Koruma değil, korumama planı!

Gazipaşa sahilleri ile ilgili yapılan 'koruma planı' ve ardından gelen 18. madde uygulaması halkın tepkisini çekti. Gazipaşa Hepimizin Platformu ismiyle konuya ilişkin tespitler ve çekinceler paylaşıldı....

Koruma değil, korumama planı!

Koruma değil, korumama planı!

Gazipaşa sahilleri ile ilgili yapılan 'koruma planı' ve ardından gelen 18. madde uygulaması halkın tepkisini çekti. Sahillerinin turizm adı altında betonlaşmasını ve halktan koparılmasını istemeyen Gazipaşalılar platform kurdu. Uzun toplantılar ve görüşmeler sonrası kurulan platformda farklı meslek gruplarından çok sayıda kişi bulunurken ilk açıklama 'Gazipaşa Hepimizin Platformu' ismiyle yapıldı. İlgili plan ve uygulamaya dönük tespitler ve çekinceler paylaşıldı. Sosyal medyadan açıklamayı platformun da bileşeni olan Dr. Ali Kızılateş paylaştı. Platformun Sözcülüğünü Mehmet Akkoca üstleniyor. CHP'li ilçe ve Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi Esin Bilgiç de platformun kurucuları arasında bulunuyor.

Gazipaşalı Kızılateş'in platformun açıklamasına ilişkin o paylaşımı şöyle; 

"KAMUOYUNA 

Gazipaşa İlçemiz, Antalya’nın kıyı ilçeleri arasında doğal güzelliklerini, kültürünü koruyabilen nadir ilçelerimizden birisidir. 

Gazipaşa ilçesi coğrafyası gereği, tepeler arasında çok uzun olmayan kumsal alanlara sahiptir. Bu kısa kumsal alanlar yani kıyı bandımız 2. ve 3. derece doğal SİT alanlarıdır.

SİT alanlarında sağlıklı bir planlama yapılabilmesi için “Koruma Amaçlı İmar Planları” hazırlanır ve bu planlar ilgili bakanlıklarca onaylanır. Yasa gereği Koruma Amaçlı İmar planları, meslek odaları, sivil toplum örgütleri ve plandan etkilenen bölge halkının katılımı ile toplantılar yapılarak, tartışılarak hazırlanır ve son şeklini alır. Böylece özel ve özgün olan o bölgenin özellikleri plana yansıtılır. Bölge halkı tarafından nasıl bir turizm istendiği sorusunun yanıtı da halkla birlikte yapılan bu planlarda yanıtını bulur. Daha sonra doğru bir şekilde hazırlanmış bu planlara uygun olacak şekilde, yerel yönetimlerce 18 uygulaması yapılarak o bölge için en doğru çözüme ulaşılır. 

Son günlerde yaşanan gelişmelerden Gazipaşa’mızın kıyı bandına yönelik, adında “koruma” olan, ama koruma anlayışından çok uzak, bu bölgenin verilerinin yansıtılmamış olduğu bir planın hazırlandığını, onaylandığını ve askı süreçlerinin de tamamlandığını öğrenmiş durumdayız 

Kıyılarımızı ilgilendiren Koruma Amaçlı İmar Planları bölge halkı ile birlikte hazırlanması gerekirken, bu planların hazırlanma sürecinden ilçe halkımızın, meslek odalarımızın ve sivil toplum örgütlerimizin haberi olmamıştır. İtirazların yapılabileceği askı süreci de yine kamuoyu ile paylaşılmayarak olası itirazların önü kesilmiştir. 

Geçtiğimiz günlerde Gazipaşa encümeni ve Antalya Büyükşehir Belediye encümeni tarafından kabul edilen 18. madde uygulaması ise ilçemizi doğru ve sağlıklı bir turizm hedefine taşımaktan çok uzak olan bu planlar üzerinde uygulanmaktadır.

Tamamen ilçemizin ve çocuklarımızın geleceğini ilgilendiren bu planlama ile ilgili tespitlerimiz şu şekildedir:

1) 2019 yazında nedense hiç kimsenin haberi olmadan askıya çıkarılarak kesinleştiği söylenen, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca onaylanmış olan kıyı bölgesi Koruma Amaçlı İmar Planına, Gazipaşa Belediyesi’nin kamu adına itiraz etmemiş olması ve o dönemde halka açık bir bilgilendirme, durum değerlendirme toplantısı yapılmaması manidardır. 
Konuyla ilgili gelişmeleri 18. Madde uygulaması sırasında öğrenen ilçe halkımızın gösterdiği tepki olmasaydı, 05.02.2020 tarihinde konu ile ilgili yapılan toplantının da yapılmayacağını tahmin etmek zor değildir.

2) Uygulanmak istenen bu planın halkın yararına olmadığı, halkı turizme dahil etmediği, kişilere özel olduğu, “otele ait nasıl bir plaj yaratırım” mantığıyla hareket edildiği, ilçe halkını kıyılarımızdan uzaklaştırdığı anlaşılmakta; ilçemizin ve belki de Antalya’nın doğusundaki bu en güzel plajlar sermaye sahiplerine sunulmaktadır.

3) Gazipaşa’da iş ihtiyacı olan vatandaşlara yönelik “turizm geldiğinde herkes işe alınacak” “Gazipaşalılar Alanya’ya çalışmaya gidiyor, oteller yapılsın da Gazipaşa’da çalışsınlar” söylemleri gerçeği yansıtmamaktadır. Aramızda turizm konusunda yükseköğretimini de yapmış, yıllarını turizme vermiş olan, ancak emeğinin karşılığını alamayan, düzenli ve sürekli işe kavuşamayan gelecek kaygısı taşıyan çok sayıda insanımız olduğunu biliyoruz.
“5 Yıldızlı her şey dahil otel sistemi” hem Gazipaşa insanının alın teri üzerinden otel sahiplerine para kazandıracak, hem de emek sömürüsünün ve iş memnuniyetsizliğinin çok fazla olduğu bir sektörde mutsuz çalışan insanlar ortaya çıkaracaktır.
Biz herkesin emeğinin karşılığını almasını istiyoruz.

4) Ayrıca, Gazipaşalı gençlere vaat edilen ve sanki bir lütufmuş gibi gösterilen işgücü ise ayrı bir talihsizlik örneğidir. Çünkü bizim gençlerimize önerilen işgücü;

•Bulaşıkçılık, temizlikçilik, gece bekçiliği gibi niteliksiz işlerdir. 

•Buna rağmen bu işlere Gazipaşalıların alınacağının garantisi de yoktur. 

•İş güvencesizdir, yani çalışanlar her an işten çıkarılma korkusu yaşarlar. 

•Geçicidir, yani mevsimseldir. Kış sezonunda işçiler işten çıkarılabileceklerdir. 

•Ve bir süre sonra bu işlerin sığınmacılar ve göçmenler tarafından devralınması ve bölgeye gelen bu yeni insanlarla komşu hatta akraba olmamız, zamanla da demografik yapının değişmesi pek muhtemeldir.

5) Planla getirilmek istenen beş yıldızlı her şey dahil otel anlayışı tüm dünyada artık giderek terk edilen bir anlayıştır. Bu sistemde otel müşterilerinin otel dışına dahi çıkmadığı, tüm ihtiyaçlarını otel içindeki restoran, cafe, bar ve alışveriş merkezilerinden karşıladığı, yerli halka ve esnafa en ufak bir katkı sağlamadığı ülkemizdeki turizm merkezlerinde çok sayıda örneğini gördüğümüz bir gerçektir. Selinus Plajı’nda ve kıyılarımızda yapılması planlanan oteller çevremizdeki turizm merkezlerinde bulunan benzer ve daha lüks otellerle rekabet edemeyecek, “ucuzcu ve kalitesiz” turiste kapılarını açmak zorunda kalacaktır.

Günümüzde kaliteli turist yerel dokunun, çevrenin ve tarihi yapıların korunduğu kültür turizmini benimsemektedir. Gazipaşa’ya yakışacak, halkı turizme dahil ederek para kazandıracak ve mutlu edecek olan turizm anlayışı da budur. Gazipaşa’nın yerel ve özgün değerleri böylesi bir turizm modelini fazlasıyla karşılayacak yeterliliğe sahiptir.

Biz “her şey dahil turizm sistemi” ile insanlarımızın ucuz iş gücü olmasını değil, turizmin kazananı olmasını istiyoruz. Otellere ürün satan küresel tedarikçilerin yerine yanındaki komşunun butik oteline sebzesini meyvesini satan çiftçimiz Ahmet Amca’nın kazanmasını istiyoruz. Köyde doğa yürüyüşü yapan turiste gözleme satan, tereyağı satan Ayşe Teyze’nin kazanmasını istiyoruz. 

6) Plan incelendiğinde halkın kıyılara ulaşabilmesinin olmazsa olmaz koşulu olan “turizm tesis alanları arasında bulunması gereken, halkın kıyıya ulaşabileceği, denize dik halka ait alanların” hiç olmadığını görüyoruz. Otel adaları arasındaki bu alanların yokluğuna, araç yollarının ve otopark alanlarının yok denecek kadar az olması da eklenirse ve bunların da otelin kendi araçları tarafından işgal edileceği düşünülürse, ilçe halkının denizden, kıyılardan ve kumsaldan yararlanma imkânı kalmayacaktır. Oysa kıyılarımızı kullanabilmek birinci derecede ilçe halkımızın hakkıdır!

Çok az ve küçük sayıdaki yeşil alanların yamaçlara doğru serpiştirilmesinin “yeşil alan niye yok” eleştirilerini savuşturmak amaçlı olduğu, bu alanların son derece kullanışsız olduğu ve yine pratikte otellerin çöplüğü gibi kullanılacağı anlaşılmaktadır. 

7) Yapılan plan halkın denizden yararlanma imkanını ortadan kaldırdığı için Gazipaşa’nın genel emlak değerini de düşürmektedir. Zira bu plan gerçekleştiğinde emlağınızın Gazipaşa’da olmasıyla, denizi olmayan herhangi bir yerleşim yerinde olmasının farkı kalmayacaktır. Gazipaşalının bin bir emek ve bin bir umutla sahip olduğu emlağının değerinin de korunmasını istiyoruz. 

Kabul edilen planda deniz kenarından giden, Kızılin’e kadar olan araç yolunun kapatılacağını ve sadece yaya yolu olarak kullanılacağını görmekteyiz. Bu yolun ileride tamamen kapatılarak halkın plajı kullanmasının engelleneceğini tahmin etmek (ülkemiz gerçekleri göz önünde bulundurulduğunda) zor değildir. 
Yine sahildeki günü birlik kulanım alanlarının (kafe, restoran gibi) otel sahipleri tarafından işletileceğini, dolayısıyla o alanların da otellere ait olacağını ve halkın kullanamayacağını şimdiden öngörmek pekâlâ mümkündür. 

9) Planda, antik kentlerin arasında olan bir plaj olarak tarihe saygı gösterilmemiştir. Önceki planlarda %40 olan inşaat alanı bazı parseller için iki kat arttırılarak %80’e çıkartılmış, bölgenin tarihi dokusuna, doğal özelliklerine geri dönüşsüz zararlar verileceği hesaplanmamıştır. 

10) Plan notlarındaki minimum parsel büyüklüğünün 5000 m2 olması, bölgedeki daha küçük arazi sahiplerini yerlerini satmaya zorlamaktadır. Bölge halkının arazi büyüklükleri ile ilgili, mevcut duruma uygun olmayan bu minimum arazi ölçüsü, şu an 18. Madde uygulaması devam ederken bölgenin gerçek sahiplerini çok zor duruma sokmaktadır. Oysa yine o bölgenin coğrafyasında 5000m2’den daha küçük yeri olan Gazipaşalılar da küçük butik otellerin sahipleri olabilirlerdi. Gazipaşa sahillerinde arazilerin gerçek sahiplerinin, arazilerinin sahibi olarak kalabilmeleri için bölge ile uyumsuz 5000 m2 şartının kaldırılmasını istiyoruz. 

11) İlçemiz turizm ve tarımın birbirlerine güç vererek yapılabileceği alternatif bir turizm potansiyeline sahiptir. Aynı zamanda Türkiye’de en çok çeşit tropikal meyvenin yetiştirildiği yerdir. 
Bizler, tarım yapan çiftçimizin de turizm gelirinden yararlanmasını istiyoruz. Gazipaşa her bir metrekaresi altın değerinde sınırlı ama çok verimli tarımsal arazilere sahip bir Akdeniz kentidir. Bu kent, betona teslim edilerek değil betondan korunarak daha çok turizm geliri elde edebilir. Betondan uzaklaşmak isteyen büyük kentlerin insanlarına, havaalanımız sayesinde ulaşım kolaylığından da yararlanarak, tarımı da kullanan farklı bir turizm anlayışı sunabiliriz. 

12) Plan notlarında bölgenin hassas yapısı ile uyum sağlayacak bir yapılaşma koşulu yoktur. Yükselecek beton blokların bu bakir kıyıda çirkin bir görüntü yaratacağını; Gazipaşa’nın özgünlüğünü, yerel dokusunu kaybettireceğini ve sıradanlaştıracağını öngörmek için kâhin olmaya gerek yoktur. Plan notlarının, yapılaşma koşullarıyla bölgenin özel dokusunu desteklemesi gerekirdi.

Planlama süreci tamamlandıktan sonra yatırımcıların ellerindeki bir araya toplanmış arazilerini otel yapmadan başka sermaye sahiplerine satıp büyük kârlar elde ederek gitmeleri pek muhtemeldir. 

Bu planlama ile bölgenin karakteristik özelliği olan yalı taşlarının, ilçedeki adı ile “lüle taşlarının” oluşumuna katkı sağlayan bölgedeki yeraltı su kaynakları ve depoları geri dönüşümsüz şekilde zarar görecektir. Oysa bunlar korunması gereken değerlerimizdir.

Deniz kaplumbağalarının Akdeniz foklarının ve kum zambaklarının yaşadığı son bakir yer olan Gazipaşa, çok az kişinin bildiği, Türkiye’de kardelenlerin en erken açtığı yer olma özelliğine de sahiptir. Bu değerlerin korunarak turizme kazandırıldığı bir turizm hem deniz kıyısındaki hem de Torosların en ücra köşesindeki hemşerimizin turizmden pay almasını sağlayacaktır. 

Gazipaşa’nın dağı taşı, denizi deresi, tarımı ve turizmi aynı değerdedir. Bunlardan biri diğerine feda edilemez. Biz Gazipaşa’nın bütün değerlerinin birbirine güç vererek korunduğu bir turizme destek vermeye hazırız. 

Kıyıları halktan çalınmış, yaylaları talana açılmış, muzluklarını beton kaplamış; insanı ucuz ve mevsimlik işçiye dönüşmüş bir kent olacaksa bu gelişmek değil geleceği kaybetmektir. Biz geleceği çalınmış bir Gazipaşa değil geleceğe umutla bakan bir Gazipaşa istiyoruz.

Sonuç olarak önerilen ve planlanan sistem sessiz cennet olan Gazipaşa’mızın doğasını, kıyılarını, denizlerinin temizliğini, görüntüsünü, insan yapısını, huzurunu tamamen bozacak bir anlayışın ürünüdür. Bir tür yağma ve talan politikasıdır. 
Bu planın uygulanması için acele eden sermayenin tek derdi Gazipaşa’nın insanı ve doğal güzellikleri üzerinden en kısa sürede en büyük parayı kazanmaktır. 

Gazipaşa’nın bilinçli ve duyarlı insanlarının “yapıldı, oldu, bitti” anlayışıyla kendilerine dayatılan bu planı reddetmeleri, geleceğimiz açısından, çocuklarımız açısından, toplum sağlığı ve huzuru açısından da bir zorunluluk haline gelmiştir. 

Gazipaşa son cennettir ve bu son cenneti cehenneme dönüştürmek isteyenler karşılarında memleket sevdalısı Gazipaşa çocuklarını bulacaklardır. Gazipaşa, geçmişle geleceği birlikte inşa edecek, huzurlu ve hoşgörülü insanların yaşadığı, aydın bir cumhuriyet kentidir. Bu kent her düzeyde yetişmiş ve yetkin insana sahiptir. Hal böyleyken Gazipaşa ile ilgili çok önemli bir meselede, halkla paylaşılmayarak bu sürecin yürütülmesine ve buna turizm gibi bir kılıf uydurulmasına şiddetle karşı çıkıyoruz.

O nedenle biz Gazipaşa halkının yararına, turizm ve tarımın iç içe olduğu, yerel dokunun korunduğu, kazananın Gazipaşalı olduğu, ilçemize özgü bir turizm anlayışının oluşturulabilmesi için kıyılarımızda uygulanmak istenen Koruma Amaçlı İmar Planlarının değiştirilmesini talep ediyor, bunun için kararlılıkla mücadele edeceğimizi kamuoyuna ilan ediyoruz.

GAZİPAŞA HEPİMİZİN PLATFORMU"


Sinem DOĞAN 


Yorum Yap