SIRADANLAŞMAYI SIRADANLAŞTIRDIK

  • İbrahim Uysal

    İbrahim Uysal Yazı Arşivi
    11 Mayıs 2022 /   649 Okunma

    SIRADANLAŞMAYI SIRADANLAŞTIRDIK


    Tarih, öyle sıradan sayılabilecek bir şey değildir. Tıpkı yaşam gibi. Kişinin sıradanlaşması, olayları ve yaşananları sıradanlaştırmamalı.

        Sıradanlaşmanın, sıradan olmanın özelliği, bilgi ve bilinç kaybı yaşanmasıdır. Bir şeylerinin "öylesine" kabul edilmeye başlanmasıdır.

         Bir Cuma sabahı başlayan acı, elli bir yıldır duyarlı, bağrı yanık ve inançlı insanların yüreklerini yaka yaka yaşanmaktadır.

       12 Mart 1971 sabahı ülkede sadece Başbakan Süleyman Demirel Başbakanlıktan istifa edip, yerine sivil görünümlü bir askeri hükümet gelmedi. 12 Mart 1971 Cuma sabahı, ülkenin aydınlık ve bağımsız geleceğinin üzerine, sabah ezanından önce cenaze namazı kılındı.

       Pek haber bültenlerinde görülmedi ama, bir çok büyük şehir ve ilçenin meydanlarında solcu, yurtsever gençler protesto gösterisi yapmışlardır ve belki de ülkenin son kırık yılının en soğuk gün ve gecelerinde, kodeslerde tir tir titreyerek mahkemeye çıkarılmayı beklerler.

        Sanal ortamda ise, olayın bilinçli farkındalığını yaşayanların satırlar dolusu feryatları ile "boş geçmeyelim" diyenlerin suya tirit paylaşımları. Elbette ki her ikisini de aynı kefeye koymadan, aradaki farkı da fark ettirmeden geçmeyelim isterim.

        Sonra?

        "13 Mart".  Evet, 13 Mart 2016, Ankara'da kanlı bir pazar günü. Öğle saatlerinde başlayan toplantı/konferans bitmiş, arkadaşlar ile Mülkiyelilerde bir çay-kahve içip, konferansı tartıştıktan sonra, hepimiz evine diye dağıldık.

        Kızılay'da araç park sorunu var diye, evden dolmuş ile gelmiştim. O sıralar haber bültenlerini önemsiyor ve saat 19.00 haberlerini izlemek üzere eve de yeni gelmiştim. Tam haberler öncesi, yönü Kızılay Meydanına yakın ve abakan televizyon kanalları ve Kızılay dolayında olan muhabirleri birden canlı yayında "Kızılay-Güvenpark Otobüs Duraklarında" bir bombalı saldırıdan söz ediyorlardı.

         Saat 18:45'te Güvenpark-Kızılay, Ankara'da otobüs duraklarına canlı bomba saldırısı yapıldığı;  2'si saldırgan ile 38 yurttaş yaşamını kaybettiği ve 19'u ağır 125 kişinin de yaralandığı duyuruluyor idi.

        Sonrası günlerce, kan izleri çıkmadığı için, aylarca şerit ile oradan geçiş yasaklanmış, insanların her geçişte yürekleri yanmıştı.

        Yolum Bakanlıklardan, Kızılay yönüne düşerse, mutlaka geçerken gözüm  o köşeye takılır. Etrafında, elele tutuşmuş, sarmaş dolaş otobüs beklerken öpüşen masum genç çocuklar.

        Ülkeyi yönetenler, iktidar ya da muhalefet, yerel yönetimler ya da Genel Yönetim-Hükümet fark etmeksizin, yetişen çocuklara "YURTTALIK BİLİNCİNİ" vermedikleri sürece yaşanan, yaşandığı yerde kalır ve olan, olanın canını acıtırken, "ateş, sadece düştüğü yeri yakmaya devam eder". 

         İşte sıradanlaşma ya da sıradanlaştırma böyle başlar.

         Bu günler neler vardır bilemem ama, belki de diyeceklerime de muhtaç olabiliriz, sebep hep aynı. Bir sonrasını görememek.

         Tarihte, ülkenin kaderini değiştirecek çok sıradanmış gibi bir olay yaşanıyor, hem de taaa 1899'da. Anasının, Babasının Mustafa'sı, Öğretmeninin Mustafa Kemal'i, "1283" yaka numarasıyla Kara Harp Okulunun piyade sınıfına kayıt olur. "Mustafa Kemal Paşa" olmanın ilk adımlarından birisi de, bu kayıt ve kayıt tarihidir.

        Eğer hala içerik değiştirilmedi ise, ilkokulda ezberletilen, dayısının tarlasında "karga kovalayan Mustafa'dan" daha mı önemsizdir bu olay? 

        Bu ve benzer örnekler eğitimin sıradanlaştırılması değil midir?

        Bazı günlerde sanal ortamın silahşörlerinin, televizyonların sanal hipnozcularının ilk akıl hocası kimdir ve ne zaman bu göreve gelmiştir bilir misiniz. Bakın o da çok garip.

        Çoğu kişinin dilinden düşürmediği o ünlü Dr. Paul Joseph GOEBBELS'de (29 Ekim 1897-1 Mayıs 1945, Berlin),  13 Mart 1933'da , HALKI AYDINLATMA ve PROPAGANDA BAKANI  olmuştur.

        Memleketim için de bir  bilgi olsun. Antalya-Korkuteli'nin adını aldığı, benim köyümde bir mağaraya sığınarak bir süre yaşayan ve Teke Beyliğinin yazlık otağı(başkenti) TEKE iken, Osmanlı Kayıtlarına Sultan Korkut'un Yaşadığı yer olarak kutsaması ile OSMANHALİFELER olarak geçmesini sağlayan, Sultan II. Bayezid'in oğlu  Şehzade Korkut'un da boğazlanarak öldürüldüğü gün, 13 Mart 1513'tür.

        Sıradanlaşmaya direnenlere selam olsun!..


Yorum Yap