Tutanak sızdırma tartışmaları

  • Konuk / Cengizhan Gököz

    Konuk / Cengizhan Gököz Yazı Arşivi
    12 Mart 2013 /   2922 Okunma

    Tutanak sızdırma tartışmaları

    Uzunca bir süredir ülkemizin gündemi İmralı müzakereleri adı altında devlet ‘siyasal iktidar’ ile İmralı ‘terörist başı ve emrindeki siyasi parti’ arasında sözde çözüm ‘çözülme’ süreci ile meşgul ediliyor.

    Ülke insanı adeta büyülenmiş bir şekilde ve akıl almaz bir biçimde terörle ve teröristle devletin müzakeresini izliyor.

    Ancak görüşmelerin tutanakları basında yer alınca büyü bozuluyor.

    Yapılan iş tüm çıplaklığı ve çirkinliği ile yayınlanan tutanaklardan anlaşılınca, ülkemizin Başbakanı hiddetleniyor.

    Yanlış anlaşılmasın, Başbakanımızın tepkisi tutanakların içeriğine değil, basına sızdırılmasına…

    Yayınlandığı biçimi ve içeriği ile tam bir rezalet örneği olan görüşmelerde, terörist başının Türk Devletine terör baskısı ile nasıl göz dağı verdiğini ve tehditler savurduğunu görüyoruz.

    Sonuçta terörist başı, Sayın Başbakanımızın Devlet Başkanı olması için başkanlık sisteminin getirilmesi karşısında, kürt milletinin sonuçta ayrı bir devlet kurmasına basamak teşkil edecek şekilde özerklik talep ediyor.

    En kısa ifade ile,

    Ver toprağı, al başkanlığı…

    Tutanakların içeriğinden çıkan sonuç bu.

    Türk milleti bunu okuyup, öğreniyor.

    Bu noktada Sayın Başbakana düşen;

    Daha önce söylediği gibi ‘devlet terör ve terörist ile pazarlık etmez, boyun eğmez, Türk devleti hiçbir şekilde tehdide kulak asmaz, terörle ve silahla hiçbir yere gidilemez, bu nedenle bu şartlarda görüşme ve müzakere yapılamaz.’ demek mi?

    Yoksa, ‘Bu tutanakları yayınlamak gazetecilik değildir, bu süreci baltalamaktır, barışa karşı çıkmaktır, demokrasiye karşı çıkmaktır velhasıl vesayet demokrasisi istemek ve darbelerden yana olmaktır… Bu tutanakları basına sızdıranı açıklayın, biz sızdıranı biliyoruz, siz açıklamazsanız biz açıklarız’ demek mi?

    Bu son gelişme dahi Türkiye’nin ve içinde bulunduğu Ortadoğu ülkelerinin Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında dinsel ve etnik kökene göre bölünüp, parçalanarak sınırların yeniden değiştirilmesi düşüncesine bizzat ülkeyi yönetenlerin BOP Eş Başkanı sıfatı ile davrandıklarının bir kanıtı değil midir?

    Aynı şekilde toplu ulaşım ihalesinde usulsüzlük yapılarak kamu zararı doğduğu iddiası ile Sayıştay tarafından sorumlu tutulan iktidar partisinin Genel Başkan Yardımcısı Eski Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Menderes Türel’in suçu bürokratlara atıp (genel başkanının biz görüşmedik, devlet görüştü mantığı ile) Sayıştay kararının içeriğinden ziyade basında yayınlanmasına  ‘basına sızdırılmasına’ tepki vermesi bize ülkeyi ve kenti yönetenlerin zihniyetleri hakkında bir fikir vermiyor mu?

    Lütfen gelişmeleri ve süreci daha dikkatli takip edin..

    Gerçeği göreceksiniz…

                      

     

                      

     

                      

                      


Yorum Yap