Bir konser, bir yoğurtlu eylem

  • Konuk / Cengizhan Gököz

    Konuk / Cengizhan Gököz Yazı Arşivi
    14 Ocak 2013 /   3207 Okunma

    Bir konser, bir yoğurtlu eylem

                        Yazıma 06.01.2013 Pazar günü AKM Aspendos Salonunda Antalya Kent Konseyi Türk Sanat Müziği Korosunun Değerli Şefi Sayın Av. Alper ÖNDER’ in yönetiminde sunduğu nefis bir sanat müziği şöleninden söz ederek başlamak istiyorum.

                       Gecenin Değerli Konuğu Türk Halk Musikisinin önemli isimlerinden Devlet Sanatçısı Mehmet ÖZBEK’ in konser hakkında düşüncelerini açıklayan konuşmasında Antalya Kent Konseyi TSM Korosunun TRT Koroları ciddiyet ve disiplininde çok güzel ve değerli bir konser sunduğunu belirtmesi çok önemsenecek bir sanat olayıdır.

                       Antalya için bu tür sanatsal faaliyetleri yaşatanların sürdürenlerin önemi bir kez daha ortaya çıkmıştır.

                       Antalya’nın kültür ve sanat şehri olmasının yapı taşlarını oluşturan bu faaliyetlerde bizlere destek veren başta Antalya Kent Konseyi Başkanımız Sayın Semanur KURT olmak üzere her konserimizde kültür salonlarını hiçbir maddi talep olmaksızın bizlerin hizmetine sunan Sayın Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı ve AKSAV Yöneticilerine ve tüm idari ve teknik personele en içten teşekkürlerimizi sunarız.

            En büyük tebrik ve teşekkür değerli saz üstadları ile değerli korist ve solistlere….

                       Konserimizi gerek öncesinde gerek sonrasında haber yaparak Antalya sanat kamuoyuna ileten kentin her sorunu ve aktiviteleri ile ilgilenen  Akdeniz Gerçek Gazetesinin yönetici ve çalışanlarına ayrıca şükranlarımızı sunuyoruz.

             Bu güzel sanat haberinin ardından Antalya’nın iki önemli sorunu ile ilgili değerlendirme yapmak gerekirse,

                       Akdeniz Gerçek Gazetesinin ana haberlerinde 08.01.2013 tarihinde yer alan ‘Hava Kirliliğine Yoğurtlu Eylem’ Antalya halkının sağlığını tehdit eden önemli bir soruna dikkat çekmemizi sağlamıştır.

                       Bendenizin de içinde bulunduğu bu eylem ve basın açıklaması farkındalık yaratma açısından çok önemli bir sonuç doğurmuş ve bu konuda da öncülük eden Antalya-Isparta-Burdur-Denizli-Kaş Platformu adına basın açıklaması yapan Türk Tabiatını Koruma Derneği Antalya Şubesi Başkanı Sayın Hediye Gündüz’ü de kutlamamak elde değil.

                       Katıldığım basın açıklamasında hava kirliliği ile ilgili  Türk Ceza Kanunu açısından yaptığım değerlendirmede, konunun Türk Ceza Kanunun  ‘Çevreye Karşı İşlenen Suçlar’ başlıklı  2.bölümünde yer alan 181 ve 182.maddeleri açısından hava kirliliği yaratmanın sorumlular hakkında (bunlar içinde başta yöneticiler olmak üzere, niteliksiz kömür ve 10 numara yağ satan veya dağıtanlar) ‘Kasten’  veya ‘Taksirle’ bu suçu işlemekten hapis ve  adli para cezası ile cezalandırılacağı düzenlemesi mevcuttur.

                       Havaya başta karbondioksit olmak üzere, aşırı bir şekilde kükürtdioksit, partikül..vb. salınımına yol açan bu faaliyetler sonucu kronik ve tedavisi mümkün olmayan hastalıklar (üreme yeteneğinin körelmesi..vb.) ayrıca ölüm veya ölümler meydana gelirse, hapis cezasının 5 yıldan az olamayacağı hükmü söz konusudur.

                       Antalya’da yaşayan herkesin ve her kurumun bu konuda tepki vermesi gerekir.

                       Ayrıca bu suça her gün muttali olan ve bu kentte yaşadığı için hava kirliliğinden sağlığı etkilenen Sayın Cumhuriyet Savcılarımızın bu konuda harekete geçmesi için özel bir şikayete gerek bulunmamaktadır.

                       Değiştirilmesi için büyük çaba sarf edilen mevcut Anayasamızın 56. Maddesi, herkesin sağlıklı bir çevrede yaşama hakkının bulunduğunu ve bu hakkın korunması gerektiğini içermektedir. Madde metni aşağıda sunulmuştur.

                       “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.”

     

                       Hem Anayasa’da hem uluslar arası sözleşmelerde düzenlenen insan hakları ihlalleri karşısında kimsenin ve özellikle ülkeyi ve illerimizi yönetenlerin (mülki ve yerel) sessiz kalma hakları yoktur.

                       Öte yandan yıllar önce (2004 yılı) kolonları patladığı için iskanında yaşamsal tehlike arz ettiği gerekçesi ile boşaltılan ve yıkılması gereken bir kısmı ruhsatsız Özel İdare Binasının mevcut hukuki durumu yine TCK:184 maddesinin ‘İmar Kirliliği Yaratma’ suçu kapsamında ihlal edilmekte ve bu binayı yıkmamakta ısrar ederek hukuka aykırılığı devam ettiren yöneticilere aşağıdaki maddedeki sorumluluğu tekrar hatırlatırım.

                        (1) Yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan veya yaptıran kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

                             (2) Yapı ruhsatiyesi olmadan başlatılan inşaatlar dolayısıyla kurulan şantiyelere elektrik, su veya telefon bağlantısı yapılmasına müsaade eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.

                             (3) Yapı kullanma izni alınmamış binalarda herhangi bir sınai faaliyetin icrasına müsaade eden kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

                             (4) Üçüncü fıkra hariç, bu madde hükümleri ancak belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi yerlerde uygulanır.

                       Son olarak, geçen hafta Antalya İl Genel Meclisi gündemine getirilen ‘Ucube’ Binanın yıkılması konusunda Sayın Valimizin açıklamalarına rağmen konuyu öteleyen AKP ve MHP’li Meclis Üyelerinin tavrını Antalya kamuoyunu izan ve vicdanına havale ediyorum.

                       Saygılarımla…

     


Yorum Yap