Antalya’yı soysuzlardan kurtaralım !..

  • İbrahim Akkaya

    İbrahim Akkaya Yazı Arşivi
    11 Haziran 2019 /   546 Okunma

    Antalya’yı soysuzlardan kurtaralım !..

    Antalyalı duayen eğitimci Mustafa Koç, Feslikan Yaylası ve Saklıkent Kayak Merkezi arasında kalan Torosların yamaçlarına açılan taş ocaklarından geriye kalan görüntüleri sosyal medyada paylaştı, Akdeniz GERÇEK Haber Müdürü Kubilay Eldemirci de içimize acıtan bu durumu  “Torosların bağrına hançer” başlığıyla haberleştirdi..

    Dünyaca ünlü Toros  dağlarının gürüntüsü gerçekten çok üzücü..

    Sayıları her geçen gün artan taş ocakları kelimenin tam anlamıyla doğa katliamı yapıyorlar, birkaç laf olsun beri geri türünden açıklamalar dışında kimse bir şey yapmıyor, devlet ve hükümet, katliama seyirci kalmayı bırakın, yeni ocakların açılması için ruhsat üstüne ruhsat veriyor.

    Koltuğunun altına dosyayı alan Başkent Ankara’ya gidiyor, malum ofislerden geçtikten sonra ruhsatı cebine koyup, Antalya’ya dönüyor.

    Güneş Dershaneleri’nin kurucusu olan duayen eğitimci Mustafa Koç’u Toroslar’ın kelleşmiş manzarası öylesine etkilemişti,öylesmine üzmüş ki, tepkisini şu sözlerle gösteriyor:

    “Atalarımız, bu ülkenin uğruna çok ağır bedeller ödediler. Onların bize emanet olarak bıraktığı toprakları birileri üç beş kuruş kazansın diye koruyamaz ve peşkeş çekersek, Antalya ve ülke bundan çok büyük zararylar görür”

    Koç, hepimizin hislerine tercüman olacak şu ifadeleri kulllanıyor:

     “Ben bu ülkenin taşına toprağına borçlu bir insanım.  Muhteşem ormanlarımızın, dağlarımızın bu şekilde tahrip edilmesini çok yurtsever bir hareket olarak görmüyorum. Kimse, taş ocağı açılmasın demiyor ama bu kadar başıbozukluk olur mu? Maden ocağı açmanın bir kuralı ve kanunu var. Öyle bir şekilde eline maden ocağı ruhsatı alan, kafasına göre ağaçları kesip, dağları delik deşik edebiliyor. Yok böyle bir şey”

    Önemli bir bölümü Antalya bölgesinde yaşanan doğa katliamı, rantçıların maden ocağı sevdasıyla adeta şaha kalktı..

    Maden ocağı adı altında taş, mermer ve kum ocakları ile birlikte kısa adı HES olan hidroelektrik santralleri ile yaklaşık 17 yıl önce başlayan doğa talanı ve katliamı, öylesine kaygı verici bir noktaya geldi ki, Toroslar ile birlikte ormanlar, tarım alanları, yeşil doku, sahiller hızla betonlaştı, mavi ve yeşilin rengini sevimsiz gri renkler aldı..

    AKP, her fırsatta ‘yerli ve milli vurgusu yapıyor..

    118 firmaya verilen 593 maden ruhsatı ile ‘yerli ve milli yağma’nın önü açıldı..

    Bu rakamları Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez açıkladı.

    Bakan Dönmez’in yerli ve milli söylemlerinin eşliğinde madenlere sınırsız yağma özgürlüğü sağlayan yasa Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden(TBB) geçti..

    Doğa yağması, yaşanan ekonomik krizi aşmanın yolu olarak dayatıldı..

    Yasa ile kolaylaştırılan maden ve enerji gibi sermaye talanı ile Antalya’nın eski Antalya, Türkiye’nin eski Türkiye olmayacağı açık seçik ortada.

    Daha da acı ve kaygı vereni, Türkiye coğrafyasının yüzde 60’lık bir bölümü için ruhsatların hazırlanıp,  lisanslaştırılmış olması..

    Yani yerli ve milli yağma devam edecek..

    Elbette bu yağmanın en önemli bölümü de Antalya bölgesinde olacak..

    Acı ama gerçek emanete sahip çıkamadık, çıkamıyoruz..

    Antalya’nın kaynakları hızla yerli ve milli söylemlerinin gölgesinde yerli ve yabancı yandaşlara paylaştırılıyor.

    Yasaların doğayı, tarihi, kültürel değerleri, tarım topraklarını, meraları, yeşil alanlarını koruma görevini verdiği kamu kurum ve kuruluşları yerli ve milli katliama seyirci kalıyor, seyirci kalmanın ötesinde koltuk kaygısıyla talanın, katliamın destekçiliğini yapıyorlar..

    Bu soysuzlar, onurlarını ve gururlarını hiçe sayarak imza atıyorlar her türlü yağmaya..

    Antalya’yı bu soysuzlardan kurtarma mücadelesine Antalyalılar gerekli desteği ne yazık ki vermiyor..

    Mücadeleyi bir avuç Antalya sevdalısı, sivil toplum örgütler, meslek odaları ile yerel basın üstleniyor..

    Üstleniyor da onlar da itilip kakılıyor, baskı, tehdit, dahası kaba kuvvetle sindirilmek isteniyor..

    Antalya, bu uğurda şehitler bile verdi..

    Aysun-Ali Ulvi Büyüknohutçu çifti, soysuzların azmettirmesi ile katledildi..

    Bu çevre cinayetini unutturma, üstünü örtme, delilleri karartma çabaları halkın gözünün içine baka baka sürdürülüyor..

    Antalya sevdalıları direniyor, Antalyalılar soysuzlardan kurtulmak için hala bir işaret bekliyor..

     

     

     

     


Yorum Yap