“Yolumuzdan şaşmayacağız”

Eğitim-İş Antalya Şubesi Yönetim Kurulu, pedagojik eğitim ilkelerine ve Anayasa'ya aykırı olduğu için 4-6 yaş arası çocuklara Kur’an kursu programını yargıya taşımalarının Eğitim Bir-Sen ve Diyanet-Sen ile toplumun her muhalif kesimini hedef göstermesiyle tanınan Akit Gazetesi’ni rahatsız etmesinin memnuniyeti içerisinde olduklarını açıkladı. Açıklamada, “Dini, çıkarlarına alet eden FETÖ taklitçilerine verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı, son derece memnunuz. Yolumuzdan şaşmayacağız” denildi.

“Yolumuzdan şaşmayacağız”

“Yolumuzdan şaşmayacağız”

Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası (Eğitim-İş) Antalya Şubesi Yönetim Kurulu, yaptığı yazılı açıklamada bilimsel, pedagojik eğitim ilkelerine ve Anayasa'ya aykırı olduğu için 4-6 yaş arası çocuklara Kur’an kursu programını yargıya taşımalarının bazı kesimleri rahatsız etmesinin mutluluğu içerisinde olduklarını söyledi.

Açıklamada, sendikadan ziyade iktidara yakın bir dernek gibi çalıştığını iddia ettikleri Eğitim Bir-Sen ve Diyanet-Sen’in Eğitim-İş’i bağnazlıkla ve toplum düşmanlığıyla suçladığı, toplumun her muhalif kesimini hedef göstermesiyle tanınan Akit Gazetesi’nin de ‘28 Şubatçı’ ilan ettiği vurgulanarak, “Bu ithamların saçmalığı, ithamda bulunanlara bakınca anlaşılıyor olsa da bağımsız sendikacılığın ne olduğunu göstermek zaruri hale gelmiştir. Çünkü iktidara yakınlığı dışında albenisi olmayan bu iki kurum ile 'gazete' demenin gerçek gazetelere hakaret sayılacağı Akit Gazetesi, tepkilerine bolca iftira ve kara çalma serpiştirmiştir. Yalanlar ve gerçekleri sıralamak şart olmuştur” denildi.

ANAYASA'YA AYKIRIDIR

Eğitim-İş’in iddialarla ilgili açıklamaları şöyle: 

“YALAN: Diyanet-Sen, Diyanet İşleri Başkanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında imzalanan protokol çerçevesinde uygulanan Kur’an kursu programının, Anayasa ile evrensel insan haklarına uygun olduğunu ve bu konuda Eğitim-İş'in yalan söylediğini iddia etmiştir.

GERÇEK: Söz konusu program, Danıştay'a da aksettirdiğimiz üzere Anayasa'ya aykırıdır. Anayasa'nın 2. Maddesi'nde altı çizilen Türkiye'nin Atatürk milliyetçiliğine bağlı, laik, demokratik, sosyal bir hukuk devleti olduğu vurgusu ile söz konusu program bağdaşmamaktadır. Yine Anayasa'nın 42.Maddesi'nde "Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir. Eğitim ve öğretim, Atatürk ilkeleri ve inkılapları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz." denmektedir. Oysa söz konusu program, bu hükümlere aykırıdır. Atatürk ilkeleriyle de, çağdaş bilimle de ilgisi yoktur. Öğretmek, biz öğretmenlerin işiyken, bunu devlet eliyle din adamlarına devretmenin de anlaşılır bir tarafı bulunmamaktadır.”

HEP PROTOKOLLERE KARŞI ÇIKTIK

“YALAN: Diyanet-Sen, Eğitim-İş'in asıl derdinin Diyanet ile olduğu, MEB'in başka protokollerine Eğitim-İş'in ses etmediğini iddia etmiştir.

GERÇEK: Eğitim-İş olarak MEB'in bugüne kadar, yasal olarak öğretmenlerin yapabileceği eğitimleri, öğretmenler yerine gerici vakıf ve derneklere verdirmek için yaptığı protokollere karşı çıktık ve yargıya taşıdık. Bu hukuk mücadelelerimizin birçoğunda iptal kararı alınmış ve çocuklarımız dernek/vakıf adı altında faaliyet gösteren tarikatlardan bir nebze daha uzaklaştırılmıştır. Diyanet Sen'in buradaki sızlanması ‘Hadi bizimki yasalara aykırı, diğerlerine neden ses etmiyorsunuz?’ demekten ve diğerlerine ne kadar ses ettiğimizi görmek istememesinden başka bir şey değildir.”

 BİLİMSELLİKTEN UZAKLAŞMAMALI

“YALAN: Eğitim Bir-Sen yetkilisi, Eğitim-İş'in İslamofobik olduğunu, din alerjisine sahip olduğunu iddia etmiş, bu ithamlarla hedef göstermeye çalışmıştır.

GERÇEK: Eğitim-İş olarak bizim din ile değil, dini kendi çıkarları için kullanarak eğitimi bilimsellikten ve çağdaşlıktan uzaklaştırmak isteyenlerle sorunlarımız vardır. Dinin eğitimde araç haline getirildiğinde ne olacağını, FETÖ'nün eğitime, okullara nasıl sızdığıyla tüm toplum görmüştür. Elbette ki daha düne kadar mülakatlardaki torpiller neticesinde yapılan liyakatsiz atamalarla, okul yöneticilerinin yüzde 80'inden fazlasının üyesi olduğu Eğitim Bir-Sen, bu konuyu dert etmemektedir. Toplumda ileride, FETÖ olayında olduğu gibi dinin tarikatlaşmasına tepki oluşacaksa, bu tam da dini ağzından düşürmeyip onu kendi menfaatlerine kullananlar ile kendi tarikatlarını korumak adına başkalarının hakkını yiyenler nedeniyle olacaktır.”

MİLLİ EĞİTİMİN ESASLARI BELLİDİR

Açıklamada, Türk Milli Eğitim Sistemi'ni Düzenleyen Genel Esaslar'ın 2. Maddesi'nde, eğitimin amacına dair çok önemli bilgiler olduğu hatırlatılarak şöyle denildi: "Türk Milletinin bütün fertlerini, Atatürk inkılap ve ilkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan, insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek..."

YOLUMUZDAN ŞAŞMAYACAĞIZ

“Biz Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk'ün muasır medeniyetler hedefine inanan eğitim çalışanları olarak, bu maddede bahsedilen ilkelerden geriye düşecek herhangi bir uygulamayı kabul etmedik, etmeyeceğiz. Laiklik alerjisi olan hezeyan sahiplerinin, laik, bilimsel ve çağdaş eğitime yönelik kurduğu karanlık düşler, mücadelemizin ve bilimin ışığında yok olacaklardır. İnanıyoruz ki; yasalar çerçevesinde ve ülkemizin gerçekleri yönünde bir adım attığımızda yandaşlardan gelen bu feveranlar, o adımın doğruluğunun da sağlamasıdır. Dini çıkarlarına alet eden FETÖ taklitçilerine verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı, son derece memnunuz. Yolumuzdan şaşmayacağız.” Kubilay ELDEMİRCİ

                                                              

 


Yorum Yap