Adli tatil ve Ramazan

  • Cengizhan Gököz

    Cengizhan Gököz Yazı Arşivi
    23 Temmuz 2012 /   5059 Okunma

    Adli tatil ve Ramazan

    Geçen hafta adil yargılama konusunda en önemli hususun yargılamanın makul bir sürede sonuçlandırılmasının önemini anlatmaya çalışmıştım. Yıllarca süren yargılamaların insanımızda geç gelen adaletin adalet olmayacağı yönünde bir düşünce ve inanç oluşturduğunu hepimiz düşünmekteyiz. Geçen haftanın yazısında değerlendirmenin temel konusunu iddianamenin kabulü kurumu oluşturmuştu. Yazıda bu kurumun yasanın amacına uygun işletilmemesinin yargılamaların uzamasında ve adaletin gecikmesinde nasıl etki yaptığı sizlere açıklanmıştı.

     
    Bu hafta ise adli tatilin yargılamanın süresinde bitirilmesine ilişkin olumsuz etkilerini ortaya koymak istiyorum.
     
    Asıl olarak değerlendirildiğinde adaletin tatili olamaz, olmamalıdır.
     
    Adaletin tatile girmesi halinde neler olabileceğini düşünmek bile imkânsızdır.
     
    En çarpıcı örnek tutuklu yargılamalarda özgürlüğü kısıtlanan kişinin tutukluluk halinin sürdürülüp sürdürülemeyeceği yönünde karar verilecek bir duruşmada dosyaya bakan hâkimin adli tatil nedeniyle yargılama yapamadığını ve duruşmaya başka bir hâkimin çıktığı hallerde görülmektedir.
     
    Sırf adli tatil nedeniyle ertelenen duruşmalar ve yargılamalar..
     
    Sırf adli tatil nedeniyle çok uzun sürelerde ertelemeler
     
    Aslına bakıldığında adli tatil pek çok davanın devam etmesi gereken bir yapıda düzenlenmiştir. Basit usule tabi yargılamalar, tutuklu işler adli tatil içerisinde görülebilen davalardır.
     
    Hal böyle olmasına rağmen adli tatil öncesi, adli tatil dönemi ve adli tatil sonrası hâkim ve savcıların tatilde olması veya izin alması adli yılın belki de 1/3'ünü teşkil eden 4 aylık sürede yargılamayı tabiri caizse bloke etmektedir.
     
    Her neden ve nasılsa ülkeyi yönetenler Adalet Bakanlığı HSYK TBB VE BAROLAR bu konuyla ilgili herhangi bir şey yapmazlar.
     
    İddia ediyorum bu tatil meselesi kökünden kaldırılsa yargılamadaki gecikmeler büyük oranda azaltılır.
     
    Adli tatil Cumhuriyetin kurulduğu yıllarda çiftçilerimizin mahsullerini hasat etme zamanı yargıda devam eden işler için adliyeye gelme külfetini hafifletmeye yönelik ihdas edilen bir uygulamadır.
     
    Yargılama faaliyetlerinin bu denli arttığı ülke insanın kültürel ve sosyolojik açıdan çok değiştiği 21. yy şartlarında adli tatil uygulamasını sürdürmenin hiçbir makul açıklaması olamaz.
     
    Hâkim ve savcılarımız yıllık izinlerini her zaman kullanabilir. Bunun için ayrıca tatile gerek yoktur. Meslektaşlarımın da her yıl adli tatilde tatil yapmak gibi bir zorunluluğu bulunmadığı gibi böyle bir düşünce ve istekleri de olamaz.
     
    Adli tatilinin başlangıç ve bitiş tarihleri ile süresinin her yıl sürekli değiştirilmesinin ne anlama geldiğini de çözmek mümkün olamamaktadır.
     
    Önceleri 20 Temmuz 5 Eylül tarihleri arasında 45 gün olarak düzenlenmiş olan bu süre ülkede her konuya bir düzenleme yapma hevesinde bulunan iktidar tarafından önce 1 Ağustos 31 Ağustos tarihleri arasında 30 gün, bir ara 1 Ağustos 5 Eylül arasında 35 gün adli tatil süreleri düzenlenmişti.
     
    Son düzenleme ise çok ilginç bir durumu ortaya koymaktadır.
     
    Bilindiği gibi mübarek ramazan ayı 20 Temmuz tarihinde başlamaktadır. Bir başka deyişle Müslümanlar 19 Temmuz Perşembe gecesi sahura kalkıp 20 Temmuz günü oruç ibadetlerini gerçekleştirmeye başlayacaklar.
     
    Adli tatilin başlangıcının 1 Ağustos tarihinden 20 Temmuz'a çekilmesinin oruç tutma niyetinde olan doktorlar, mühendisler, akademisyenler, mali müşavirler ile ilgisi olduğunu düşünmüyorum.
     
    Bu düzenlemenin yargı mensuplarına yönelik olduğu aşikâr görünmektedir.
     
    Ancak burada dikkat edilmeyen husus adli tatilde görev yapmak konumunda olan yargı mensuplarının durumudur. Düzenlemenin onlara bir değişiklik getirdiği söylenemez.
     
    Burada yapılmak istenen bir faydadan ziyade zihniyetin ortaya konmasıdır.
     
    Her konuyu dini referanslara göre düzenleme eğilimi sonuçta bu tür kararlar alınmasına yol açmaktadır
     
    Adli tatili tamamen kaldırmak yerine adli tatilin süresini dini inanca göre düzenlemek herhalde yargıya yapılabilecek en olumsuz bir düşüncenin ürünüdür.
     
    Nitekim Anayasa Mahkemesi bu uygulamayı iptal ederek düşüncemizin haklılığını ortaya koymuştur. Her ne kadar yüksek mahkeme yapılan düzenlemenin KHK (KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME)  şeklinde yapılmasını hukuka ve anayasaya aykırı olarak iptal kararı vermiş ise de sonuç ve içerik itibariyle hukuki amaç gerçekleşmiştir.

     


Yorum Yap