'İnsanca yaşamak istiyoruz!' 'TÜKENİYORUZ!'

Zam, kriz, yoksulluk, tükeniyoruz diyerek 24 Kasım Öğretmenler gününde eylemlerinin ikinci ayağını başlatan Eğitim-İş Antalya Şubesi, eğitimcilerin ekonomik kayıpları ve insanca yaşam için Attalos Heykeli önünde basın açıklaması yaptı. Eğitimciler, zam, kriz, yoksulluk ve tükeniyoruz diyerek, boş tencere içinde bordrolarını yaktı

'İnsanca yaşamak istiyoruz!' 'TÜKENİYORUZ!'

'İnsanca yaşamak istiyoruz!' 'TÜKENİYORUZ!'

    Eğitimciler zam zulüm sefalet diyerek başlattığı eylemleri için 4 Aralık Cumartesi günü Ankara’da meydanlarda olacaklarını ve eylemlerine devam edeceklerini duyurdular. Attalos Heykeli önünde gerçekleştirilen basın açıklamasına Eğitim-İş Antalya Şubesi Başkanı Sadık Acar, Birleşik Kamu-İş Genel Başkanı Mehmet Balık, Eğitim-İş Merkez Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Selçuk, CHP Antalya İl Başkanı Nuri Cengiz, ve çok sayıda eğitimci katıldı. Eğitim-İş Sendikası adına basın açıklamasını yapan Eğitim-İş Merkez Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Selçuk, “Buradan tüm kamu emekçilerimizi ve halkımızı, zam, kriz ve yoksulluk karşısında tükenen emekçilerin haklarını savunmak için, 2022 sefalet bütçesine hayır demek için, sarayın yalanlarına son vermek için, 4 Aralık'ta Ankara Anıttepe'de Konfederasyonumuz Birleşik Kamu İş'in gerçekleştireceği mitinge davet ediyoruz” dedi.

 “MESLEK ONURUMUZU GERİ İSTİYORUZ!”

    Merkez Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Selçuk, “Biz eğitim emekçileri olarak meslek onurumuzda yaratılan tüm bu tahribatlar karşısında artık sözün bittiğini ve eylem zamanının geldiğine inanarak diyoruz ki, İnsanlık onuruna yaraşır bir ücret alıp, insanca yaşamak istiyoruz! Söz verilmesine rağmen yaşama geçirilmeyen 3600 ek gösterge hakkımızı istiyoruz! Sadece öğrencilerimiz ve kendimiz için değil ülkemizin geleceği için laik, bilimsel, adil ve kamusal eğitim istiyoruz. Her şeyden önemlisi meslek onurumuzu geri istiyoruz!” dedi.

 “EĞİTİM BİRLİĞİ BOZULDU”

    Eğitim-İş Merkez Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Selçuk, şunları söyledi: “Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün, 24 Kasım 1928 tarihinde Millet Mektepleri'nin kendisine verdiği “Başöğretmen” unvanını kabul etmesinin yıldönümünde tüm öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutluyoruz. Başöğretmenimiz Atatürk'ü saygıyla anıyoruz. Öğretmenlik emek, sevgi ve sabır isteyen bedeli hiçbir maddi karşılıkla ölçülmeyecek kadar değerli, hoşgörü ve fedakârlık mesleğidir. Bunun bilincinde olan biz öğretmenler eğitim emekçilerini bir bileşeni olarak siyasi iktidarların tüm baskılarına ve yok saymalarına rağmen öğrencilerimizin daha nitelikli eğitim almaları için olağanüstü bir çaba harcıyoruz. Özellikle son dönemde mevcut siyasi iktidarın gerici eğitim dayatması sonucunda; Cumhuriyetimizin birikimi olan halkçı, laik ve bilimsel eğitim anlayışı çok büyük yaralar almış çocuklarımız adeta Orta Çağ karanlığına mahkûm edilmişlerdir. Eğitim sisteminde yapılan bu bilinçli tahribat sonucunda eğitim birliği bozulmuştur. Eğitimde piyasacı dayatma sonucunda ise; özel öğretimin payı yüzde ikilerden son dönemde yüzde otuzlara doğru tırmanmıştır. Bu durum eğitimde fırsat eşitliği ilkesine vurulan en büyük darbe olmuştur.”

İTİBARIMIZIN HER YIL DÜŞMESİNDEN BIKTIK”

    Merkez Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk, “2022 yılı için hazırlanan sefalet bütçesinden de anlaşılacağı üzere bizlere yine açlık sınırına mahkûm eden ücretler reva görülecek. Bizler dünyada istatistiklerde en çok çalışan öğretmen sıralamasında en üste, en az ücret alan sıralamasında en altlarda kalmaktan, itibarımızın her yıl düşmesinden bıktık” dedi

“MODERN ÇAĞIN KÖLELİK SİSTEMİNİ YARATTI”

    “Bu iktidar döneminde öğretmenlerin sözleşmeli, ücretli, kadrolu diye kategorilere ayrılması, modern çağın kölelik sistemini yaratmıştır” diyen Selçuk, “Kadrolu öğretmen atamasından vazgeçerek “doğrudan torpil” anlamına gelen mülakata dayalı sözleşmeli öğretmen sistemini getiren Bakanlık, öğretmen açığını ücretli öğretmenlik ile kapatmaya çalışmaktadır. Ataması yapılmayan öğretmen sayısı 700 bini geçmişken, 80 binin üzerinde eğitim emekçisi ücretli öğretmen denen güvencesizlik altında çalıştırılmaktadır. Gencecik öğretmenlerin, intihara sürüklenmesi siyasi iktidarın duyarsızlığı karşısında adeta toplumsal travma yaşatmaktadır” şeklinde konuştu.

“HAMASET NUTUKLARINI DUYMAK İSTEMİYORUZ”

    Selçuk konuşmasının devamında şu bilgileri verdi: “Biz eğitim emekçileri olarak artık her 24 Kasımda atılan hamaset nutuklarını duymak istemiyoruz. Eğitim emekçileri zam, ekonomik kriz ve yoksullaşma sonucunda insanca yaşam seviyesinden uzaklaşmışlardır. Bu kadar zor şartlar altında fedakârca emek veren eğitim çalışanlarının durumunu daha net ortaya çıkarmak için sendikamızın 3630 eğitim emekçisinin katılımı ile gerçekleştirdiği ankette çarpıcı sonuçlar ortaya çıkmıştır. Yüzde 49,4'ü erkek, yüzde 50,6'sı kadın öğretmenin katıldığı araştırmamıza göre; Katılımcıların yüzde 23,34'ü eşinin çalış(a)madığını belirtmiştir. Yani neredeyse evli her 4 emekçiden birinin eşi işsizdir ve evin başlıca gelir kaynağı enflasyonla biçilen tek maaştır. Katılımcıların yüzde 57,8'i ailenin gıda ihtiyaçlarını karşılamada zorluk yaşadığını, yüzde 48,3'ü maaşlarının yetersizliğinden dolayı ek hesap kullandıklarını, yüzde 77,7'si ailenin sağlık harcamalarını karşılamakta zorluk çektiklerini, yüzde 90'ı kullandıkları kredi kartının borçlarını ödemede zorlandıklarını, yüzde 65'i geçinmekte zorlandıklarını ailelerinden veya yakınlarından borç aldıklarını beyan etmişlerdir. Katılımcıların yüzde 61,1'i ekonomik zorluklardan dolayı mesleki motivasyonlarının düştüğünü, yüzde 84,3'ü ek iş aradığı belirtmiştir.”

 

    “Öğretmenin işi dışında ek iş aramak istemesi oldukça manidardır” diye konuşan Selçuk, “Anketimiz incelendiğinde AKP'nin, pandemi sürecini her alanda olduğu gibi eğitimde de yeterli önlemler almayarak yürüttüğü görülecektir” dedi.

 

Fadime YİĞİT

 


Yorum Yap