KAMUDA ÇALMA VE ÇARPMA YÖNTEMLERİ

  • Konuk / İbrahim Uysal

    Konuk / İbrahim Uysal Yazı Arşivi
    14 Şubat 2020 /   907 Okunma

    KAMUDA ÇALMA VE ÇARPMA YÖNTEMLERİ

    E artık arsızlık, yolsuzluk, soysuzluk, yolsuzluk alıp başını gidiyor ise, yapılanlara ağlamak aklı başında bir kişilerin yapacağı iş değildir. NEDEN, NİÇİN ve NASIL Sorusu sorulmadan olaya tanı koyamazsınız.

    --Yönetim kavramı bir bilim olarak 18. yüzyıl sonlarında SANAYİ DEVRİMİYLE birlikte ortaya çıkmıştır. Üretim araçlarında ki değişim ve gelişim, yönetim-yönetim organizasyonunda da değişikliklere ihtiyaç duymuştur.

    --1880-1930 yılları arasındaki klasik (geleneksel),

    --1930-1950 yılları arasındaki neoklasik (davranışsal),

    --1950-1970 yılları arasındaki modern,

    --1970’den günümüze kadar gelen post-modern yaklaşım.

    --YÖNETİM kavramı ilk kez bilimsel olarak HenriFayol, Frederick W. Taylor ve MaxWeber tarafından ele alınmıştır ama.

    --Konu başlığı KAMU olunca doğrudan WEBER'in Kamu Yönetimi-BÜROKRASİYİ ele almak gerekir.

    --1900'lü yılların başında "Bürokrasi", en iyi yönetim şekli olarak tanımlamıştır. Yok efendim "kırtasiyecilik, zaman kaybı vs" gibi eleştiriler yapılsa da yine de alternatifi henüz yoktur.

    --Yönetim Organizasyon, Planlama, Bütçeleme, Faaliyet/üretim ve Denetleme süreçlerinden oluşur. Bunu yapana da YÖNETİCİ denilir. Bunun da bir takım ekolleri vardır ama ben sadece bu kadar diyeyim. Daha ötesi için, daha ötesini isteyen KAMUOYU-seçmen ve Siyasilerin olması gerekir.

    --Ne o, gerekmiyor mu diyenlere, "Bu ülkede ilgililer bilgisiz, bilgililer de ilgisizdir." diyen SAKALLI CELÂL'in "Bu kadar cehalet ancak tahsille mümkün olur." ile yanıt vereyim.

    --Eskiden cehalet, cahillik ile mümkün idi, şimdi ise okuyarak oluyor. Hem de nerelerde okuyarak, okutularak.

    --Aslında BÜROKRASİ'de her şeyin kuralları bellidir. Herkesin yetki ve görev tanımı yapılmıştır ve seçimlerde bu pozisyonlara göre yapılırdı, Taaaa ki, 2002'lere gelinene kadar.

    --Devlet kurumlarının neyi, nasıl, hangi koşullarda ve kimlerden alacağı/satın alacağı bellidir.

    --Eskiden bir "Devlet İhale yasası(2886)", bir de "Döner Sermayeler de "Döner Sermayeli Kuruluşlar İhale yasası" vardı.

    --Tabi Bakanlık gibi kurumların da "ilgili", "bağlı" şekilde tanımlanan Kamu İktisadi Yatırımları/Kurumları vardı.

    --Genellikle, hem yasal olarak kolay işlemler olmasından, hem de Kamunun üretim ve ticareti denetimi açısından alımlar "Kamu"ya bağlı kurum, kuruluş ve vakıflardan yapılırdı.

    --Ama adabı ile.

    --Oktay Akbal'ın 1950'lere doğru yazdığı "Önce Ekmekler Bozuldu"sundan sonra, 2002'lerden sonra da, Kamunun yönetim ahlakı değişti. Ne laf oldu ama(!..,?)

    --Önceleri kamunun fabrika, atölye, iş yurdu, tarlası, çiftliği gibi üretim tesisleri vardı. Şimdi "elhamdürillah" yerlerine fakirlerin verdiği oylar ile "zenginleştirilen", "paralı-pullu-kitaplı-ah/laklı"lararezidanslar yapıldı;

    --Sipariş üzerine fabrikamsı, atölyemsi, ....si, ...si yerler yapıldı ve buralarda yapılıyormuş gibi yapılarak "Nasipse gelir Çin’den, Yemenden. nasip değilse ne gelir elden" denilerek nasip edilen şeyler alınır ve satılır oldu.

    --Nasıl mı? Etrafınıza bakın ya. İşin b.k'u bile çıktı, size sıçramadı mı? Yazık!...

    --Kamu bir mal mı alacaktı eskiden: onayını alır, bütçesini ayarlar, yasal işlemlerini tamalar, araştırır fiyat, kalite ve zaman olarak en uygununu, şartları sağlayanlardan alırdı.

    --Ya sonra!.. Nazım Hikmet, Abidin Dino'ya "işin kolayına kaçmadan, mutluluğun resmini" yapması istese de, günümüzde artık her şey, işin kolayına kaçılarak yapılır oldu.

    --Artık kurumların planlama, denetim gibi birimleri "var"mış gibi. Dolayısı ile iki derin hoca bul, günahlarına kefil olsun, çare bulsun gerisi kolay.

    --Artık kamu alacağını bir yasa ile satacağını da başka bir yasa ile yapar oldu. Daha da kolayı, üretimi ve ticareti yapan kim, özel şirket. Oradan Vakıf ya da bir kamu şirketine aldır malı, hizmeti.

    --Eeee!.. E'si, oradan da bir kamu şirketi ve Vakfına sat.

    --E...! Oradan da, istediğin kamu kuruluşuna sat ya da alsın.

    --Mevzuat hazretleri mi ne oldu. De dik ya, o 2002'lerden sonra sizlere ömür. Tangur tungur oldun.

    --Devletin malı, mülkü, tarlası tokadı kimindir. HAZİNENİN. Hazineyi de, Maliye Bakanı, Bakanlığı yönetirdi. Yani hazinenin bütün arazilerine 1909'dan beri "Maliye" Bakanlığına bağlı MİLLİ EMLAK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ bakar idi.

    --Şimdi mi, "TC Çevre ve Şehircilik Bakanlığı" Ne alaka mı?

    --Gayet basit, her şeye rant-arsa gözü ile bakar iseniz olacağı bu

    --En son mal ve hizmetin satın alındığı Kamunun fiyat sorgulamasının bir anlamı yoktur görünüşte. Çünkü kamu, kamuya satmıştır.

    --Eee peki malı kim ve nerede üretmiştir? İşte zurnanın zırt dediği yer de burasıdır.

    --En son Antalya Konyaaltı Sahilinde manşetlere çıkan olay budur.

    --Yasal mıdır? Hiç kuşkunuz olmasın. Ama ahlaki midir. ASLA.

    --Eee, ne olacak, hep birlikte biraz daha cambaz bakıp, "du bakim, ne olacak" diye bekleyeceğiz. "Oh be, ne güzel gol oldu" diye de sevineceğiz.

    --SORUN SİSTEM SORUNUDUR.

    --Bataklığı kurutmadan, sinekler ile mücadele edemezsiniz.

    --Bu gün, size içeriden "kıyakçılık, kızgınlık, vb" sebepler ile gelen bilgiler ile yaptığınız işler, bir gün de size döner.

    --Dün, bilgi ve belge biriktirenler, yarınlara yatırım için boş mu duracaklar sanırsınız.

    --"KESER DÖNER SAP DÖNER" diye pusuda bekleyeceklerdir.

    --"EL, ELİN EŞEİĞİNİ TÜRKÜ SÖYLEYEREK ARAR" da!..

    --Yönetim şaka değiştir, yönetim bir güç savaşıdır ve her savaşta, herkesin kendi askerleri ile yapılır.

    --Paralı Askerler mi?.

    --Sana bir gün "paran kadar konuş"masını öğretir. De!..


Yorum Yap