Yönetimin partilisi

  • İbrahim Uysal

    İbrahim Uysal Yazı Arşivi
    29 Temmuz 2020 /   931 Okunma

    Yönetimin partilisi

    Günümüzde siyasi bir söylem yaptığınız zaman, hem ideoloji, hem de örgütsel bir alt yapıdan söz etmeniz gerekir. O yüzden de doğru soru ile başlayalım. Siyasi parti, devlet yönetimi nedir, ne olmalıdır!..
    --Siyasî parti tanımını: Benzer siyasî görüşleri paylaşan kişilerin, ülkenin yönetiminde söz sahibi olmak üzere kurdukları örgüttür.
    --İyi de bu gerçekçi bir tanım mı? Değil.
    --Neden, benzer siyasi görüş dedik, iyi de bu ülkede, güneşin bütün renklerinden, düşüncenin en sağından en soluna, beş vakit namazında ziyazındadan, "bakara, makara" diyenine kadar olanlar bir olup, iktidar bile olmadılar mı? Hem yıllardır.
    --O halde, siyasi partiler ile birlikte siyasi sistemleri de masaya yatırmak gerekir.
    --Ülkelerin siyasi yapılarına göre, siyasi partileri de 3 gruba ayırmak gerekir:
    --Tek Parti rejimli, iki partili ve çok partili açık ya da kapalı siyasi sistemler vardır. Ama elmalar ile armutları da aynı sepete koymamak gerekir. Armut tez olur, olgunlaşır ve yanmezse, çürür.
    --Ülkelerin kaderlerinde siyasal dönemlerine uygun siyasal partileri vardır. İyi ya da kötü olmanın ötesinde bir gerekliliktir.
    --Örnek, tek partili siyasal sistemler ve partileri.
    --Ağzı olan konuşur ya bizim gibi ülkelerde. Bir de örgütlü olanların konuşmaları ve çok çıkan sesleri vardır.
    --Koskoca Osmanlı imparatorluğu parçalanmış, ülke işgal edilmiş, Ülkenin parlamentosu bile işgalcilerin baskısı ile kapatılmış;
    --Bunları gören yurtsever aydınlar da, ülkelerinin kurtuluşu için ellerinden ne gelir ise yapmaya çalışıyorlar.
    --Cumhuriyetin kuruluşu ve yapılan devrimlere karşı adı sadece "Mustafa Kemal", Cumhuriyet ve devrimleri ile "Atatürk", Gazi Mustafa Kemal Atatürk olan devrimci kişilik ile;
    --Kazım Karabekir, Fevzi Çakmak gibi tek dertleri ülkeleri olan, bugünden bakınca "sağcı"ymış gibi görülen, düşünülen gerçek devrimcilerin, gözünü budaktan esirgemeyen yurtseverlerin;
    --1900'lerin başında Üsküdar Amerikan Kız Kolejinde okuyan, 31 Mart 1909 Olayları sırasında Mısır’a kaçıp, bir süre orada eğitim alan, daha sonra bir İngiliz dostunun daveti üzerine Londra’ya geçip yurda dönen Halide Edip gibi ülkenin tek başına kurtulamayacağını, mutlaka bir ülkenin himayesi altında kurtuluşun olacağını, bu yüzden de mandacılığı savunan kişilerin olduğu;
    --Bir ulusal kurtuluş savaşı süreci ve sonrası Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş sürecini, her türlü etkiye açık siyasi parti örgütlenmeleri ile yürütmek mümkün değildir.
    --Mustafa Kemal'in 1919'da Samsuna çıkışı ile ete kemiğe bürünen Ulusal Kurtuluş Mücadelesi Amasya, Sivas, Erzurum kongreleri ile daha örgütlü hale gelmiştir.
    --Başlangıçta kendiliğinden gelişen düşmana karşı yurdu kurtarma çabaları, Mondros Mütarekesi'nden sonra Anadolu'nun ve Rumeli'nin çeşitli şehirlerinde, işgallere karşı kurulan Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri aracılığı ile örgütlenmiş;
    -- 7 Eylül 1919 tarihinde Sivas Kongresi'nde bu iki cemiyetin birleştirilmesinden sonrada mücadelesini sürdürmüş ve HALK FIRKASI'nın kurulmasına öncülük etmiştir.
    --Atatürk tarafından "Halk Fırkası" adıyla kurulan partinin adının başına 1924'te "CUMHURİYET" sözcüğü eklenmiş;
    --1935'teki 4. Kurultayda da bugünkü "Cumhuriyet Halk Partisi" (CHP) adı benimsenmiştir,
    --29 Mayıs 1945 günü TBMM'de Şükrü Saraçoğlu Hükümeti 29 Mayıs 1945 günü güvenoyu alamaması ile başlayan tek partili yönetim süreci;
    --7 Ocak 1946'da Celâl Bayar Genel Başkanlığı'nda kurulan Demokrat Parti (DP) ile Türkiye Cumhuriyeti tarihinde yepyeni bir devir açılmış olmuştur.
    --Özellikle Atatürk çok partili siyasi sistemi düşünmüş ve 17 Kasım 1924'te Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kurulmasını teşvik etmiştir. Dada sonra kurulan SERBEST FIRKA gibi bu partiler, Cumhuriyet karşıtı düşmanlık yapanlarca istismar edilince, bizzat kurucuları tarafından kapatılmıştır.
    --Görüleceği üzere, CHP'nin 1919'dan 1946'ya kadar olan "Tek Parti" dönemi, bir zorunluluktur. Tek partili ülke yönetim sürecinden, çok partili yönetim sürecine geçiş, dönemin gereklilikleri kadar, CHP kadrolarının demokrasiye olan inançları ile de ilgilidir.
    --Bu vurgudan sonra, başta söz ettiğim sitemlere bir göz atalım:
    --Tek parti rejimi: Ülkede yönetim erkini tek başına bir siyasi partinin yerine getirdiği yönetim şekli ve rejimdir.
    --İki partili sistem:Demokrasi gereği İktidara alternatif olma bakımından ülkede 2 siyasi partinin bulunduğu sistemdir.
    --Çok partili sistem: İktidara alternatif olabilme bakımından ülkede birden daha fazla partinin bulunduğu sistemdir.
    --Türkiye Cumhuriyeti tarihi açısından siyasi partiler, tek parti dönemi denilen kurtuluş ve kuruluş dönemlerine ve yönetim süreçlerine şöylesine bir göz attık.
    --Günümüzde özellikle çok partili parlamenter sistemden, Başkanlık Sistemi'ne geçildikten sonra, sık sık 2002'den bu yana iktidarda olan siyasi partinin uygulamaları, kuruluş ve kurtuluş yıllarında ki CHF/CHP uygulamaları ile kıyaslanmaktadır.
    --Bu son derece yanlış bir kıyastır.
    --Neden mi, yanıtını biraz da siz düşünün.

Yorum Yap