Antalya riskli bölge!

Antalya Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Figen Sarıgül Yıldırım yazılı bir açıklama yaparak Antalya’nın bir turizm kenti olması dolayısıyla Maymun Çiçeği Hastalığı konusunda riskli bölgeler içerisinde yer aldığını söyledi.

Antalya riskli bölge!

Antalya riskli bölge!

Antalya Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Figen Sarıgül Yıldırım, 29 Haziran 2022 itibariyle ülkemizde ilk Maymun Çiçeği Hastalığı olgusunun tespit edildiğini Antalya’nın bir turizm kenti olması dolayısıyla Maymun Çiçeği Hastalığı konusunda riskli bölgeler içerisinde yer aldığını belirterek “Maymun çiçeği hastalığının belirti ve bulgularının belirgin olması, şimdiki bilgilere göre belirtisiz infeksiyon yapmaması, yakın ve uzun süreli temas ile bulaşması, bir DNA virüsü olduğundan daha az mutasyon geçirmesi ve kolay değişime uğramaması gibi faktörler göz önünde bulundurulduğunda COVID-19 gibi bir pandemiye yol açması pek beklenmemektedir” dedi.

 

“YENİ BİR HASTALIK DEĞİL”

Maymun çiçeği hastalığının yeni bir hastalık olmadığını söyleyen Doç. Dr. Figen Sarıgül Yıldırım, “Maymunlarda 1958’de tespit edildikten sonra insanlarda ilk olgu 1970 yılında Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde görülmüştür. Şimdiye kadar Afrika dışında görülen olguların tamamının Afrika’dan gelen insanlar veya getirtilen kemirgenlerden kaynaklandığı bilinmektedir. 29 Haziran itibariyle Afrika dışındaki 51 ülkeden toplam 5115 olgu bildirilmiştir. Olguların büyük kısmı İngiltere, Almanya, İspanya, Fransa, Portekiz. ABD, Kanada ve Hollanda’dadır. Bu olguların ortak bir kaynaktan kaynaklanıp kaynaklanmadığı bilinmemektedir” ifadesini kullandı.

 

“YAKIN TEMASLA BULAŞIYOR”

“Adında “maymun” geçmekle birlikte maymunlardan daha çok sincap, sıçan, fare gibi kemirgenlerde bulunan ve onlardan insana geçen bir hastalıktır” diyen Figen Sarıgül Yıldırım, “Virus insana, infekte hayvan, infekte insan veya virüsle kirlenmiş cansız maddeler ile yakın temas sonucunda bulaşmaktadır. İnsandan insana bulaşmanın esas olarak büyük solunum salgısı damlacıkları ile olduğu düşünülmektedir. Büyük damlacıklar uzak mesafelere gidemediğinden insandan insana bulaşma için; yüz yüze, uzun süreli ve yakın temas gereklidir. Bu da COVID-19’a benzer büyük salgınlar yapmasını engelleyebilecek bir özelliktir. Virus infekte insanın vücut sıvılarına, cilt lezyonlarına doğrudan temas ile direkt olarak veya yine bunlarla kirlenmiş cansız maddelerle temas ile dolaylı olarak cilt ve mukozalar yoluyla bulaşabilir” dedi.

 

“KENDİLİĞİNDEN İYİLEŞMEKTEDİR”

“Maymun çiçeği genellikle 2-4 hafta içerisinde kendiliğinden iyileşmektedir” diyen Figen Sarıgül Yıldırım, “Ancak bağışıklığı baskılanmış kişilerde ve küçük çocuklarda ağır hastalık görülebilmektedir. Genel olarak hastalanan kişilerin yüzde 3-6’sı, çoğunluğu küçük çocuklar olmak üzere, maalesef kaybedilmektedir. Orta Afrika alt tipinde öldürücülük yüzde 11’e kadar çıkabilmekle birlikte güncel olgulara neden olan Batı Afrika alt tipinin öldürücülüğü daha düşüktür. Maymun çiçeği hastalığı için yaygın kullanılan bir ilaç yoktur. Dünya Sağlık Örgütü Afrika’daki tecrübelerden yola çıkarak çiçek aşısının maymun çiçeğinden yüzde 85 kadar koruma sağlayacağını bildirmektedir. Ancak çiçek aşısı 1980’den beri uygulanmamaktadır. Bu nedenle çiçek aşısı yapılmış kişiler bugün 40-50 yaş ve üzerindeki kişilerdir. Aradan geçen bu uzun süre sonunda koruyuculuğun hangi düzeyde devam ettiğini söylemek zordur. Maymun çiçeği hastalığının tanısını kan örneklerinden koymak çok olanaklı değildir. Virus, kanda çok kısa süre kaldığından PCR ile saptamak genellikle mümkün olmaz. Antijen ve antikor testleri de daha önce uygulanan çiçek aşısı vb. nedenlerle her zaman doğru sonuç vermez” bilgisini verdi.Haber Merkezi


Yorum Yap