Freelance özgürlük mü? ‘Tam zamanlı’ sömürü!

Emeğin yeni medya teknolojileri ile ilişkisinin sıkılaşmış olmasından bugüne çokça duyduğumuz bir efsane var: Freelance çalışmak özgürlüktür. Ancak işin kendisi hiç de dışarıdan göründüğü gibi değil!

Freelance özgürlük mü? ‘Tam zamanlı’ sömürü!

Freelance özgürlük mü? ‘Tam zamanlı’ sömürü!

    Yaratıcı emeğini mesai saatlerine feda etmek istemeyen, bu şekilde daha efektif bir rekabetin içerisinde yer alabileceğini düşünen çağımız beyaz yakalısı için, biraz da "cool" bir para kazanma şekli olarak öne çıkan ‘home office’ evden çalışma şekli; pandemi sonrasında esnek çalışma, yoğun sömürü ile kendisini gösteriyor. Öte yandan bu yabancı bir şirket için çalışsanız dahi böyle.

 

    Her gün yaklaşık 12 saat boyunca aralıksız mavi ışığa bakaran ‘yaratıcı’ çizimler yapan ve emeğinin karşılığı olarak yalnızca bin Kanada para birimi (dolar) alan bir fikir işçisinin yaşadıkları, evden çalışma ve ‘freelance’ kelimelerinin arkasında saklı kalan vahşi sömürüyü gözler önüne seriyor. Yağız hayatını şöyle aktarıyor…

 

GÜVENCESİZ, YALNIZ, DEPRESYONDA…

 

    Merhaba, ben Yağız. Bir Youtube kanalı için animasyoncu bir arkadaşımla beraber tarihi belgesel animasyonlar yapıyoruz.

 

    Uzaktan çalışmak son dönemde oldukça popüler olsa da bir dizi problemleri olduğu da çalışanlar tarafından ifade ediliyor. Uzaktan çalışmak ne demek ve ne tür sorunlar yaşıyorsunuz?

 

    “Sanırım uzaktan çalışmayı pandemi döneminde ikiye ayırmak lazım. Freelance çalışanların ve normalde bir iş yerine giden ancak pandemide evlere gönderilen çalışanların durumları biraz farklı. Mesela ben freelance çalışan bir çizerim. Belirli bir mesai saatim, düzenli aldığım bir ücret, sigortam, haftalık ve yıllık iznim yok. Kısaca sıfır güvenceyle çalışıyorum. Günümün büyük bir kısmı evde, kendi odamda bilgisayarın başında geçiyor. İş yeri stresi, yol yorgunluğu, öğle yemeğine para vermek gibi dertler yok ancak iş yerindeki verime yaklaşmak mümkün değil. 


    Dışarıya çıkmak için plan yapmak, düzenli para biriktirmek, haksızlığa uğrayınca hesap sormak çoğu zaman mümkün olmuyor. Yalnızlaşıyorsunuz, sosyal kalabilmek için fazladan çaba göstermek gerekiyor. Zaten ülkenin durumu tek başına insanı depresyona sokmaya yeterken bir de dört duvar arasından çıkamamak iyice zorluyor. Pandemide işinden edilen yüz binlerce insana bakınca tercih edilebilecek bir çalışma şekli gibi görülebilir, popüler olmasının nedenlerinden birisi budur büyük ihtimalle. Ama hayat boyu sürdürülebilecek bir şey değil.”

KALICI EVDEN ÇALIŞMA TEHLİKESİ!

 

    “Pandemi sonrasında çalışma alanlarınızın yeniden ofisler olacağını düşünüyor musunuz?

    Benim gibi freelance çalışanların bir bölümünün ofislere döneceğini düşünüyorum ama bu dönemde evden çalışmak bazı sektörlerde kalıcılaşmaya başladı. Mesela grafikerler, editörler, çizerler, tercümanlar, eğitimciler, yazarlar kısmen de olsa kalıcı şekilde evden çalışmaya başladı. Gazetecilerin de bir kısmı da artık kendi evlerinden yaptıkları sosyal medya yayınlarıyla işlerini yapıyor. Bu dönüşümü başlatan pandemiydi, kalıcılaştıran ise evden çalışmanın kendileri için ne kadar karlı olduğunu fark eden işverenler olacak gibi görünüyor.”

‘RAHATLIK’ SÖZDE, SÖMÜRÜ ‘ANINDA’

    Emeğinizin karşılığını alabiliyor musunuz? Çalışan olarak bir öneriniz var mıdır? Home office tek kelime ile sömürüye mi rahatlığa mı daha yakın?

 

    “Freelance çalışanların genelde parça başına ücret aldığı gibi biz de çıkardığımız video başına ücret alıyoruz. Ekip arkadaşımla her ay yirmişer dakikalık iki tarihi belgesel çıkarıyoruz. Ürettiğimiz içeriğe göre aldığımız ücretin kesinlikle daha yüksek olması gerekiyor. Ailesinin yanında yaşayıp üniversitede okuyan ve iş arayanlar için böyle bir iş önerebilirim. O da geçici. Ancak böyle düzensiz ve güvencesiz bir şekilde nasıl geçim sağlanır gerçekten bilmiyorum. 


    İstikrarlı bir yanı yok çünkü. Popülerliğine, sözde rahatlığına güvenip girilmemesi lazım. İkisine de yakın. Yol-yemek derdi yok ama işçi hakları da yok. Başınızda duran patron yok ama iş yerindeki haksızlığa karşı dayanışabileceğiniz meslektaşlarınız da yok. Sabahın altısında kalkmanıza gerek yok belki ama gece gelen işi bile o an yapmak zorunda kalabiliyorsunuz. Kısacası ofise göre rahatlığı da sömürüsü de fazla.”

 

    Özgür Cem Boynueğri


Yorum Yap