SAVUNMA HAKKI VE BAROLAR

  • Konuk / Cengizhan Gököz

    Konuk / Cengizhan Gököz Yazı Arşivi
    29 Temmuz 2016 /   1319 Okunma

    SAVUNMA HAKKI VE BAROLAR

                       Ülkemiz menfur bir darbe kalkışması sonucu OHAL şartlarını yaşamaktadır.

                       Doğal olarak darbeyi bizzat gerçekleştiren, insanına tanklarla, helikopterlerle, savaş uçakları ile velhasıl her türlü silah ile acımasızca ateş ederek ölümüne, yaralanmasına sebep olan asker ve polislerle ile ilgili yasal işlemler en titiz bir şekilde sürdürülecektir.

                       Öte yandan darbe ile ilgisi olan darbecilerle, bu darbenin gerçekleşmesine her türlü desteği veren kişiler de soruşturmalardan ve yargılamalardan nasibini alacaktır.

                       Şu anda içlerinde asker, polis, hakim, savcı, mülki amir, memurlar başta olmak üzere sivil halktan on binlerce kişi darbe girişimi soruşturması nedeni ile görevden alınmış, gözaltında tutulmuş veya tutuklanarak cezaevine gönderilmiştir.

                       İddia ne kadar vahim olursa olsun, haklarında ne kadar kuvvetli delil olursa olsun bu insanların hukuken halihazır sıfatı, şüphelidir.

                       Ceza hukukunun temel ilkesi masumiyet karinesine göre de, haklarında kesinleşmiş mahkumiyet kararı verilinceye kadar bu insanlar hukuken masum sayılmaktadır.

                       Yine hukukumuz ve yasalarımız uyarınca soruşturmalar gizli olup, insanların lekelenmeme hakları gereği soruşturmadaki ifade ve görüntülerine yazılı ve görsel basında yer verilemez.

                       Ama hepsinden öte, bu insanlara işkence ve kötü muamele yapılamaz.

                       Köşe yazımın temel nedeni ise, bu insanların savunma hakkının OHAL şartlarında bile kısıtlanmaması veya yok edilmemesi gerektiğidir.

                       Yaşananlara baktığımızda, maalesef darbe girişimi gerekçe gösterilerek olağanüstü halde dahi yasalar gereği uygulanması gereken hukukun uygulanmasında ve özellikle savunma hakkının kullanılması veya kullandırılmasında büyük tereddütler ve kafa karışıklığı yaşanmaktadır.

                       Uygulamada karşılaştığımız şüphelilerin yakınlarına, iş ve mesai arkadaşlarına, bugüne kadar girdikleri iş ile diğer insani ve hukuki her türlü insana darbeye veya suç örgütüne destek oldukları iddiası ile gerçekleştirilen gözaltı ve tutuklamaların,

                       O kişilerin savunmasını üstlenen müdafi veya vekillere sirayet ettirilip ettirilmeyeceği endişesi yarattığı olgusudur.

                       Bugün açığa, gözaltına alınan, tutuklanan, hakkında soruşturma başlatılan kişiler ve yakınlarının avukatlara yaptığı başvurularda;

                       Meslektaşlarımız, bu davaları aldıklarında haklarında terör örgütüne hukuki yardımda bulundukları suçlaması ile soruşturma yapılıp yapılmayacağı endişesi taşımaktadır.

                       Ülkeyi yönetenlerin beyanlarından ve bugüne kadarki uygulamalardan bu kaygıya hak vermemek olası değildir.

                       Bu durumda Barolara büyük sorumluluk düşmektedir.

                       Adalet Bakanlığı başta olmak üzere, yetkili makamlarla irtibata geçip, meslektaşlarımızın güven içinde savunma görevlerini yapmalarına olanak sağlayacak güvenli bir yargı ortamını sağlamak için yoğun bir çalışma yapılmalı ve sonuçları avukatlara bildirilmelidir.

                       Avukat savunmasını üstlendiği kişi ile özdeşleştirilmemelidir.

                       Avukat suçu ve suçluyu değil, hukuku ve adaleti savunur.

                       Savunma; bir gün herkese, bu soruşturmayı yapan savcı ve hakimler ile soruşturmayı yaptıran ve savcılığını üstlenen iktidar mensubu siyasetçilere de ihtiyaçtır.

                       Bu gerçeklerden hareketle, siyasal iktidar bu konuda üzerine düşeni yapıp, dilinden düşürmediği demokrasi kavramına uygun davranmak için bu güveni bizlere sağlamalıdır.

                       Aksi halde bu soruşturmalar daha şimdiden kaygı duyulduğu gibi cadı avına dönüşüp, geleceğe dönük daha büyük sorunlar ve insanlar arasında düşmanlıklar aşılanacaktır.

                       Adil yargılamanın yapıldığı ve savunma hakkının kısıtlanmadan sonuna kadar kullanıldığı bir ortamda herkes eski dilde söylendiği şekilde ‘şeriatın kestiği parmak acımaz’ diyerek ülkesine ve yargısına güven duyacaktır.

                       Saygılarımla…

     

     


Yorum Yap