'Eğitim değil, beyin yıkama!'

Milli Eğitim Şurası’nda okul öncesi (4-6 yaş) çocuklara din eğitimi verilmesi kararının ardından, sert tepki gösteren eğitimciler, bu karara şiddetle karşı çıktıklarını, kararın yasalara aykırı olduğunu, hukuki haklarını sonuna kadar kullanıp hukuki mücadeleyi başlatacaklarını kamuoyuyla paylaştılar

'Eğitim değil, beyin yıkama!'

'Eğitim değil, beyin yıkama!'

    Eğitim-İş Antalya Şube Başkanı Sadık Acar ve Eğitim Sen Antalya Şube Başkanı Nurettin Sönmez, Milli Eğitim Şurası’nda okul öncesi eğitimde çocuklara din eğitimi kararını değerlendirdi. Başkan Sadık Acar, “Bu karara kesinlikle karşıyız ve asla kabul etmiyoruz.  Bu konunun peşini bırakmayacağız ve hukuksal olarak mücadelemize devam edeceğiz. Oldubittiye getirilen bu karar çocuklarımızın geleceğini karartan bir karardır. O yaştaki çocuklara din eğitimi verilmesi çocuğu daha çok ruhsal bunalıma sokar ve geleceğini etkiler” diyerek konuyu mahkemeye taşıyacaklarını bildirirken Başkan Nurettin Sönmez ise “Tamamen bilimsel kriterlere ve pedagojik kurallara aykırı, uygun olmayan bir karardır. Dolayısıyla bu kararın uygulanabilirliği de bilimsel olarak zaten mümkün değildir. Biz bu karara şiddetle karşı çıkıyoruz. Bu kararın uygulanmaması noktasında hem demokratik haklarımızı, hem eylem etkinlik haklarımızı, hem de hukuki haklarımızı sonuna kadar kullanacağız” dedi.

“GERİCİLERİN YENİ ARKA BAHÇESİ YAPTIRMAYACAĞIZ”

    1-3 Aralık 2021’de toplanan 20’inci Milli Eğitim Şurası’nda “Okul Öncesi Öğretim programında çocuğun gelişim düzeyi dikkate alınarak din, ahlak ve değerler eğitimi yer almalıdır” kararına eğitimciler büyük tepki gösterdi. "Okul öncesi eğitimini gericilerin yeni arka bahçesi yaptırmayacağız" diyen Eğitim-İş Başkanı Sadık Acar, konuya dair yaptığı açıklamada, “Milli Eğitim Bakanlığı'nın 7 yıl sonra topladığı Milli Eğitim Şûrası, bizim tam da organizasyon öncesi dile getirdiğimiz kaygıları gerçeğe büründürmüştür. Dostlar alışverişte görsün tadında görüş alınan Şûra, deklare edilen gerici kararlarla iyi niyetli katılımcıların dolgu malzemesi yapıldığını da, en başından karanlık bir ajandayı ilan etmek için düzenlendiğini de ispatlamıştır” ifadesini kullandı.

 “REZİL TEKLİF KABUL EDİLDİ”

    Başkan Acar, konuşmasının devamında şunları söyledi: “4-6 yaş arası çocuklar böyle bir şeyi nasıl ister? Bu talebi ileten hangi veliler ve bu talepleri nereye iletmişler?" gibi basit soruları bile kendine sormaktan aciz bir çoğunluk, tam da şûranın karanlık ajandasına tabi olarak el kaldırıp indirmiş ve bu rezil teklifi oy birliğiyle kabul etmiştir. Şûra'nın toplanmasından yaklaşık bir hafta kadar önce Eğitim-İş olarak bu tehlikeye dikkat çekmiş, uyarılarda bulunmuştuk. "Okulöncesi eğitim ile ilgili gerici bir yol döşeniyor. Bunun hazırlığı var" demiştik ve Diyanet'in Kuran Kurslarının okulöncesi eğitim kurumu gibi gösterilme tehlikesine dikkat çekmiştik. Şimdi geldiğimiz noktada saydığımız tüm bu kaygıların haklı olduğunu ve müsamereden hallice olan şûranın tam da bu nedenle toplandığını görüyoruz.”

“TARİKATLAR ÇOCUKLARIMIZA MUSALLAT EDİLECEK”

    “Şûra'daki "Okulöncesi eğitimde STK'larla işbirliği" vurgusu da bu alandaki gericileştirmenin sadece Diyanet ile sınırlı kalmayacağını, vakıf, dernek adı altında faaliyet yürüten tarikatların da 4-6 yaş arası çocuklarımıza musallat edileceğinin sinyallerini veriyor” diyen Başkan Acar, “"Okulöncesi eğitim zorunlu olmasın, ücretsiz olmasın ama tarikatlar at koşturabilsin" kararlarıyla sona gelen şûra, bize ülkece yürütülmek istenen karanlık yolu gösteriyor. Bu korkunç senaryo, bu gerici plan hiçbir yanıyla kabul edilemez! Daha, soyut düşünceyle yeni tanışan çocuklara cennet, cehennem gibi kavramları pompalamanın pedagojiyle, bilimle, vicdanla yan yana gelir bir tarafı yoktur. Bunun adı eğitim değil beyin yıkama olur. Ve bilinsin ki bu ülkedeki her çocuk için laik, bilimsel, kamusal eğitimi savunan Eğitim-İş olarak biz, bunun karşısında dimdik duracağız!” şeklinde konuştu.

“YENİ NESİLLER, SAHİPSİZ DEĞİL!”

    Şûranın genel kurulunda tavsiye kararını aldıranlara da seslenen Başkan Acar, “Beğenin, beğenmeyin bu ülke laik bir Cumhuriyet'tir efendiler! Anayasa'ya, laikliğe, çağdaşlığa, insanlığa bu kadar aykırı bir kararı sırf Saray'dan ve tarikatlardan aferin almak için hayata geçiremezsiniz! Başöğretmen Atatürk'ün bize emanet ettiği yeni nesiller, sahipsiz değildir! Bu skandal, karanlık ajandaya karşı her yönüyle hukuk savaşı vereceğimizi, açıkça ilan ediyoruz!” dedi.

“EĞİTİMDE GERİCİ ADIMLAR ATABİLMENİN ŞURASI”

    Eğitim Sen Antalya Şube Başkanı Nurettin Sönmez ise Şura’da alınan kararla ilgili, “İktidar bu konuyu daha öncede gündeme getirmişti. Şura’nın niçin sarayda yapıldığı bir şekliyle ortaya çıkmış oldu. Yani bu Şura’yı Saray himayesinde, eğitimde daha da gerici adımlar atabilmenin ve net bir şekilde bu doğrultuda eğitimi planlamanın bir Şura’sı olarak değerlendirebiliriz. Tamamen bilimsel kriterlere ve pedagojik kurallara aykırı uygun olmayan bir karardır. Dolayısıyla bu kararın uygulanabilirliği de bilimsel olarak zaten mümkün değildir. Biz bu karara şiddetle karşı çıkıyoruz. Bu kararın uygulanmaması noktasında hem demokratik haklarımızı eylem etkinlik haklarımız hem de hukuki haklarımızı sonuna kadar kullanacağız” ifadesini kullandı.

“GEREKENİ SAHADA VE YARGIDA YAPACAĞIZ”

    “Saraydaki bu gerici kararların alındığı Şura’ya karşı bizler Genel merkezimizdeki toplantıda, özellikle nasıl bir eğitim istiyoruz üzerinden, akademisyenlerin, bilim insanlarının, uzmanların katıldığı bir çalıştay gerçekleştirdik”  diyen Başkan Sönmez, “Bu çalıştayda net olarak tespit ettiğimiz en temel konulardan birisi eğitimde laiklik ilkesi. Laik eğitim ve laik yaşam anlayışından asla taviz vermeyeceğimiz. Dolayısıyla bu eğitim süreçlerinin uzun süredir zaten gerici bir şekilde planlandığını biliyoruz. Yapılan okulların dersliklerinin yüzde 80’i İmam Hatipler olarak açıldığını, imam hatiplerdeki öğrenci sayılarının azlığına rağmen hala imam hatip okullarının yaygınlaştırıldığı, imam hatip okullarının albenisinin arttırılmaya çalışıldığını biliyorduk değerlendiriyorduk. Ama bunu da öteye geçen aslında okul öncesi öğrencilerin henüz sadece bilimsel olarak belli konulardaki davranışları edinmesi gereken, evrensel değerler üzerinden eğitilmesi gereken çocuklarımızın, bir şekliyle dini eğitime tabi tutuluyor olmaları. Yani burada hangi din olduğu önemli değil pedagojik olarak yaklaşıyoruz buna. Çok akıl dışı bir uygulama. Dolayısıyla buna karşı da biz Eğitim Sen olarak gerekli çalışmaları hem sahada hem hukuki olarak yapacağız” şeklinde konuştu

 

Fadime YİĞİT


Yorum Yap