SAĞLIĞIN KARANLIK YÜZÜ

Uğur Yılmaz tarafından vaka hikayeleri yoluyla ülkemizin sağlık sistemini gözler önüne seren kitabı, tanıtım yazısıyla sizlerle paylaşıyoruz...

SAĞLIĞIN KARANLIK YÜZÜ

SAĞLIĞIN KARANLIK YÜZÜ

Kitabın tanıtım yazısı:  Sağlığın Karanlık Yüzünde hem sağlıkta dönüşümden önce hem de dönüşümden sonra uygulanan sağlık sisteminin anlaşılması için öncelikle dönüşüm öncesi sağlık sistemi ve uygulamaları ‘vaka hikâyeleri’ yöntemi ile anlatılmıştır. Konuların vaka hikâyeleri ile anlatılmasının amacı herkese anlaşılmaz ve karmaşık gelen konuların yaşanmış örnek ve yorumlarla anlatılarak anlaşılmasının sağlanmasıdır. 

Sağlık sistemi deyince toplum hekim ve hasta arasında olan ve hastanelerde verilen bir hizmeti anlamaktadır. Soruna böyle yaklaşıldığı zaman ‘sistem’ anlaşılamaz. Hatta her ülkede hastaneler, hekim ve hastalar olduğu için bütün Dünyada uygulanan sağlık sisteminin birbirinin aynı olduğu; sağlık sisteminin siyasi ve ekonomik sistemler dışında “bilimsel yöntemle ve bir bilim adamı olarak gösterilen hekimler” tarafından ‘matematik bir kesinlik ve doğrulukla’ uygulanan ve işletilen bir sistem olduğu sanılmaktadır.  Sağlık sistemi böyle bir sistem değildir: Ben böyle bir sistem görmedim. 

Bu sistemin ön planında ABD’nin emperyalist küreselleşme stratejilerine uygun olarak ülkelerde uygulanacak sağlık sistemlerini belirleyen DTÖ, Dünya Bankası, OECD, İMF gibi küresel örgütler vardır. Türkiye cephesine baktığımız zaman siyasi partiler, siyasi iktidarlar, Sağlık Bakanları, Çalışma Bakanları, Vali, Kaymakam gibi yerel yöneticiler, Sağlık Müdürleri, başhekimler, Devlet, Özel, SSK, Askeri hastaneler ve Kızılay hastaneleri; hastane yöneticilerinin yönetme ve hekimlerin çalışma tarzı, diğer sağlık çalışanlarının durumu, hastanelerin açılması, onarımları, işletilmesi, çalışanların maaşlarının ödenmesi, ilaç pazarlaması ve ilaç firmaları ile hekimlerin ilişkileri,  muayenehanecilik sistemi ve özellikleri; sağlık sisteminin gelişimi ve tarihçesi, tıp eğitimi gibi konular ve tabii ki sistemin merkezinde olan vatandaşın durumu da anlatılmaktadır. Çünkü bu işler neticede vatandaş için; daha doğrusu vatandaşın kesesinden yapılan harcamaları arttırmak için yapılmaktadır.

KÜRESEL EGEMENLİK ÖRGÜTLERİ 

Kitabı basit bir anı kitabı gibi değil de ‘bir sistemin anlatıldığını’ bilerek okuyan kişiler sağlık sisteminin hiç de bilimsel ilkelere göre, hasta veya insan yararına, kusursuz ve düzgün işleyen bir sistem olmadığını aksine, arkasında Dünya Bankası gibi ABD’nin küresel egemenlik örgütlerinin olduğu, her seviyede ilgili kişilerin ve çalışanların bu kirli ilişkilerde kendilerine verilen rolleri oynadıkları kirli, mafyatik, nitelikli dolandırıcılık ve soygun sistemi olduğunu görecektir. Bu kişiler toplum karşısında, TV ve basında yüzlerine masum-temiz bir maske geçirmektedir.  Maskenin arkasında gizlenen yüzü bilmeyen bir kişi bunların işini doğru dürüst yapan, saygıdeğer,  temiz kişiler olduğu sanır. Sağlığın (sağlık sisteminin) bir de bilinmeyen, bilinmek ve görülmek istenmeyen, değiştirilmek istenmeyen karanlık bir yüzü vardır. Kitapta bu karanlık yüzü, işleyişi anlatılmaktadır.

Sistemi anlatmak için kullanılan vaka hikâyelerinde herkes kendisini ilgilendiren bir şeyler bulabileceği gibi, bazı tıbbi bilgileri de öğrenebilir. İsteyen kişi, beğendiği herhangi bir maskeyi takarak kendi durumunu da sorgulayabilir. 

Kovid-19 salgını münasebeti ile Türkiye’nin sağlık sistemi bütün toplumu aldatacak bir şekilde övülmektedir. Bu sistemin Atatürk’ün kurduğu sistemin devamı olan kamucu bir sistem olduğu propagandası yapılmaktadır. Sağlık haberciliği yalan haberciliğin en fazla uygulandığı bir habercilik şeklidir. Bu şekilde toplu yönlendirilir, aldatılır, belli bir hedefe doğru yönlendirilir. Basın ve TV’lerde maalesef sağlık ile ilişkili konularda doğru haberlere rastlamıyoruz.  


ABD’nin Küreselleşme denen bir Dünya düzeni hayâli vardır. Bu hayâl neoliberal siyasetler olarak pazarlanmış ve tüm ülkelere dayatılmıştır. Küreselleşme,  her ülkede devletin yaptığı bütün işlerin özelleştirme ile tasfiye edilerek devletin veya ulus devletin tasfiyesi demektir. Bu yöntemle sömürgeleşen ülkeler küreselleşmeyi bir medeniyet projesi sanmaktadır. Sağlıkta Dönüşüm bunun sağlık alanında uygulamasıdır. Bu uygulama ABD’nin Atatürk’ten öğrenip; ‘bu baya iyiymiş’ diyerek bütün dünyaya uygulatmak istediği bir sistem değildir. Bu uygulama: 10 Devletin sağlık alanında tasfiyesi ve Devlete sadece düzenleyici görev verilmesi, 20 ABD emperyalizmi tarafından düzenlenen işletim sistemi ile tıp kartelinin çıkarlarına uygun bir sağlık piyasası oluşturulması, 30 Sağlık kuruşlarının özelleştirilmesi ve bu iş tamamlanıncaya kadar mülkiyeti Devlete ait olan sağlık tesislerinin işletmesinin SGK sistemi vasıtası ile oluşturulan sağlık piyasasına dâhil edilmesidir. Devletin elinde gibi görülen sağlık tesislerine de kartelin ürünlerinin daha fazla satılması ve pazarlanması görevi verilmiştir. Bu amaca ulaşmak için tıbbi hizmet, tedavi, girişim, ürün ve cihazların satılması ve pazarlanmasında diğer komisyonculuk işlerinde olduğu gibi kâr payı dağıtılmaktadır.  

ATATÜRK'ÜN KAMUCU SAĞLIK SİSTEMİ YOK 

Şu anda Türkiye’de uygulanan sağlık sistemi Atatürk tarafından kurulan sistemin devamı olan kamucu bir sistem değildir. Bu bizzat Dünya Bankası tarafından kurulmuş ve yönetilmekte olan bir sistemdir. Milli bir sistem değildir. En son Başak şehir Şehir Hastanesinin açılışı vesilesi ile Sağlıkta Dönüşümün bu son uygulaması da tüm halka kamucu bir uygulama olarak yedirilmiştir. Başakşehir Şehir Hastanesi bir devlet hastanesi ve yatırımı değildir. Bu hastane Dünya Bankası ile ticari ortaklığı olan uluslararası Rönesans Holding’in Japon ortağı ile yap-işlet-devret yöntemi ile yaptığı hastanelerdir. Bu gibi hastanelerin milletin sırtına bindirdiği yük sıradan bir özel hastaneninkinden fazladır. Çünkü şehir hastanelerinde hastaneye gelir ve kâr garantisi de verilmektedir. Hastane belirlenen geliri sağlayamazsa aradaki fark Orhangazi köprüsünde olduğu gibi devlet tarafından ödenecektir.   

Başakşehir Şehir Hastanesi'nin açılması ile devam eden Şehir Hastaneleri sistemine ve sağlık sistemine tekrar dönersek: Türkiye’de uygulanan sağlık sistemi ABD ve AB ülkelerinde ve diğer birçok Dünya ülkesine göre nasıldır? Onlardan ilerimidir? Diye sorarsak, cevabı şudur: Evet bu sistem Dünya Bankası tarafından nasıl kurulduysa ona göre işletilen bir sistemdir. Çıktı düzenlendiği sisteme göredir. Bu hiçbir siyasi partinin karşı çıkmadığı, hemen hemen hiçbir muhalefeti olmayan, bir saat gibi düzenli işleyen bir ticari soygun sistemidir. Hem Dünya Bankası hem de onun küresel aktörleri, işbirlikçileri ve basını bu sistemi çok başarılı bulmaktadır. Bu tiyatro sahnesinde herkes nedense maymun rolünü oynamak istediği için sağlık sistemimizin daha bir süre böyle tıkır tıkır sorunsuz işleyeceğini söyleyebiliriz.


Yorum Yap