KAPİTALİST YAŞAM TARZINA İSLAMİ EKONOMİ

  • İbrahim Uysal

    İbrahim Uysal Yazı Arşivi
    17 Haziran 2020 /   882 Okunma

    KAPİTALİST YAŞAM TARZINA İSLAMİ EKONOMİ

    İlk çağlardan bu yana hep bir insan tanımı yapılır. Nereden, nasıl hangi göz ve gözlükle baktığımıza bağlı olarak.
    --Geçmişte filozoflar insan tanımını yaparken, hep onun hayvan-canlı zaman ile de düşünsel yanlarına dikkat çekmişlerdir.
    --Örneğin, Klasik felsefe ve Aristo gibi filozoflara göre insan “Düşünen Bir Varlıktır. Homo sapiens sapiens//düşündüğünün üstüne düşünebilen insan. Bu düşünceyi ortaya atan Descartes Günümüz modern insanını çoğunlukla sadece Homo sapiens olarak tanımlar. Ki bu bir Antropolojik bir tanımdır.
    --Thales ise: “İnsan, araştıran bir hayvandır” der.
    --Sokrates: “İnsan'ın, sorgulayan bir hayvan” olarak görür.
    --Zaman içerisinde insanın gelişmesi, medeni olması ile birlikte, Platon da: “İnsan, toplumsal hayvandır” diye tanımlar.
    --Günümüz dünyası insanın Ekonomi kavramları üzerine tanımlaması ise, “Homo economicus”tur.
    --İnsanı ve insanlığı 20 ve 21 yüzyıl ile birlikte gördük ki, kendi menfaatleri uğruna tüm canlıları yok sayan, dünyadaki bütün canlılar arasında en zeki ve canavar ruhlu yaşam formudur insan.
    --Aynı zamanda, yaşamak için öldüren, öldürmek için yenilikler yaratan, ateş, barut ve silahı bulan-yapan vahşi bir yaratıktır insan.
    --Daha önceleri yaşamsal sürecin bir evresi olan ölüm, sıradan bir şey iken, zamanla sosyolojik, ekonomik süreçlerin bir parçası oldu.
    --Her gün "şu kadar asker şehit oldu", "bu kadar terörist öldürüldü/etkisiz hale getirildi" sözleri artık beni tatmin etmiyor.
    --Acımı hafifletmiyor. Bütün bunlar yetmezmiş gibi bir de baktık ki 21 yüzyılın ilk çeyreğinde karşımıza COVID-19 gibi bir bela çıktı.
    --Herneden ise Koronavirüs ile yapılan mücadele de pek inandırıcı gelmiyor. Kişilerin, toplumun kafası karışık ama şimdilik yapılacak bir şey de yok gibi.
    --Bir zamanlar siyasiler Ülkem insanını Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Ermeni diye tanımlayarak bölmüşler, ayrıştırmışlar ise de bu ne onların ne de tarafların derdine, derdimize derman olmuştur.
    --Hele bir de Koronavirüslü bu günler açıdınan bunun hiç bir önemi kalmamıştır. Pandemi düzeyine dönüşen salgın, ne insanların ekonomik sosyal durumlarına, ne cinsiyet ve milliyetine ne de rengine bakmaktadır. Rus ruleti gibi kime denk gelir ise.
    --Yeryüzünde insanlar sıradan olağan, doğal afetler, savaş ve terör eylemleriyle ölümle tanışırken, bu kez de yaşanan asır içinde ikinci defa böyle salgın hastalığın pencesinde bulunuyor, kıvranıyor.
    --Özellikle 2019'un son aylarından başlayarak bir Laboratuvar, virüs, mutasyon/evrim, aşı, hijyen, maske sözcüleri yaşamamızın ayrılmazları arasında yerini aldı.
    --Dünyayı küresel ekonomi kirletmiş, zehirlemiş, dengelerini bozmuş iken, her ne kadar Amerika Başkanı Trump yerelleşeceğiz, fabrikalarımızı topraklarımza getireceğiz, komşular ile duvarlar öreceğiz diye daha ulusal bir politika uygulamaya başlasada, değişen dünya ekonomik ve teknolojik sistem ve teknoloji sayesinde Ulus Devletlere çaktırmadan saldırmaya başlamıştır.
    --Burjuva sözcüğü ilk olarak Fransızcada 1560'larda orta sınıf anlamında kullanılmaya başlanmış olsa da asıl marksist literatürde, 1883'lerden sonra "kapitalist" anlamında kullanılmaya başlanmıştır.
    --Burjuvaziyi doğuran ve güçlendiren bu yeni üretim ilişkileri ve pazar, YENİ BİR DÜNYA DÜZENİN KURULMASINI gerektiriyordu. Bu da ULUS DEVLETLERİN KURULMASI ile çözülmüş oldu.
    --Ulus Devletlerin oluşmasına, Sanayi devrimi, matbaa, gazete, dergi, kitap ve eğitim kurumlarının yaygınlaşması, bu sayede de ortak bir dil ve kültür, katkı koymuştur.
    --Kapitalist-Liberal sistem kendi sanayi ve teknolojisine paralel olarak yönetsel süreçlerini de ulus devletlere dayatmıştır.
    --Düne kadar mevcut ekonomik sisteme laf ettirmeyenler, Cumhuriyetin binbir emek ile kurduğu ekonomik ve siyasi sistemi tükettip yok ettikten sonra, yeni bir çıkış olarak İslam'a ya da İslami İktisat'a sarılmaları enteresan.
    --Bu konu, mutlaka araştırılmış ve bir çıkış yolu bulunmaya çalışılmıştır ama, bu söylem, onlardan önce ANTİ-KAPİTALİST MÜSLÜMANLAR tarafından da dillendirilmişitir.
    --Genelde bir çok şey tartışılabilir ama, bunu gündeme getirenlerin iki kere düşünmelerinde yarar olur.
    --İslami İktisat/Ekonomi, kapitalist/liberalist/Emperyalist sistemden daha çok SOSYALİST sisteme daha yakın ve adildir.
    --Suudi Arabistanı 1964-1975 yılları arasında yöneten KRAL FAYSAL'da bu konuda çok kafa yormuş ve çaba harcamıştır. Daha adil bir düzen için. Rahmetli Necmettin Erbakan gibi.
    --Ama bu günün Kralları NEOM denilen yepyeni insansız, sanal-akıllı insansız şehirler kurma derdindeler Amerika ile.
    --Eğer bunu söyleyenler "cambaza bakmamızı" istenmiyor, başka türlü de çıkışsız kalınmadı ve bu konuda da samimi iseler, bunu önerenlerin iki seçeneği olur.
    --Gerçekten toplumun refahını öne çıkarmanın vaktidir denilerek sosyal devleti ve adaletli öne çıkarmak isteyebilirler.
    --Ya da mevcut sisteme, İslami uygulamalar yamanarak, daha baskıcı bir yönetim ile göz boyamaktan öteye gidemezler.
    --Bu da toplumu ekonomik, sosyal ve siyasal bir cenderenin içine sokar.
    --Karar hem halkın hem de uygulamak isteyenlerindir.


Yorum Yap