MİLLİYETÇİ MUHAFAZAKÂRLIK

  • Konuk / Cengizhan Gököz

    Konuk / Cengizhan Gököz Yazı Arşivi
    31 Temmuz 2019 /   924 Okunma

    MİLLİYETÇİ MUHAFAZAKÂRLIK


                Öncelikle belirtmem gerekirse fikir ve yaşamımda ağırlıklı olarak milliyetçi ve muhafazakârlığı benimsemiş bir insanım. Bu kavramlar toplumun farklı kesimlerinde farklı şekilde anlamlandırılmaktadır. Bir kısım insanlar siyasetlerinde ve dünya görüşlerinde milliyetçiliği sarkık bıyık, bozkurt işareti, ‘’Şehitler ölmez, vatan bölünmez ‘’ sloganına indirgemiş, bir kesim ise milliyetçiliği, ırkçılık ve faşistlik olarak görmüş ve göstermiştir. Muhafazakârlık ise; bir kesimde gericilik ve yobazlık olarak değerlendirilmektedir.

                Milliyetçilik; ülkesini, bayrağını, kültürünü, doğal çevresini velhasıl ülke insanını koşulsuz sevmektir. Bu anlamda ülke insanın ırkının, cinsiyetinin, dini inancının ne olduğunun fazlaca önemi yoktur veya bu vasıflar ikinci planda kalmaktadır. Böyle bakıldığında milliyetçiliğin ırkçılık olmadığı açıkça ortaya çıkar.

                Bayrağa sahip çıkmak çok önemli milli bir duruştur. Bu nedenle Anayasanın şanlı Türk Bayrağını da düzenleyen ilk üç maddesini tartışmaya açmak şiddetle karşı çıktığımız bir durumdur. Bayrak bir milletin ortak değeri ve sembolüdür.

                Kültür de millet olmanın en önemli unsurlarının başında gelir, milli kültürün en önemli ögesi de dildir. Yani; Türkçedir. Dilimizi en güzel ve doğru şekilde kullanmak ve dilimize sahip çıkmak milliyetçiliğin en önemli unsurlarından olup, milli kültüre de sahip çıkıp hizmet etmektir. Örf, adet, gelenek ve ananelerimizi aslına uygun olarak yaşatmak da bu anlamda belirtilebilir.

                Doğal çevre; yaşanan alanın özellikleri ve değerleri ile birebir bağlantılı olup, kültürü şekillendiren önemli bir unsurdur. Bu anlamda milliyetçi doğal çevresine  de sahip çıkan kişidir.

                Muhafazakârlık ise; gerçek anlamda gericilik ve yobazlık olmayıp başta dil olmak üzere kültür ve çevrenin muhafaza edilmesi ve gelecek kuşaklara aktarılmasının sağlanmasıdır.

                Çok özet bir şekilde bahsedilen bu kavramalara sahip olduğunu iddia edenlere bakacak olursak; öncelikle siyaset bu kavramları sonuna kadar istismar etmekten ve gerçek anlamından uzaklaştırmaktan bugüne kadar hiç çekinmemiştir. Milliyetçiliği  referans alan bir siyasi parti milliyetçiliği, slogan milliyetçiliği haline getirmiş ve bununla da yetinmeyip halen iktidar olan bir partinin peşine takılarak yüce dinimizi de siyasette istismar aracı olarak kullanma yolunu seçmiştir.

                Sosyal medya paylaşımlarında sürekli şehit haberleri nedeni ile ‘’Şehitler Ölmez, Vatan Bölünmez, Ya Allah Bismillah Allah-u Ekber ‘’ şeklinde veya tekbir getirerek milliyetçi ve muhafazakâr olunduğunu zannetmektedir. Bu duruma lacivert takım elbise, yumurta topuklu ayakkabı ve beyaz çorabı da ekleyebiliriz.

                Ancak bu kesimin yaşadığı ilde meydana gelen haksızlık, hukuksuzluk, ormanların yok edilmesine yol açan mermer ve taş ocakları ve maden arama ruhsatları ile yok edilen ormanlarımız, gelişigüzel ruhsat verilen HES’ler ile kaynağından uzaklaştırılan çay ve derelerimiz, kirletilen akarsularımız, imara açılan sit alanları, tarım alanları ve meralarımız hakkında herhangi bir söz ve tepkilerini görmemekteyiz. Gerçek milliyetçi ve muhafazakâr bu haksızlık ve hukuksuzluk karşısında susmaz, mücadele eder.

                Devlet kurumlarının isimlerinin başından T.C.’ler, okullarda okutulan Andımız  kaldırıldığında buna şiddetle tepki verir veya tepki verdiği bu olayları gerçekleştirenle ittifak yapılmasına asla gönlü razı olmaz.

                Muhafazakârlık asla birilerinin değerlendirdiği gibi tutuculuk, gericilik ve yobazlık olarak anlaşılmamalıdır. Yöneticiliğini yaptığım Antalya Barosu TSM Korosunda Meragalı Abdülkadir, Itri, Hammamizade Dede’nin başlatıp sürdürdüğü klasik musikimizi icra etmek gericilik ve yobazlık olmayıp aksine bir kültür değerimizin gelecek kuşaklara otantik hali ve otantik sazları ile aktarılması çabasıdır.Bir anlamda bu kültürün aslının korunmasıdır.Örnekleri çoğaltabiliriz.

                Ezcümle, milliyetçilik ve muhafazakârlık ülkemizde son derece yanlış anlaşılan ve yanlış uygulanan kavramlar olup, milliyetçi muhafazakâr olan bir insanın çağdaş değerlerle herhangi bir sorunu olmamalıdır.

                Saygılarımla…

              

               

                


Yorum Yap