BAYRAM BENİM NEYİME/HERŞEYİME!

  • İbrahim Uysal

    İbrahim Uysal Yazı Arşivi
    26 Mayıs 2020 /   1129 Okunma

    BAYRAM BENİM NEYİME/HERŞEYİME!


    Sizi bilemem ama, bir şeyin çok daha iyi farkına vardım ki ÖZGÜRLÜK bambaşka bir şey imiş!.. Ülkemde yaşanan her şeye karşın ve rağmen yine de ne kadar özgür yaşadığımın fakına vardım bu pandemi/Coronavirüs'lü günler sayesinde.

    --Kaç gündür açıyorum bilgisayarı, kitapları. Yazacağım altı üstü bir "BAYRAM" konulu  bayram yazısı. Başlıyorum bir yere geliyorum beynim duruyor. Yazamıyorum. Sabah, öğleden sonra, gece, arifeden bu yana üç gündür deniyorum ama maalesef istediğim gibi olmadı, beceremedim. Yazamadım altı üstü bir bayram yazısı..

    --İnsanın bilnçaltının kişileri nasıl bu kadar etkilediğini şimdi daha iyi anlıyorum. İki balkonda ve çalışma odamda masalarda, yattığım yatağın etejerinde birer kitap duruyor ama kaplumbağa bile daha hızlı okur muydu bilemem de daha fazla yol alacağı kesindir.

    --Bayram. Evet, laf kalabalığına getirmeden bayram konusuna döneyim de iki kelam edeyim değil mi?

    --Bir olayı/amacı anmak ereğiyle yapılan gösteri ve eğlencelerden oluşan ve toplum kesimlerince yapılan gösteri ve törenlere bayram deniliyor muş!.

    --İnsanlık tarihinde toplumsal olarak kutlandığı gibi zaman ile devletler ve milletler düzeyinde de ulusal ya da dinsel yönden önemi olan, kutsal sayılanların kutlanması, anılmasıdır da!..

    --Örneğin tarihe bakıldığı zaman, ilk kutlama ve törenleri, yaz/bahar ve güz şenlikleri olarak görüyoruz.

    --Nevroz, Hıdırellez gibi günümüze kadar gelen bayram ve anmaların kökeni bahara hoş geldin demek ve Doğa Ana'ya, Gök Tanrı’ya yapılan teşekkür ve şükran anmalarıdır.

    --Güz törenleri ise bahar, yaz geçmiş, kuzular koyun, oğlaklar keçi, ekilenler ürün olmuş, mahsul olmuş hasat edilmiş, ambarlara, kilerlere doldurulmuş ve kışa hazır hele gelitirilmişliğe bir saygıdır.

    --Bu fırsatı veren Tabiat Ana'ya, Gök Tanrı'ya şükretmek, minnettar olduklarını göstermek için yapılan tören, şenlik ve eğlencelerdir.

    --Bu işin insan ve Doğa Ana tarafı.

    --Bir de olayın dinsel, inançsal olan yanı vardır.

    --Bu açıdan bayramlar ise İbrahim’i dinler denilen ve günümüz dünyasında Musevilik, Hristiyanlık ve Müslümanlık olarak yaşanan dini inançlara göre yapılan bayramlar vardır.

    --Tabi bu dini inanışların bir de mezhep ve tarikatlarının alt bayramları da vardır ki bu işi uzatır.

    --Yüzyıllardan bu yana ve günümüz dünyasında özellikle Asya'da Hint Dinleri: Hinduizm, Budizm, Caynizm, Sihizm gibi dini inanışlar vardır.

    --Bilindiği üzere, "bayram günleri, günâhların affedildiği, birlik ve berâberlik duygularının pekiştirildiği, yoksulların sevindirildiği günlerdir" diye başlayan sözler ile başlar konuşmalar, sohbetler.

    --Günümüzde de özellikle Ramazan/Şeker Bayramı öncesi tutulan oruçlar için, dini öneminden çok sağlık ile ilgili konular anlatılır oldu. Yok aç kalmanın yararları, vücuda etkileri vs.

    --Oysa oruç, yaratana verdiği nimetler için bir şükür, borç olarak minnet belirtisidir.

    --Elbette ki, aç kalmanın anlanması, öğrenilmesi gibi insanı değerler de önemlidir ama kökeni bu değildir.

    --Her ne kadar bu yıl yapılamasa, yaşanamasa da saraylarda, villalarda, yıldız sayısı uçmuş lüks otellerin bin bir çeşit yemekleri yenilerek açılan iftar ile açlar anlanılmaya çalışılsa da kabul etmek gerekir ki iş ticaret ve siyasi gösteri boyutuna da ulaşmıştır.

    --Bütün Dünya'da olduğu gibi ülkemizde de sokaklarda yılın her günü binlerce aç ve açıkta olan, yaşayan insanlar görmezlikten gelinse de artık yaşananlardan geri dönüş olmayacaktır. Sokaklarda açlar ve onların açlıklarının anlaşılacağı bin bir çeşit yemekli iftar sofraları ve bayramlar vardır. Hem de Allah için.

    --Her şeyin birbirinin içine girdiği, her şeyin allak bullak olduğu bir dönem yaşıyor ve bir dönemden geçiyoruz.

    --Çoğu kişi farkında değil. Çünkü insanoğlu, yaşadığı günü ve yaşadığı her şeyi kendisinin hakkı olduğunu ve ona her zaman sahip olacağını düşünür.

    --Saraylar, villalar, rezidanslar, evler, barklar say say bitmez. Ve de neden ise bu değirmenin suyunun her zaman böyle akacağını sanır.

    --Sormayı akıl bile etmez: bu değirmenin suyu nereden ve "Mal sahibi mülk sahibi, hani bunun ilk sahibi" diye.

    --Bu koronavirüslü günlerden sonra yepyeni bir dünya kuruluyor, üzgünüm ki çoğu kişi lafını etse de işin farkında değil.

    --Herkes "geçer, geçer bu da geçer" diyor da bu sadece delip geçmeyecek, param parça edecek.

    --Hani Bedri Rahi diyordu ya "kimi, neyi nereye koydumsa bulamıyorum" diye. İşte insanlar, insancıklar da artık yavaş yavaş koydukarını, koydukları yerleri bulamayacaklar.

    --Özellikle Ramazan Bayramı gibi bayramlara ve Ramazan/Oruç ayında herkes fantezi olarak "aç ve açıkta" olanları anlamak için oruç tutarlar, sahurda ve iftarda ballı börekli yer, içer ve yoksulu anlamaya çalışırlardı ya artık bu derenin suyu bitmek üzere.

    --Kıyının, köşenin son akıntıları dereye akmakta. Dere kurudu.

    --Bu gölün suyu nereden gelir diye düşünmeyenlere, dereden gelir desek de anlamazlar.

    --Huuu bu son eğlenceli şaşalı yemeli içmeli bayramlarımız, "kor ona"lı günlerimiz. Turpun sapı torbada.

    --O kadar oruç tutup, o kadar aç ve açıkta yoksul insanı anlamış gibi yapanların çoğu işin farkında olmayacak ama birçok kişi için söyleyeyim, bu gün bayramın son günü.

    --Artık bayram da bayramlar da bitti.

    --Sabredin iki ay, sonrası kurban geliyor.

    --Kurban Bayramı’nda, kim kime kurban olur göreceğiz.

    --Bıçakları saklayın koçlar görmesin, çünkü onları kesecek paranız olmazsa, onlara kurban gerek. O zaman da bıçakları bileyin de canınızı acıtmasın, kurbanlıklar da el yakacak artık

    --Maske paraları, işsizlik, kiralar ve ağlayacak aç yavrular.

    --Bayram benim neyime, kan damlar yüreğime!..

     


Yorum Yap