoktur.  Bu nedenle, onun heykellerine yapılan saldırıların, manevi kişiliğine karşı yapılmış sayılarak tepki gösterilmesi ne kadar doğruysa; bunun Atatürkçülük sayılmayıp, toplumun 'Atatürkçüler ve Atatürkçü Olmayanlar' diye ikiye ayrılması da o kadar yanlıştır. Bize göre, Türkiye'yi Vatan bilen ve Ne Mutlu Türküm Diyen Herkes Türk'tür, Her Türk de Atatürkçüdür. Eşyanın doğasına da uygun düşen bu savsöz/aforizma, hiç kuşku yok ki Türk toplumunun büyük çoğunluğu için böyledir, bunun aksini savunmak da abestir, safsatadır.


    İSTEMEDEN DE OLSA…

    Sevgili Atamızın yol göstericiliğine/mürşidine her zamankinden daha çok gereksinim duyduğumuz şu sancılı günlerdehiçbirimizin Atatürkçü olamadığının ileri sürülmesinin; istemeden/sehven de olsa Atatürkçülerin töhmet altında bırakılmasına neden olması bir yana, Atatürk'ün düşünce ve devrimlerini inançla savundukları için Cumhuriyet düşmanı hainlerce katledilen onca devrim şehitlerimize ve halen Atatürk’ün yolundan sapan karayobaz cahillere karşı mücadelesini inanç ve kararlılıkla sürdüren yurtsever aydınlarımıza, hatta bunu ortaya atanların da kendilerine karşı yaptıkları bir haksızlık olmuştur.


    ATATÜRKÇÜLER TÜKENMEZ

    Oysa Atatürkçü olmak, sadece onu anlamak ve gereğini yapmak demektir. Kimsenin Atatürk gibi davranması beklenemeyeceği gibi Atatürkçülüğü de sorgulanamaz. Atatürkçülerin de Suret-i Haktan yana olmak isterken, haksızlık yapmaktan özenle kaçınmaları gerekir. Bunun yolu da kimin daha çok Atatürkçü olduğunu ya da olamadığını anlatmaktan değil; Atatürkçü olduğunu söyleyen herkesi yanına alıp onun ülküsünü, ilke ve devrimlerini yaşatmak için el ele vererek hep birlikte haksızlığa ve zulme karşı, her koşulda mücadele etmekten geçer.


    Burada yeri gelmişken, Atatürk’e ve onun heykellerine saldırarak, çamur atarak, katlederek Atatürkçüleri yıldırıp tüketeceklerini sanan Emperyalist devletlerin yardakçısı hainlere de şunu anımsatmak isteriz ki sahrada kum tanesi tükense de şehitlerimizin kanlarıyla sulanan Türk yurdu Anadolu'da Atatürkçüler tükenmez, tüketmeye de kimsenin gücü yetmez.     


    BAŞAT SORUNUMUZ VE ÇÖZÜMÜ

    Sonuç olarak, bugün Türk toplumunun Atatürkçülükle de Atatürkçülerle de bir sorunu yoktur. Ancak Emperyalist devletlerin yörüngesinde ve onların sinsi ve çirkin emellerine hizmet eden, onulmaz bir yara gibi yüreğimizi sızlatan, Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı bir iktidarın; ne yazıktır ki yaklaşık Yirmi yıldan beri yönetimde bulunması başat sorunumuz yaramızdır ama, bu sorun da toplumu örgütleyecek bir liderin ortaya çıkması ile tez zamanda aşılacaktır elbet.  


    Bunun nasıl olacağını merak edenler için de hemen belirtelim ki sevgili Atamızın daha önce söylediği ve doğruluğunu yine kendisinin yapıp kanıtladığı o ünlü sözünü anımsatmak isteriz:


    "Kendi kişisel çıkarları için yabancılarla işbirliğine giren ve gücünü halktan almayan küçük bir azınlığın dışındaki tüm güçler; aralarındaki etnik, dinsel ve siyasal ayrılıkları erteleyerek, Ulusal Kurtuluş mücadelesi yolunda birleşmelidirler.”      

                                             

    Mustafa Kemal’e ve onun yoldaşı Atatürkçülere, Derin Saygılarımızla…


    Ertan URUNGA, (E) Askeri Yargıç

    (*) Mustafa Kemal Atatürk’ün destansı yaşamının son On Sekiz yılına sığdırdığı öğreti ve devrimleri, Dünya bilim çevrelerince “Kemalizm” olarak anılmaktadır. Ancak onun amacı ideolojiler peşinde koşmak olmadığı için izim’lere sıcak bakmadığı da bilindiğinden halkımızın ayni anlamda benimseyip yaygın olarak kullandığı öztürkçe “Atatürkçülük” sözcüğünü -kimi Kemalistlerin çekincesi olsa da- tercih ettiğimizi öncelikle belirtmek isteriz.   

     


Yorum Yap