Satılık göl toprağı ve doğal afetler

  • Cengizhan Gököz

    Cengizhan Gököz Yazı Arşivi
    18 Temmuz 2012 /   4296 Okunma

    Satılık göl toprağı ve doğal afetler

         Türkiye öyle bir zihniyet tarafından yönetilmektedir ki her geçen gün bir tuhaflıkla karşılaşmayalım...

         İçinde bulunduğumuz göller bölgesinin en önemli göllerinden biri olan Burdur gölü her geçen gün çekilmekte, kuruma ve yok olma tehlikesi ile karşı karşıya bulunmakta...

         Bu durumda yapılabilecek yegane şey gölün çekilmesine neden olan etkenleri tespit edip çözüm arayarak gölü kurumaktan ve yok olmaktan kurtarmaktır. Bunun için bilim ve teknolojinin getirdiği tüm olanaklar kullanılmalı ve dünya çevre örgütleri dahil tüm kurum ve kuruluşlardan destek alınmalıdır.

         Ortak akıl bunu gerektirir.

         Böyle durumlarda başta 'yağmur duası' olmak üzere bilim dışında her türlü yöntemi uygulamayı akıl edebilen bu zihniyet gölün çekilen yerlerindeki on binlerce dönüm göl yatağını satışa çıkarmış bulunmakta.

         Sudan ucuz...

         Hal böyle olunca rant a alışmış insanımız da göl yeniden oluşsun çabası yerine kuruyan gölün topraklarını ucuza kapatmak peşinde görülmekte.

         Hiç kimse gölün tamamen kuruması sonucu oluşacak felaketlerle ilgilenmiyor

         Tartışma 'dikkuyruk ördekleri nin' nesli ile sınırlı kalmış!

         49 yıllığına göl arazisi kiralamak isteyenlere duyurulur.

         Göl yeniden oluşursa yapılacak yatırımlar devlete değil Allaha emanet...

         En son Karadeniz'in güzel beldesi Samsuna bağlı Canik ilçesinde, TOKİ tarafından dere yatağına yapılan binaları sel basması sonucu 10 un üzerinde insanımızın ölmesine ve eşyalarının yok olmasına neden olmuştur.

         Bu zihniyetin Bakanlık makamına gelen temsilcisi usta inşaatçı deneyimli devlet adamı suçluların kendiside dahil cezalandırılması gerektiğini buyurmuşlardır.

         Bunun yapılabilmesi için demokratik ülkelerde bu görevde bulunanlar önce istifa erdemini gösterirler. Zira bu görevde yargılanmaları mümkün değildir. Yargılamanın önünün açılabilmesi için bakanın istifa etmesi şarttır.

         Ne Bakan istifa eder ve ne de sorumlular bulunur.

         Deprem dahil tüm tabii afetlerde bu güne kadar gerçek sorumlular ortaya çıkarılamamış ve layık oldukları cezaya çarptırılamamışlardır.

         Bu şekilde tüm doğal zenginliklerimiz yetiştirdiğimiz insanlar yok olmaya mahkum hale getirilmiştir.  

         Taş ocağı ,maden arama ruhsatları ve HES'ler ile yok edilen orman alanları bir de yerleşim merkezleri ile doldurulunca bu zihniyetin ülkeye verdiği zararların Ergenekoncular ile aynı olduğu ortaya çıkmıştır.

         Gerçekten Ergenekon Destanı Orta Asya'da yaşam alanlarının nasıl çölleştirilerek ana yurdu terk etmek zorunda kaldığımızı anlatmaktadır.

         Ancak artık bu topraklardan başka yaşayacak yer yoktur.

         Bu nedenle yapılacak iş öncelikle bu toprakları terk etmek zorunda kalmak değil bu zihniyetten kurtulmaktır.

         Saygılarımla...  

        

     


Yorum Yap