Bedel ödeten tutuklamalar

  • Konuk / Cengizhan Gököz

    Konuk / Cengizhan Gököz Yazı Arşivi
    30 Kasım 2015 /   1864 Okunma

    Bedel ödeten tutuklamalar

     

     

             7 Haziran seçimlerinde tek başına iktidar olma gücünü kaybeden AKP’nin başta Cumhurbaşkanı olmak üzere tüm yöneticileri, bu oy kaybının nedenleri hakkında değişik görüşler sergilediler.

             Tabii, en önemli mazeretleri “paralel yapı” diye önce kendilerinin yarattıkları ve devletin her alanına yerleştirdikleri, kendi tabirleri ile “paralel terör örgütü” oldu.

             Aslında 17-25 Aralık yolsuzluk ve hırsızlık operasyonları olmasa, beraber yürüdükleri ve ne istedi iseler verdikleri bu insanlar ile Atatürk Cumhuriyeti’ni ve onu savunan başta TSK olmak üzere gazeteci, aydın, bilim adamı, rektör, köşe yazarı, işadamı, sivil toplum örgütleri ve liderleri tek tek tutuklandılar.

             Suçları, paralel terör örgütüne üye olmak veya üye olmadıkları ve hiyerarşik yapısında bulunmadıkları halde bu örgüte dışarıdan yardım ve yataklık yapmak.

             Nitekim, 17-25 Aralık sonrasında birlikte hareket ettikleri “paralel” örgütün mensuplarına yönelik “inlerine kadar gireceğiz” ve 1 Kasım seçimleri öncesinde de bu örgüte yardım eden başta basın mensupları ve işadamları olmak üzere herkese “bedelini ödeyecekler” şeklinde tehditler savruldu.

             Aslında söylemek istedikleri veya gerçek amaçları, kendi yarattıkları paralel çete ile uğraşmak değil; AKP’ye ve Cumhurbaşkanı’na muhalif olan sosyal medyada yazı yazan, haber yapan, köşelerinde yorum yapan, yargıda kendilerine bağlı davranmayan, daha doğrusu bağımsız karar veren hakim, savcı, avukatların bedel ödeyeceklerini belirtmek idi.

             Hatta AKP’li bir milletvekili 1 Kasım seçimlerinden önce STV, Bugün TV, Kanaltürk vb kanallar adeta basılıp kapatılırken sırada Cumhuriyet, Hürriyet, Milliyet, Sözcü ve diğer muhalif gazetelere geldiğini ve bedellerini ödeteceklerini adeta haykırdı.

             1 Kasım seçimlerinde %49 buçuk insanımızın oyları ile tek başına iktidara geldiklerinde yaptıkları ilk icraat, Suriye sınırında ülkeyi sonu ve muhatabı belli olmayan bir savaşa sokarak kahramanlık aramak ve bu havadan yararlanarak ülkenin iki önemli basın mensubunu “tutuklatmak” oldu.

             Bu insanların suçları MİT tırları haberini yapmaktı.

             Cumhuriyet gazetesinin yöneticisi de olan Can Dündar ve yazarı Erdem Gül MİT tırlarında Suriye’ye silah taşındığını, bu silahların Türkmenlere değil, IŞİD’e gönderildiğini haber yaptılar.

             17-25 Aralık gibi bir suçüstü durumu söz konusu iken, bunun haber olmasının devlet sırrı ile ilgisi olmayıp konu, insanların haber alma özgürlüğü olarak anlaşılır.

             Tutuklama gerekçesi; yöneticisi, üyesi, hiyerarşik yapısı içinde olmadıkları paralel terör örgütüne dışarıdan yardım yapmaları, devlet sırlarını açıklama ve casusluk olarak gösterildi.

             Yaşananlar gösteriyor ki,

             Yapılan, özgür basına ve haber alma özgürlüğüne bir tehdittir.

             Bugün ve öncesinde yapılan tutuklamalar Cumhurbaşkanı ve AKP’nin icraatlarına yönelik ( delilli-ispatlı da olsa fark etmiyor, zira gerekçe hazır, “aldatıldık”) her türlü eleştiri, karşı duruş ve bunları yazmak, yorum yapmak tutuklama ile karşılık bulacağının göstergesidir.

             Herkes, özellikle basın, yazacaklarını televizyonda göstereceklerini, AKP hükümetine zarar verip vermeyeceğini değerlendirecek ve oto-sansür uygulaması korku ve baskı sonucu oluşacaktır.

             Bugün, muhalif gazete ve televizyon dolayısı ile basın mensubu sayısı yok denecek kadar azalmıştır.

             Mehmet Barlas isimli zat dışında AKP’yi önce destekleyen ve sonradan paralelci olmakla tasfiye edilenler yazacak gazete, programlarına çıkacak televizyon bulamamaktadır.

             İktidarın amansız savunucusu Nazlı Ilıcak magazin programlarında boy gösterebilmektedir.

             İşte ülkede basının hali pürmelâli…

             Ergenekon, Balyoz, Casusluk, suikast, şike davalarında sesini çıkarmayanlar; hala sessiz ve hatta bu duruma şu veya bu saikle destek oluyorlar.

             Ama bilmeliler ki sıranın kendilerine gelmesi çok yaklaşmıştır.

             Benden söylemesi…

             Saygılarımla..

     

     

                                                            Av. Cengizhan GÖKÖZ

            

              


Yorum Yap