Devlet ve bürokrasiyi bilmeyenlerin dansı

  • İbrahim Uysal

    İbrahim Uysal Yazı Arşivi
    19 Ekim 2020 /   938 Okunma

    Devlet ve bürokrasiyi bilmeyenlerin dansı

    Şimdi size anlatılan ve kuzu kuzu dinlediğiniz ama acı acı güleceğiniz masalların mealini anlatacağım.

    Bu günlerde habire önceden kurulmuş Cumhuriyet Türkiyesi’nin birim, kurum ve kurumsal yapılarının nasıl değiştiğini, değiştirildiğini ya da yeniden yapılandırıldığını görüyoruz.

    Dışarıdan bakılınca "ya ne güzel, çağa uygun ya da günümüzün gereksinimlerine karşılık verecek hale getiriliyor" denilebilir.

    Buna da eyvallah.

    Şimdi bir düşünün.

    İster parti, ister şirket, ister bir kurum neresi olur ise olsun "gül gibi" yönetilirken bu yerlerde su mu çıkıyor da değiştiriliyor.

    Örnek, çok partili parlamenter sistem, zaten baraj koya koya alametifarikası kendinden menkul partiler kurdurulup, olanların ipi çekilip, %7-9.9 seçim barajlarına nazar boncuğu gibi takılarak bir parti tek başına iktidar yapıldı mı? Evet.

    16 yıl dediği dedik, çaldığı düdük ile yönetmedi mi? Evet.

    Zaten Başkan gibi değil miydi? Evet.

    Koalisyonlara kapıyı kapatacak mıydı? Evet.

    Kapattı mı? Nerede o zaman % 10 barajını aşanlara muhtaçlık vardı, şimdi topu topuna %1'-2'lik partilerin bile "ağız kokusu çekilmiyor" mu? Evet. Eeee ağam, madem koalisyon, ittifaklar yönetimlerin olmazsa olmazı günümüz yönetimleri için;

    Sormazlar mı adama, "Ağam, çok partili sistemde de ağa sen idin, Başkanlık’ta da ağa sensin. Biz bu herzeleri neden yedik?”

    DEVLETİ ve BÜROKRASİYİ tanımayanların atladıkları nokta budur.

    Geçmiş dönemlerde bakanlık yapmış olanlara sorun. O zaman da neden "bakanlık"lar ayrışıyor ya da birleşiyor"du? Hatta bir süre sonra yeniden eski duruma dönülüyordu.

    Örnek mi? Belki daha eskileri bilmezsiniz, en yenileri:

    Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı birleştirildi. Yeni ismi Çalışma Sosyal Hizmetler ve Aile Bakanlığı. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Kalkınma Bakanlığı birleştirildi yeni ismi Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Ekonomi Bakanlığı birleştirildi yeni ismi Ticaret Bakanlığı, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı birleştirildi yeni ismi, Tarım ve Orman Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ile Avrupa Birliği Bakanlığı birleştirildi yeni ismi Dışişleri Bakanlığı, Maliye Bakanlığı'nın yeni ismi Hazine ve Maliye Bakanlığı, oldu.

    Bu değişikliklerden önce neyi eksik yapıyorlardı da değişikliklerden sonra neyi fazla yapıyorlar?

    Güncel tartışma modasına uygun olarak Anayasa Mahkemesi, yeniden yapılandırılmadan önce neyi yapamıyordu da şimdi neyi fazla yapıyor ya da yapacak? Anayasa aynı, ama üyeler yeni.

    Birleşse, yeniden yapılansa da işlevleri aynı ama kadroları yeni.

    Öyle sandığınız gibi "eski hamam, eski tas" değil. Hamam aynı olabilir ama tasları yeni aldık. Tellaklardan haberim yok.

    Devleti şirketlere, vakıflara, derneklere buyurun diye masaya koyarsanız olacağı budur. Dün "Sayın ..... Beyefendi" denilenlere tahsis edilen bir kurum, "öküz ölüp, ortaklık ayrılınca" kavga konusu oluyor.

    Hani Nasrettin Hoca fıkrası gibi. Eve giren hırsızı yakalayan çocuk, annesini arar. Anne evde hırsız var. Kov gitsin. Gitmiyor anne. Al getir. Gelmiyor anne. Modunda. Ne kovabiliyorsunuz ne de gidiyorlar. Eee o zaman yapılacak ne?

    Yorganı yakmak. Ya bir pire için yorgan yakılır mı?

    Neden yakılmasın ki yorgan elin, yenisini alacaklar da eller. O zaman niye uğraşsınlar ki. Yak eskisini, al yenisi. Devletin malı deniz, yemeyen domuz.

    Yok efendim ışıklar sabaha kadar o kurumun yanmış, bu kurumun yanmış. Yakanların umurunda mı? Işıkların elektrik faturası, trene bakar gibi bakanlarca ödeniyor nasıl olsa. Neden yakılmasın ki!

    Yansın, yakılsın ki alem çıksın, şenlik olsun. Herkes içini döksün rahatlasın. Denk gelince de, kıdemli valinin, çömez kaymakam adayına dediği gibi, "yık yap, yık yap".

    Kurumu boz, at eskileri, yap yenisini oturt eski koltuklara, ver eski defter kitabı yenilerin eline, çal çal oynasınlar.

    Ne zaman, bir kurum yeniden yapılandıracağız denilse, içimden bir gülmek gelir ki, sormayın gitsin.

    Yine kimlere hangi koltuklar sunulacak, kimler ağa, kimler maraba yapılacak diye gülerim.

    Boş verin yanan sönen ışıkları, eskiyi yeniyi. Siz neredeyseniz ona bakın. Niye mi? O zaman alın size bir tekerleme.

    "Eğer, karın güzel ise ne işin var düğün evinde, düğün senin kendi evinde: Eğer karın çirkin ise ne işin var cenaze evinde, cenaze senin kendi evinde, gir ağla, çık ağla."

    O yüzden iktidara yakın iseniz girin oynayın, çıkın oynayın. Gerisinde iseniz size "ağlayın" diyeceğim de. Siz de gülersiniz ki " ağlanacak halinize". Ne diyeyim ki.

     


Yorum Yap