reklam

Hukuk para etmezse ekonomi gelişemez

ATSO Başkanı Davut Çetin, 16 Nisan referandumunun, toplumsal uzlaşma ihtiyacını bir kere daha ortaya koyduğunu belirterek, “Anayasa bir milletin ortak senedidir, mutlaka uzlaşmaya dayanmalıdır. Türkiye bir şekilde hak ve hukuka saygıyı üstün tutmak zorundadır. Hak, hukuk, doğruluk ve dürüstlüğün para etmediği bir toplum ve ekonomi gelişemez” dedi.

Hukuk para etmezse ekonomi gelişemez

Hukuk para etmezse ekonomi gelişemez


ATSO Başkanı Davut Çetin, 16 Nisan referandumunun, toplumsal uzlaşma ihtiyacını bir kere daha ortaya koyduğunu belirterek, “Anayasa bir milletin ortak senedidir, mutlaka uzlaşmaya dayanmalıdır. Türkiye bir şekilde hak ve hukuka saygıyı üstün tutmak zorundadır. Hak, hukuk, doğruluk ve dürüstlüğün para etmediği bir toplum ve ekonomi gelişemez” dedi.

 

ATSO’nun Nisan Ayı Olağan Meclis Toplantısı ATSO Başkanı Davut Çetin başkanlığında meclis toplantı salonunda gerçekleştirildi. ATSO Meclis Salonu'ndaki toplantıda konuşan ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Davut Çetin, 16 Nisan referandumunun terör saldırısı olmadan, yaklaşık 50 milyon seçmenin katılımıyla gerçekleştiğini belirterek, “Halkımız demokratik bir olgunlukla oyunu kullandı. Maalesef referandumun ardından mühürsüz oy tartışması başladı. Basit bir oylamada böyle bir hata olmamalıydı. Bu noktada önemli olan referandum sonucu değil, halkın güven duygusunun zedelenmemesidir. Güvenlik kurumları, eğitim kurumları, dini kurumlar, yargı ve medya siyasi taraf olmamalı. Sivil toplum ve medya gerginliğin tarafı olmamalı, tam tersine uzlaşma için uyarı görevini yerine getirmelidir. Ben ilk günden bu yana neredeyse her mecliste uzlaşma konusunu dile getirdim. 16 Nisan referandumu, toplumsal uzlaşma ihtiyacını bir kere daha ortaya koymuştur. Anayasa bir milletin ortak senedidir, mutlaka uzlaşmaya dayanmalıdır. Türkiye bir şekilde hak ve hukuka saygıyı üstün tutmak zorundadır. Herkes herkesin fikrine, siyasi görüşüne, hakkına saygılı olmak zorundadır. Hak, hukuk, doğruluk ve dürüstlüğün para etmediği bir toplum ve ekonomi gelişemez" diye konuştu.

 

ÇIRAK SORUNU YAŞANIYOR

"İşadamları olarak bizler sanayide çalışan çocuklara ve çıraklara önem vermek zorundayız” diyen Çetin, şöyle devam etti: "Ülkemizde 15-17 yaş arasında okumayıp çalışan 700 bin çocuk ve genç bulunuyor. Bu yaşta 110 bin çocuk ise işsiz, iş arıyor. Türkiye’de bazı sektörlerin gelişmesinde çıraklık önemli rol oynamıştır. Eskiden çocuklar mutlaka iş öğrensin ve boş kalmasın diye çırak olarak bir ustanın yanına verilirdi. Şimdi çırak bulunamıyor. Gençlerin bir kısmı internet kafelerde veya bilgisayar başında. Okul bitiren, saha eğitimi almadığı zaman bir iş bilmeden mezun oluyor. Bu nedenle mesleki eğitime ve çıraklık eğitimine memleket meselesi olarak bakmalıyız. 2017 yılı için stajyer ücreti 381 TL olarak belirlendi. 20’den az personel çalıştıran küçük işletmeler için staj ücretinin üçte ikisini devlet karşılayacak. Büyük işletmelerde ücretin üçte birini devlet karşılıyor. Sigorta primi asgari ücretin yarısı üzerinden devlet tarafından karşılanacak. Bu destekler İşsizlik Sigortası Fonundan İŞKUR tarafından ödenecek. 381 lira staj ücreti düşük. Hem bunun artması gerekiyor hem de devlet desteğinin artırılması gerekiyor. Artık herkesin düz lise ve üniversitede sosyal bilim okuması yerine çıraklığın, teknisyenliğin gelişmesi, gençlerin yeni teknoloji alanlarında okuma ve çalışması özendirilmelidir."

 

EMEKÇİ BAYRAMINI KUTLADI

1 Mayıs İşçi Bayramı nedeniyle açıklamada bulunan Çetin,“Başta kendi çalışanlarımız olmak üzere, Türkiye'nin bütün işçilerinin, çalışanlarının emek bayramını kutluyorum. Dünyada artık çalışmak değil, zenginlik övülüyor. Medyada sadece siyasetçiler, şirketler, işadamları, magazin ve futbol yıldızları var. Oysa bizim, gençlere emeğiyle, aklıyla, doğruluk ve dürüstlükle çalışmanın değerli olduğunu göstermemiz gerekir. Herkes şöhret veya yıldız olmak zorunda değil. Önemli olan işini severek, mutlu olarak çalışmaktır. Sokakları süpüren, çöpleri toplayan işçilerin, tarlada, serada çalışan işçi ve köylülerin emeğinin değerini unutmamalıyız" diye konuştu. 

 

EXPO KORUNMALI

Çetin, “1.8 milyar lira harcanarak yapılan EXPO 2016’nın satışı gündemde.  EXPO’nun anlamından uzaklaşmaması, çocuk ve çiçek temasının Antalya’nın sembolleri olarak korunması gerekiyor. EXPO 1.1 milyon metrekarelik bir alan. Antalya olarak, ortak sosyal fayda oluşturacak yenilikçi bir proje düşünülürse güzel olur. Bilim parkı olabilir, biyoteknoloji-tarım teknoparkı olabilir, bilim-sanat köyü olabilir. Artık yenilikçi kamu-özel sektör ortaklığına ihtiyacımız var. Katılımcı bir sistem olmadığında hatalar önlenemiyor. Bunda hepimizin sorumluluğu var, medyamızın da sorumluluğu var. Bir başka örnek vereyim, Antalya’da kırsal kalkınma yatırım projelerine hibeler bir süredir başlamış durumda. Yeni dönemde 85 projeye 50 milyon liralık hibe desteği verileceği açıklandı. Bu, elbette son derece memnuniyet verici bir gelişme. Bununla birlikte keşke bu konularda biz de Bakanlıkla birlikte çalışsak, karşılıklı olarak bilgilensek, istişare etsek herkes için daha yararlı olacaktır" diye konuştu.

 

ELİMİZ YÜREĞİMİZDE

BEKLİYORUZ

Çetin, turist sayısında 4 aylık durumun negatif göründüğünü ancak ilk kez geçen yıla göre artış yaşandığını hatırlatarak, görüşlerini şu şekilde açıkladı: “2014'e göre yüzde 37, 2015'e göre yüzde 31 gerideyiz. Yine de geçen yıldan daha iyi olacağımızı söyleyebiliriz. Mevcut artış daha çok Rusya kaynaklı. Açıkçası elimiz yüreğimizde izliyoruz. Çünkü Rusya ve Almanya pazarlarından farklı açıklamalar geliyor. Almanya satışları son haftalara kadar düşmeye devam etti. Bununla birlikte aşırı fiyat indirimi yapılan yerler olduğunu duyuyoruz. Geçen ay fiyat indirimleri konusunda uyarı yapmıştım, bir kez daha tekrarlamak istiyorum. Lütfen mümkün olduğu kadar kaliteden taviz vermemeye ve fiyat indirmemeye çalışalım. Bu konuya herkes dikkat etmelidir." 

 

RUSYA İLE ORTAKLIK

AŞAMASINA GEÇMELİYİZ

“Rusya ile karşılıklı yaptırımlar yerine artık ortaklık aşamasına geçmeliyiz” diyen Çetin, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sebze ihracatında son aylarda Irak pazarı canlanmış bulunuyor. Artık alternatif pazarları zorlamamız gerekiyor. Bu yıl kışın meyvede veya narenciyede yaşanan fiyat düşüşü sebzede fazla yaşanmadı. Mart ayında Antalya halinde ürün miktarı aynı kaldı, ürün değeri ise yüzde 30 civarında arttı. Türkiye'nin sebze ve meyve ihracatı martta iyi bir artış gösterdi, ancak meyve fiyatı çok düşük. Domates ihracatı mart ayında yüzde 40 civarında artmış durumda, hatta 2015'e göre bile daha yüksek. Salatalık, patlıcan gibi bazı ürünlerde biraz sorun yaşanıyor. Devlet, sebze meyve ihracatına destek veriyor." DENİZ TOPKAYA

 


Yorum Yap