“Baskıya rağmen itibarımız arttı”

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Antalya Şube Eş Başkanı Şükran İçöz Yönetim Kurulu Üyeleri ile beraber SES’in 26. Kuruluş Yıldönümü nedeniyle bir basın toplantısı yaptı. Şube binasında yapılan basın toplantısında konuşan SES Antalya Şube Eş Başkanı Şükran içöz, “1 Ağustos 1996 yılında dört sendikanın birleşmesiyle kurduğumuz SES bugün 27 bin üyesiyle aritmetik toplamın çok ötesinde anlamlar ifade etmektedir. Bunca baskıya rağmen küçültülememiştir, aksine emekçiler ve halk nezdinde itibarını arttırmayı başarmıştır” dedi.

“Baskıya rağmen itibarımız arttı”

“Baskıya rağmen itibarımız arttı”

SES Antalya Şube Eş Başkanı Şükran İçöz, “Kamu emekçilerinin 1960’lı yılında başlayan örgütlenmelerinin darbelerle ortadan kaldırılmaya çalışıldığını hatırlatarak, “Kapı kulu zihniyetini kabul etmeyen örgütlenme çalışmalarını bırakmayan emekçiler 1990’lı yıllarda büyük bir hamle içine girerek geleceklerinde söz ve karar sahibi olmanın, işine ve ekmeğine sahip çıkmanın yolunun örgütlenmekten geçtiğinin bilinci ile sendikal örgütlenmeye başladılar. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri 1990 yılından itibaren arka arkaya Genel Sağlık İş, Tüm Sağlık Sen, Sağlık Sen ve Sosyal Hizmet Sen sendikalarını kurdular. Zaman içinde mücadelenin bir taban bulması ile iş kolumuzda farklı sendikalarda örgütlenen emekçiler birleşerek güçlü ve karalı, çok daha güçlü bir sendika kurmak için harekete geçti ve SES’i kurarak birleştiler” diye konuştu.

 “HALKLARIN EŞİTLİĞİNİ SAVUNDUK”

SES’in 1 Ağustos 1996 yılında kurulduğunu hatırlatan Başkan Şükran İçöz, “SES’in öncesinde ve sonrasında sendikamız ve konfederasyonumuz üzerinde siyasi iktidarın çok büyük baskıları olmuştur. Bu dönemde sendikamız üyesi birçok sağlık emekçisi emek demokrasi mücadelesi verirken hayatlarını kaybetmişlerdi. Buradan öncelikle onur üyelerimiz Necati Aydın, Ayşenur Şimşek ve Behçet Aysan  ve Barış şehitleri Eyüp Ergen, Abdulaziz Yural, Şehmus Dursun başta olmak üzere bu mücadelede kaybettiğimiz arkadaşlarımızı saygıyla anıyoruz. Yitirdiğimiz arkadaşlarımız halen mücadelemize ışık tutuyor. Kuruluş yıllarımızdan bugüne Savaşsız ve sömürüsüz bir dünya için ülkemizde ve dünyada savaşa karşı barışı, faşizme karşı demokrasiyi savunduk. Emperyalizme karşı bağımsızlığı, baskıya karşı özgürlüğü, ırkçılığa ve şovenizme karşı halkların eşitliğini, özgürlüğünü ve kardeşliğini savunarak örgütlenmek temel düsturumuz oldu ve bu amaç etrafında yüzbinlerce sağlık emekçisini bir araya getirdik” ifadelerini kullandı.

MÜCADELEMİZİ ENGELLEYEMEDİ”

İşkolundaki sorunlara karşı fiili mücadelelerini sürdürdüklerini belirten, Başkan Şükran İçöz, “Sağlık ve Sosyal Hizmetlerin piyasalaştırılmasına karşı örgütümüzün yürüttüğü mücadele, bu güne baktığımızda ne kadar haklı olduğunun kanıtı şeklindedir. Siyasal iktidarlar sendikamıza karşı yürüttükleri baskı politikaları hız kesmeden devam etmektedir. Mücadele sürecimizde öldürülen, sürgüne gönderilen, tutuklanan, çeşitli düzeylerde baskılara uğrayan üyelerimiz, yöneticilerimiz oldu, ancak bunlar örgütlenmemizi de, emekçilerin hak ve çıkarları için mücadelemizi de engelleyemedi” diye konuştu.

 

“SAĞLIK HAKKI PAZAR NESNESİ OLDU”

Başkan İçöz, “Çünkü adil paylaşım isteyen emekçiler, kadın mücadelesi yürütenler, doğasına ve deresine sahip çıkanlar, öğrenciler, aydınlar, inanç özgürlüğü, kimlik özgürlüğü isteyenler kısacası daha yaşanılır bir ülke ve dünya isteyen tüm kesimler ve örgütleri illegal kabul edilip yürütme (özellikle güvenlik) ve yargı kıskacına alınıyor. Baskı, soruşturma, devlet terörü, gözaltı ve tutuklamalarla biat eden, sorgulamayan, köleleştirilmiş bir toplum yaratılmak isteniyor. Kamu alanındaki özelleştirme, taşeronlaştırma, piyasalaştırma politikalarını istedikleri hızda ve düzeyde olmasa da hayata geçirdiler ve halen bu alandaki tasfiye çalışmaları devam ediyor. Bu süreçte işkolumuzdaki özelleştirme-piyasalaştırmaya karşı toplumsal birleşik mücadelelerle üstesinden gelinebileceği gerçekliği üzerinden hareket etmeliyiz. Geliştirilmesi, güçlendirilmesi gereken 1’inci basamak yok edilmiş, Aile hekimliği adı altında binlerce hekime esnaf olması dayatılmış, en temel insan hakkı olan sağlık hakkı artık bir pazar nesnesi haline getirilmiştir” dedi.

“HAKLARIMIZ ELİMİZDEN ALINIYOR”

Döner sermaye uygulaması ile sağlık kurumlarının işletme haline getirildiğini belirten Başkan İçöz,  “Çalışanlara performansa dayalı döner sermaye uygulaması ile emekliliğe yansıyan temel ücretler sürekli düşük tutulmuştur. Sosyal Hizmetler adım adım tasfiye edilmeye, Sosyal Hizmet sadaka anlayışı içinde ‘Sosyal Yardıma’ dönüştürülmeye çalışılmaktadır. Bakıma muhtaç yaşlı, çocuk ve kadınlar her türden istismara karşı devletin korumasından alınıp vakıf ve cemaatlerin kucağına atılmıştır. Bugün iş kolumuzda kırktan fazla sendika vardır. Meslek ve işyeri sendikacılığı yeniden hortlatılmaya çalışılmaktadır. Anayasa değiştirilerek ‘örgütlenme özgürlüğü’ yalanıyla birden fazla sendikaya üyelik getirilerek, örgütlülük zayıflatılmaya çalışılmakta, her türden haklarımızı kullanmak için iktidarın gösterdiği örgütlere gitmemiz istenmektedir. İktidarların besleme sendikalarına emekçiler baskı, mobbing, her türlü baskı ve yalan vaatler ile zorla üye yaptırılarak yetki almaları sağlanıyor. Son 6 dönemi (12 yılı) kapsayan TİS’e baktığımızda emekçilerin bu yetkilendirilmiş sendikamsı yapılar eliyle emekçilerin haklarında yarattıkları gerilemeyi görebiliriz. Haklarımız elimizden alınırken gösterilen olumsuz sendikal pratik nedeniyle örgütlenme emekçiler için anlamsız hale getiriliyor” şeklinde konuştu.

“EMEK ÖRGÜTÜYÜZ”

Toplumsal yararı bireysel çıkardan önemli sayan bir emek örgütü olduğunu belirten Başkan İçöz, “Bugün her zamankinden daha dikkatli ve mücadeleci olmalıyız. Çünkü dünyada ve ülkemizde liberalizm herkesi etkisi altına almaya, bölmeye, parçalamaya, örgütlü mücadeleyi zayıflatmaktadır. Liberalizm; aynı işi yapanları, farklı kimlikleri, farklı inançları, farklı cinsiyetleri ve cinsel yönelim farklılıklarını, hatta farklı kentleri birbirine düşman, birbiriyle rekabet eden bir yapıya dönüştürmekte, mücadeleyi boğmaktadır. Bu nedenle hiçbir zaman emekçileri, emekçi ve yoksul halkı buluşturmaktan, emekçilerin birliğini ve halkların kardeşliğini savunmaktan vazgeçmemeliyiz. Her türden farklılığın, bencilliğin ve bireyselliğin kışkırtılarak temel değer yapılmaya çalışılıyor. İnsani duyguların ırkçı bir saldırganlığa dönüştürüldüğü, en temel insan hakkının pazara çıkarıldığı bir zamanda yaşıyoruz. Sahibinin sesi medyaların beyin yıkama çabalarına rağmen; emekçiden ve halktan yana, herkesin kendini ifade ettiği, her düşüncenin çoğunluk olma hakkının olduğu, devletten ve siyasal partilerden bağımsız, emekçilerin hak ve çıkarlarını esas alan, toplumsal yararı bireysel çıkardan önemli sayan bir emek örgütüyüz” dedi.

“MİRASIMIZ ARTIYOR”

Başkan İçöz, “26. yılımızı kutlarken, bugüne kadar edindiğimiz deneyimlerin ışığında; hak ve özgürlerimizi geliştirmek, bize giydirilmek istenen deli gömleğini yırtıp atmak, işkolumuzdaki tüm hizmetlerin ücretsiz ve nitelikli olmasını sağlamaktır. Güvenceli iş, güvenceli gelecek, barış içinde yaşanan eşitlikçi, özgürlükçü bir ülke için; daha fazla birlik, daha fazla çalışma, daha fazla örgütlenme, daha çok mücadele bizi bekliyor. Dünya ve Türkiye işçi ve emekçilerinin mücadele birikimini kendine miras edinen ve bu mirasa her gün yeni birikimler katmayı baskıcı, otoriter, anti demokratik uygulamalara rağmen başarmaktadır” diyerek sözlerini noktaladı.  HABER MERKEZİ


Yorum Yap