TÜRKÇE NEREYE?

  • Gürkut Acar

    Gürkut Acar Yazı Arşivi
    18 Haziran 2020 /   586 Okunma

    TÜRKÇE NEREYE?


                “FETÖ ile İltisaklı Sendikanın Şube Başkanına Hapis Cezası: Şanlıurfa'da, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) ile iltisaklı olduğu gerekçesiyle kapatılan Aktif Eğitimciler Sendikasının (Aktif-Sen) eski Şanlıurfa Şube Başkanı, "terör örgütüne üye olmak" suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.”

    (Https://www.sondakika.com/haber/haber-feto-ile.iltisaklı...).

    Böylece “İltisak” sözcüğünü tümce içinde kullanmış olduk (!)…

    Dilimizi yabancı dillerin egemenliğinden kurtarmak için verdiğimiz onca emek, onca aydın insanımızın gayreti hepsi boşa mı gidiyor?

    İltisak ne demektir?

    Türk Dil Kurumu’nun 2010 yılında Şükrü Haluk Akalın tarafından hazırlanan “Türkçe Sözlük”; “kavuşma, bitişme, birleşme” olarak açıklamıştır. (s.1180)

    Ali Püsküllüoğlu’nun Türkçe Sözlüğü ise İltisak’ın anlamını; “(hekimlik terimi olarak)”; “yapışma” şeklinde bildiriyor.

    Bir terör örgütüne yapışık olarak yaşamış bir başka örgüt için “yapışık” sözcüğü de kullanılabilir.

    Bir terör örgütüne bitişik örgüt olarak da söylenebilir.

    Bir terör örgütüyle birleşik olarak da söylenebilir.

    Bana göre en doğrusu “bir terör örgütüyle bağlantılı” şeklinde kullanımıdır.

    Bunların hiçbirini kullanmayarak ölmüş bir kelime olan “iltisak” sözcüğünü yeniden diriltenlere ne demeli? Nasıl kutlamalı(!)…

    Bu gerici iktidar döneminde Osmanlıca denilen uydurma dili yeniden hortlatma çabaları dehşet verici geliyor bana…

    Acaba bu ülkenin seksen milyonu geçen nüfusundan kaç kişi “iltisak” sözcüğünün anlamını bilmektedir? Yüksek öğrenim görmüşlerin içinde bile binlercesinin bu terimi bilmediğine bahse girerim.

    Bunun bir hukuk derimi olduğu savında bulunanlar çıkacaktır. Onlara şunu söylemek isterim ki 48 yıllık bir hukukçu olarak böyle bir sav doğru değildir. Ne Üniversitede okurken ne de mesleğimdeki 48 yıllık sürede “İltisak” sözcüğünü kullanmadık

    Biz hukukçular için, hukuk dilinin halkın anlayabileceği sadelikte olması, elli yıldan beri çalışarak; büyük oranda başardığımız bir amaçtı…

    Şimdi tam tersi oluyor.

    Sadece bu mu?

    Beni sinir eden bir terim daha var: “Argüman”!!!

    Nedir argüman?

    Birçok çokbilmiş (!) ağızlarını doldura doldura “Bu argümanlara dayanarak…” demeleri bana hep “nasıl da yabancı bir dil biliyor, büyük adam” desinler çabası olarak görünüyor. Seksen milyon insanın “argüman” sözünden hiçbir şey anlamadıkları inancındayım.

    Bir teknik terim olarak kullanılması gereken “Argüman” sözcüğü, Fransızca “Argument” kelimesinden gelmektedir. Argüman "delil, kanıt, tanıt”, "tez, iddia, sav" anlamına gelmektedir.

    Gökbiliminde “Argüman”; bir denklem, bir eşitsizlik veya bir gök cisminin hareketine ait herhangi bir elemanın bağlı bulunduğu belli bir değer anlamına gelmektedir.

    Bunu çok bilmişlik taslayarak günlük yaşama sokanlara yazıklar olsun!

    Bir de “detay” sözcüğü var.

    Eskiden, sanat dünyasında, bir büyük resmin ya de yontunun küçük bir kısmı görüntülenerek açıklamasında “…resminden detay” olarak yazılırdı. Resmin tamamını değil bir kısmını gösteren bu “detay” sözcüğünün Türkçesi “ayrıntı” demektir. (Bakınız: Ali Püsküllüoğlu’nun Türkçe Sözlüğünde sayfa:369)

    Bugün günlük yaşamın bir parçası haline getirilen bu deyimin sanat alanı dışında, Türkçedeki kullanımı ne yazık ki çok yaygınlaşmıştır.

    Bitti mi hayır bitmedi.

    Bir de “sofistike” sözcüğü var.

    2003 basımı Ali Püsküllüoğlu’nun Türkçe sözlüğünde bu sözcük yok. Sofi (tasavvuf felsefesine bağlı olan kimse), “Sofist” (sofizm yandaşı kimse ya da düşünce), sofizm (bilgicilik) sözcükleri var. Sofistike sözcüğü yok.

     2010 tarihinde basılan TDK sözlüğünde Sofistike: 1-Yapmacık, 2-Yanıltıcı, 3-(Teknolojide) Karmaşık, 4-) (Mecazen; Karmaşık) anlamlarına geldiği yazılıdır.

    Şimdi “sofistike” sözcüğünü kullanarak sokaktaki insanlara bir sorun bakalım kaç kişi ne anlama geldiğini bilecek! Diyelim ki bir anlamını bildi, diğer anlamlarında kullanılmadığını nereden bileceksiniz?

    “Sofistike bir alet” dediğinizde “karmaşık bir alet” mi demek istiyorsunuz yoksa “yanıltıcı bir alet” mi? “Sofistike bir davranış” dediğinizde “yapmacık bir davranış mı” demek istiyorsunuz yoksa “yanıltıcı bir davranış” mı?

    Bu sözcüğü Ali Püsküllüoğlu’nun yazdığı “Türkçedeki Yabancı Sözcükler Sözlüğünde” buldum. Belki de bu yüzden Türkçe Sözlüğe almadı. Orada da sofistike: 1-Çok karmaşık olan (durum vb.) 2-) Çok yapmacıklı davranan (kimse). Olarak açıklanıyor.

    Şurası kesindir ki bu sözcük sadece kafa karıştıran, muğlak, zorlama bir yabancı sözcüktür.

    Türkçeyi hep birlikte nereye götürüyoruz?

    Bizi tarih boyunca yabancılara olan hayranlıklarımız yaktı, yıktı…

    En çok da yabancılar; eğitimimize, dilimize, kültürümüze, siyasetimize, dinimize, imanımıza, inançlarımıza müdahale ederek bizi sömürge ülkesi haline getirdiler. Dilimize bu sözcükleri ve benzerlerini zorla sokarak nereye gittiğimizin ayrıntıları ayrı bir yazı konusudur.

    Neden “iltisaklı” yerine “bağlantılı”, “argüman” yerine “kanıt”, “sofistike” yerine “karmaşık” demiyoruz?

     

     

     

     


Yorum Yap