MİMARLAR’DAN GAZİPAŞA’YA DAVA

“Son sahil de 5 yıldızlı otele kurban edildiğinde; turizm rantçıları betonun gelecek kuşaklara miras olmayacağını anlayacak!” diyen Mimarlar Odası Antalya Şubesi Başkanı Serdar Aykurt, Gazipaşa Kahyalar’daki tartışılan planlara dava açıldığını duyurdu. Planların iptali ve yürütmenin durdurulması amacıyla Gazipaşa Belediye Başkanlığı’na ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na dava açıldığını belirten Başkan Aykurt, “10 vatandaşımızla birlikte Antalya 2. İdare Mahkemesi'nde 2020/355 E. sayılı dosya ile dava açılmıştır” dedi.

MİMARLAR’DAN GAZİPAŞA’YA DAVA

MİMARLAR’DAN GAZİPAŞA’YA DAVA

 Mimarlar Odası Antalya Şubesi, Serik’te sahillere dönük hazırlanan Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın planlarına yönelik açtıkları davanın ardından Gazipaşa için de harekete geçti. Turizme açılmak istenen Gazipaşa sahillerine dönük plan ve parselasyon çalışmasını değerlendiren Mimarlar Odası Antalya Şube Başkanı Serdar Aykurt, 3. Derece Doğal Sit olarak tescilli, doğal nitelikte, üzerinde yapılaşma bulunmayan Gazipaşa İlçesi Kahyalar kıyı sahil şeridinin “Turizm Tesis Alanı” olarak planlanmasının yanlışlığına tepki gösterdi ve “Gazipaşa sahili betona gömülmesin!” dedi.

 

Mimarlar Odası Antalya Şubesi, ender bulunan olağanüstü güzellikleri nedeniyle doğal sit olarak tescillenen Gazipaşa Kahyalar kıyı kesiminin, tamamen turizm tesis alanı olarak planlanmasının, sahilin otellerle dolmasına, yüksek yoğunluklu yapılaşmaya, doğal güzelliğin yok olmasına ve tarım alanlarının zarar görmesine, yapılaşma baskısı ile karşı karşıya kalmasına neden olacağını bildirdi. Başkan Serdar Aykurt, “Antalya’da bulunan 5 yıldızlı otel sayısının (407) dahi, İspanya’dan (269) fazla olmasına rağmen; ülke olarak Turizm gelirlerimizin İspanya’nın yarısına dahi ulaşamaması, turizm stratejimizin ilkesel olarak ne kadar hatalı olduğunun bir kanıtıdır” dedi.

 

SÜRDÜRÜLEBİLİR TURİZM MODELİ

 

Mimarlar Odası Antalya Şube Başkanı Serdar Aykurt yaptığı yazılı açıklamada, “Deniz, kum ve güneşe dayalı, sadece büyük yatırımcıların altından kalkabileceği kitle turizmi yerine, aşırı betonlaşmadan uzak, doğaya saygılı ve yerel halka doğrudan sosyo-ekonomik ve kültürel katkıları olabilecek sürdürülebilir bir turizm modelinin benimsenmesi, hem doğal ve arkeolojik koruma alanlarımızın üzerindeki baskıyı azaltacak, hem de ülke olarak turizm gelirlerimizin artmasına neden olacaktır” dedi.

 

Aykurt, yaptığı açıklamada şunları kaydetti: “Bölgemizin son doğal kıyılarına ev sahipliği yapan Gazipaşa sahillerinin, kitle turizmi amacıyla 5 yıldızlı otellere adeta peşkeş çekilerek imara açılmasını desteklemek, doğal koruma alanlarımız olan sahillerimize, verimli tarım alanlarımıza yapılan en büyük ihanettir. Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Yüksek Kurulu kararı ile 3. Derece Doğal Sit olarak tescilli, doğal nitelikte, üzerinde yapılaşma bulunmayan Gazipaşa İlçesi, Burhan ve Sarıağaç Mahalleleri (KAHYALAR) kıyı sahil şeridi, ‘Turizm Tesis Alanı’ olarak planlanmıştır. Ender bulunan olağanüstü güzellikleri nedeniyle doğal sit olarak tescillenen kıyı kesiminin, tamamen turizm tesis alanı olarak planlanması, sahilin otellerle dolmasına, yüksek yoğunluklu yapılaşmaya, doğal güzelliğin yok olmasına ve tarım alanlarının zarar görmesine, yapılaşma baskısı ile karşı karşıya kalmasına neden olacaktır.”

 

TROPİKAL MEYVE YETİŞTİRİLİYOR

 

“Planlanan sahil şeridinin gerisi Korunabilmiş Nitelikli Tarım Alanları’ndan oluşmaktadır. Bölgede, yoğun olarak muz üretimi yapılmakta ve yetiştirilen dünyaca ünlü Gazipaşa muzu tüm dünyaya ihraç edilmektedir. Ayrıca Gazipaşa, bugüne kadar yurtdışından yüksek bedeller ödenerek ithal edilen papaya, avokado, pepino, ejder meyvesi gibi birçok tropikal meyve çeşidinin yetiştirildiği ülkemizin ender bölgelerinden birisidir. Üretilen bu meyveler, hem iç pazarda tüketilerek, hem de ihraç edilerek ekonomiye turizmden daha fazla katkı sağlamaktadır. Bölgenin turizme açılması ile bölgede turizm ağırlıklı nüfus artışı olacak ve verimli tarım alanları, ikinci konut, lojman alanı ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla yapılaşacak ve yok olacaktır.”

 

“Anayasamızın 43. maddesinde ve Kıyı Kanunu’nda; kıyıların devletin hüküm ve tasarrufunda olduğu, kıyılardan yararlanmakta öncelikle KAMU YARARININ gözetileceği hüküm altına alınmıştır. Dava konusu planlar ile tüm kıyı, turizm tesis alanı olarak planlanmış, ilçe halkının ve konuklarının denize gireceği, kıyılardan faydalanacağı hiçbir alan planlanmamıştır. Plan notlarında yer alan; kullanım ayrım çizgisi ile konaklama tesislerinden ayrılan Günübirlik tesis alanları, Konaklama tesisinin devamı niteliğinde olup, aynı parsel bütününde kalan alanlardaki günübirlik tesisler, parsel içerisinde yapılacak tesislerin tamamlayıcısı olabilir” hükmü ile halkın yararlanması için getirilen günübirlik alanların, alanın arkasında yer alan Turizm tesisinin tamamlayıcısı, başka bir deyişle, bu alana getirilmiş olan emsalin arkadaki tesisin yatak kapasitesini artırmaya yönelik kullanılması nedeni ile günübirlik alanların, tesisin ön bahçesi haline getirildiği anlaşılmaktadır.”

 

“Dava Konusu planlar Şehircilik İlkeleri ve Planlama Esaslarına da aykırılık taşımaktadır. Şöyle ki;

Dava konusu planların hazırlanma sürecinde meslek odaları, sivil toplum kuruluşları,halkın vs. görüşleri alınmamış, toplantılar düzenlenmemiş koruma amaçlı İmar Planları hazırlama sürecine uyulmamıştır. Dava konusu planlar ile Yüksek Yoğunluklu Yapılaşma kararı getirilmiştir. Minimum parsel büyüklüğü 5.000 m², otel alanında E=0,40 olarak belirlenmiş ancak, “tüm yol cephe hatlarından plan değişikliğine gerek olmaksızın 3’er metre yola bedelsiz terk edilmesi durumunda,parsellerde terk edilmeden öncesi hesaplanarak” büyüklüğü 50.000 m²’nin altındaki parsellerde Emsal: 0,60, ençok: 4 kat, büyüklüğü 50.000 m²’nin üstünde olan parsellerde Emsal: 0,80 ençok: 4 kat olarak düzenlenmiştir. Tüm sahil, Turizm Tesis Alanı olarak planlanmış, parseller arasında halkın denize ulaşacağı, uç noktasında otoparklarla desteklenmiş, denizi dik yollar ile bu yollarla kesişen denize paralel yaya yolu (promenat yol) planlanmamıştır. Bu emsal çok büyük yoğunluklu bir yapılaşmanın önünü açmaktadır.”

 

PLANLAMA İLKELERİNE AYKIRI

 

“Plan notlarında ‘ifraz sonucu elde edilebilecek minimum parsel büyüklüğü 5.000 m²’ olarak hüküm altına alınmıştır. Bölgede 5.000 m²’nin altında çok fazla parsel vardır ve bu planlama ile 5000 m²’den küçük parsel sahipleri parselini, turizm amaçlı kullanamayacağı için satmak zorunda kalacaktır. Bu plan notu, büyük tesislere yönelik alınmış bir karardır. Oysa turizm, sadece beş yıldızlı otel anlayışından ibaret değildir. Antalya sahillerinde kapasitenin çok üstünde otel bulunmakta olup, son dönem krizlerle çoğu kapanmış ya da kapanma noktasına gelmiş veya el değiştirmiş ve değiştirmektedir. Son yıllarda tüm dünyada SÜRDÜRÜLEBİLİR TURİZM olarak anılan turizm anlayışı benimsenmiş ve bu turizm çeşidi Kaş ve kıyılarında çok başarılı bir şekilde uygulanmıştır.  Yerel halkın işlettiği, doğa ile iç içe küçük pansiyon, butik otel ve apart otel gibi sürdürülebilir turizm çeşitleri, Kaş örneğinde olduğu gibi başarı ile uygulanmakta olup, geçen iki yıl boyunca diğer işletmeler yüzde 60 doluluk oranını geçememişken, Kaş, yüzde 100 doluluk oran ile sezon geçirmiştir. Aynı doğa güzelliğine sahip Gazipaşa’da da, tarım ile birlikte yürütülebilir, halkın katılabileceği bir turizm anlayışı ile planlanabilecekken,  parsel sınırlaması ile sadece büyük parsel sahiplerine ayrıcalıklı bir planlama ile bazı imkanlar tanınmış ve büyük bir haksız rant yaratılmıştır. Bu nedenle de planlar, ne planlama ilkeleri, ne de şehircilik esasları ile bağdaşmaktadır.”

 

BETON MEZARLARA DÖNÜŞMESİNE KARŞIYIZ

 

“Bu bağlamda; Mimarlar Odası Antalya Şubesi olarak, Antalya ili, Gazipaşa İlçesi, Burhan ve Sarıağaç Mahalleleri (KAHYALAR) Kıyı kesimine; 3. Derece Doğal Sit Alanına yönelik 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’na istinaden, 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planına; planların iptali ve yürütmenin durdurulması amacıyla, Gazipaşa Belediye Başkanlığı’na ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na, 10 vatandaşımız ile birlikte Antalya 2.İdare Mahkemesi'nin 2020/355 E. sayılı dosyası ile dava açılmıştır. Doğal ve Arkeolojik Sit Alanlarımızı ve bereketli tarımsal alanlarımızı koruma noktasında; bu alanların gelecek kuşaklara aktarılması için mesleki, vicdani ve insani sorumluluğumuz gereği, örgütsel olarak her türlü hukuksal mücadeleyi vereceğimizi, bu alanların ranta ve beton mezarlara dönüşmemesi için çalışacağız.”

 

Haber Merkezi 


Yorum Yap