BUHRANIN KRİZİ!..

  • İbrahim Uysal

    İbrahim Uysal Yazı Arşivi
    16 Kasım 2020 /   1072 Okunma

    BUHRANIN KRİZİ!..

    Buhran, kriz gibi yabancı kökten sözcüklerin yerine Türkçede, "bunalım" kullanılır. Sizi bunaltmadan konuya gireyim.
    Buhran, Aramice kökünden Arapça, Kriz de, Fransızca kökenli bir sözcüktür. Beklenmeyen kötü bir durumu anlatmak için kullanılır. Kalp krizi. Yönetim krizi. Ekonomik kriz/ buhran, buhran, bunalım geçiriyor gibi günlük dile kullanılır.
    Herkese "kalp krizleri"nden uzak sağlıklı, buhransız, bunalımsız günler; ülkelere de, ekonomik kriz/buhran/bunalımdan uzak dönemler dileyelim.
    Dünya bir COVID-119 pandemisi yaşıyor ama, henüz kriz noktasında değil demek ki, bir coronavirus krizinden söz edilmiyor.
    Genelde "kriz"i, beklenmedik ve çok hızlı gelişen, kişilerce önceden kestirilemeyen süreç olarak tanımlıyoruz.
    Bu durum da Kurum, kuruluş ve organizasyonların çok hızlı karar almalarını gerektiriyor. Yerinde ve zamanında alınan bu kararlar ve yönetilen süreç ile krizlerin planlanan sürede aşılması ile mümkündür.
    İyi de bu sözü edilen kriz nedir, belirtileri ve özellikler nelerdir. Nasıl anlar ve farkına varırız. Bu sorulara yanıt aramak böyle olur.
    Krizleri öngörmek olası ama zamanını kestirmek oldukça zordur.
    O yüzden, kurumsal yapılar içinde üst yönetimin içinde yer aldığı KRİZ MASALARI kurulmuştur.
    Kriz masalarının görevi, süreci önceden gözleyerek, olası krizi ve sürecini en hasarsız atlatmak ve gerekenleri zamanında yapmaktır.
    Peki krizin belirtileri olur mu?
    Her krizde ciddi riskler vardır. Kurumlarda yaşanan krizleri ikiye ayırmak gerekir.
    İçsel, iç çevreden kaynaklanan krizler
    Dışsal, dış çevreden kaynaklanan krizler.
    Krizin sebepleri Yaygın olarak Doğal, Ekonomik, Teknolojik, Politik-yasal ve Toplumsal dış faktörler olduğu gibi;
    Kurum, kuruluş ve organizasyonların içlerinde yaşanan: Yönetim zafiyetleri, Örgütsel yapısının sağlıklı oluşturulamaması ile bunlar arasındaki iletişim ve yönetici sorunları.
    Ayrıca, özellikle az gelişmiş toplum ve ülkelerde sık görülen, Kurum Kimliği ve kültürünün oluşmaması.
    Genellikle yönetim ve yöneticilerin göz ardı ettiği organizasyon içinde ki çalışanların Motivasyon Eksikliği,
    KRİZLERİN GÖZ GÖRE GÖRE gelmesine ve olmasına sebep olur.
    Peki, krizin bilgi akışı olur mu?
    Genellikle klasik anlayış ve feodal ilişkili yöneticiler örgüt içi iletişimi pek ciddiye almaz. Sadece formel(gazete, dergi, tv, resmi yazışmalar vb) iletişimi değerlendirir.
    Oysa, formal(resmi) iletişim kadar, informel(gayri resmi) iletişim de bir bilgi kaynağıdır. Dedikodu ve söylentiler bile yönetimler için çok değerli bir feedback'dir(geribildirim) ve krizlerin önlenmesinde çok özel bir öneme sahiptir.
    Krizleri, en baştaki kişiler, Liderler aşar. Çünkü, yetki ve sorumluluk onlardadır ve alınacak kararlar, hem örgüt içinde hem de örgüt dışında/çevrede ciddiye alınıp güven yaratması gerekir.
    Kriz sorun boyutuna ulaşmadan, doğru iletişim kanalları kullanılmalıdır. Çünkü, informel iletişim (dedikodu-söylenti), formel iletişimden daha hızlı yayılır.
    Doğru bilgilendirmeye kurum içinden başlanmalıdır. Böyle bir durumda, kurum çalışanları en çok sorulara muhatap ve iletişim güvenliğinden yoksun kişilerdir.
    Liderler, sorunu saptayıp, krizi değerlendirdikten sonra, eldeki olanakları ve beklentiler doğrultusunda doğru bilgi akışını sağlamak durumdadır. Güvensizlik, yeni sorun ve krizlere sebep olabilir.
    Hem iç çevreye (kurum içine), hem de dış çevreye (kamuoyuna) doğru bilgilendirme yapıldıktan sonra, alınan kararların ivedilikle uygulamasına geçilmelidir.
    Bu ise, kuruma hem krizin maliyetini düşürür, hem de güven sağlar, başarı getirir.
    Unutmayın her kriz bir "kaos"tur. Kaoslar de, yeni çıkışlara, doğumlara ve arayışlara yol açar. Unutmayın, evren, dünya ve yıldızlar da bir kaos sonucu oluşmuşlardır.
    Kriz ve kaostan korkmak yerine, ne yapılacağının bilinmesi ve kararlılıkla kararların uygulanması yerinde olur.

Yorum Yap