İnsanoğlunun insanlığa evrimi

  • İbrahim Uysal

    İbrahim Uysal Yazı Arşivi
    30 Ekim 2020 /   1110 Okunma

    İnsanoğlunun insanlığa evrimi

    Bu evrende, artık İnsan adını duyduğum zaman ayaklarım titriyor. Bu öyle bir yaratık ki ister inanın ister inanmayın bu dünyaya gelebilecek, en güzel yaratıktı.

    Ancak, öyle bir hale dönüştü ki, bu dünyayı yok edebilecek tek yaratığa dönüştü. Neler oluyor öyle?

    İnsanoğlunun tarihi çok ama çok eskilere dayanır. Evrende ilk canlı 9.7 milyar yıl önce; insana benzeyen ilk canlının da Afrikada 315 bin yıl öncesi Afrikada yaşadığını kalıntılarından görüyoruz.

    Dünyanın tarihi ise 4 milyar 55 milyon yıl önce, İlk canlının da 4.4 milyar yıl önce yaşadığı sanılıyor. Genetik ilk insanın 120-156 bin yıl önce, buna ek olarak bir de insan türü olarak farklılaşmış ilk erkekle kadının ise, 195 bin yıl önce yaşadığı sanılıyor.

    Kozan Demircan, 2017 yılında Bilim-Teknoloji dergisinde yayınlanan makalesinde de "2013 yılında yapılan bir araştırmaya göre en büyük annemiz 99-148 bin yıl önce, insan türü Afrika’dan çıkıp Dünyaya yayılmadan önce ve yaklaşık 50 bin kişilik bir topluluk içinde yaşadı. Nitekim araştırmalara göre insan türünün nüfusu hiçbir zaman 10 binin altına düşmedi"ğinden söz ediyor.

    Alet yapan, mağarasına resim çizen, topluluk ya da toplumsal bir varlık olarak insanın tarihi ise 20 bin yıl öncesine dayanıyor.

    Dünyanın birçok yerinde, birçok insanın yazdığı-çizdiği bilinmekle birlikte, ilk kayıtlı belge, yazının, Mezopotamya'da yaşayan Sümerler'in M.Ö. 3500 civarında yani günümüzden yaklaşık 5500 yıl önce çivi yazısını kullanmaya başladıklarını görüyoruz.

    Günümüzden ise söz etmeye bile gerek yok.

    Karatahtadan, kara kalem-deftere, bilgisayar ekranlarına yetmezse, lazerle gökyüzüne bile artık yazıp, çizebiliyoruz.

    İyi de Afrika'dan çıkıp dünyanın dört bir yanına yayılan biz insanoğlunun amacı ne?

    "İnsan gibi olup", dünyanın tadını çıkarmak mı, yoksa "canavar olup" her şeyin çanına ot tıkayıp dünyayı hem kendimize hem canlılara haram etmek mi?

    Her şeyi bozmaya başladık. Niçin, hiç düşünüyor muyuz?

    Onlarca, hatta yüzlerce yıl bozulmadan doğayı, çevreyi kirletecek kimyasalları her yere sorumsuzca atıyoruz.

    Kâr hırsı ile, besin kaynağı bitkilerin genetiği ile oynayıp, bu dünya yaşayan insanlara yetecek kadar besin var iken, açlık ve hastalığı insanlığın yüz karası olarak ortalıkda dolandırıyoruz neden?

    Savaşlar, çevre kirliliği, açlık ve kıtlık neden. Hem yok ve yoksulluk hem de bankalarda milyonlarca o ya da bu cinsten para varken, bu çaresizlik neden, hiç düşündük mü?

    Ben bazen bir şeyleri sorgulamaya başladığım zaman hep bir yerlere, bir şeylere çapar dururum. Bu durumda da doğru sorunun sorulması gerektiğine inanırım. O zaman da olmayan aklıma, Rakel Dink'in katledilen eşi Hrant Dink'in cenaze töreninde okuduğu "Sevgiliye Mektup" gelir.

    Ve getirir duvara toklatır. "Yaşı kaç olursa olsun; 17 veya 27, katil kim olursa olsun, bir zamanlar bebek olduklarını biliyorum. BİR BEBEKTEN BİR KATİL YARATAN KARANLIĞI SORGULAMADAN, hiçbir şey yapılamaz kardeşlerim...", aynen öyle kardeşlerim!..

    İnsanların her şeyini anlıyorum, ama bir noktaya kadar. Ama asıl anlamadığım ise şu:

    Tamam o ya da bu siyasi eğilimimiz, düşüncemiz hatta siyasi parti tercihimiz olabilir anlarım.

    Tama "insanlık halidir" deyip, gözünüzün açlığını da hoş görebilirim. Çalmanızı, çırpmanızı, her şeye göz dikmenizi ama, bir noktadan sonra gelinen öyle bir yer var ki, işte orasını anlamıyorum

    O da tamam bir takım siyasi ilişkileriniz, tercihleriniz siz asgari bir gelir sağlatabilir, evinize çoluğunuza ekmek götürebilirsiniz. Buna da eyvallah.

    Ama anlamadığım ise şu:

    Ya bir kere elinizi vicdanınıza koyup düşünün, sizin yaptığınız siyasi tercihler, seçtiğiniz siyasi iktidarlar sayesinde insanlar açlıktan ve yoksulluktan kıvranıyorlar PATAGONYA'da…

    Konunuzu, komşunuzu, hısım ve akrabalarınızı görmüyor musunuz? Hiç vicdanınız sızlamıyor mu? Sizin hiç kutsalınız, inancınız yok mu?

    Kendinizi kandırdığınız safsatalar ile nereye kadar.

    Hep söylerim o Nefes filmi repliğini, "Sen uyursan, herkes ölür", sen de!.. Bir gün sıra size de gelir inanın. Tarihe bir bakın, baktırın.

    Belki inanmıyorsunuz ama, sitelerinden, lüks araçlarınızın pencerelerinden bırakın yoksul semtleri, kalburüstü semtlerin yol kenarlarında, bu pandemi sürecinde bile dilenen, açlık ve yoksulluktan kıvranan insanları bir görün ya.

    İnsanoğlu, İnsanlığa bunun için mi evrildi. Bunca çaba neden harcandı, bunca bilimsel çabaya, emek boşa mı verildi, bir düşünün artık ya, onca insan, insanlık için, Sizin için öldü de!...

    Kimseniz Siz, bunları görmek, duymak ve anlamak istemiyorsunuz; sizin hiç vicdanınız, inancınız, SİZİN HİÇ "ALLAHINIZ YOK MU"?

     


Yorum Yap