KAZANMAK SORUN DEĞİL DE, ...!

  • Konuk / İbrahim Uysal

    Konuk / İbrahim Uysal Yazı Arşivi
    2 Mayıs 2019 /   1074 Okunma

    KAZANMAK SORUN DEĞİL DE, ...!

    Şiiri sever misiniz bilmem ama, ben hem şiiri, hem yazanı, hem de şiir tadında yaşayanı, hem de şiir tadında yaşamayı severim. O yüzdendir, iki satırımın arasına iki dizenin sıkışması.

    --Orhan Veli'nin dizelerinden tanımıştım "Efkafdaki Memuriyeti" Hani diyordu ya, "Beni bu güzel havalar mahvetti,/ Böyle havada istifa ettim/ Evkaftaki memuriyetimden./ Tütüne böyle havada alıştım,/ Böyle havada aşık oldum;/ Eve ekmekle tuz götürmeyi/ Böyle havalarda unuttum;/ Şiir yazma hastalığım/ Hep böyle havalarda nüksetti;/ Beni bu güzel havalar mahvetti." diye.

    --Bir son bahar günüydü, Antalya'da beyaz eşya satan dükkan açmak sevdasından vazgeçip, Ankara'da "Devlet'e kapağı atma" sevdasına düşüşüm.

    --Ne kadar "mahir adam" isem, girdiğim üç sınavı da kazanmıştım. Olanakları iyi olanı değil de, beni Antalya'ya tez gönderecek olanını seçmiştim.

    --Hani Orhan Veli demişti ya, "Böyle havada istifa ettim/ Evkaftaki memuriyetimden." demişti ya, ben de tayinimi Antalya'ya yaptıracak ve sonra da istifa edebilecek olanını seçmiştim. Maden güzel havalarda istifa ediliyordu, memuriyetten. Antalya'da güzel havadan bol ne vardı ki.

    --Neyse, o sebep, bu sebep oldu kaldı gittik hem Anakara'da hem de memuriyette. Antalya'da güzel havalar varmış, kimin umurunda ki, Ankara'da ki memuriyetin tadı hiç bir şeyde yoktu. Her ne kadar, ilk yıllar ev kiramı Babam yollasa da.

    --Ben Devleti, ilk Üniversiteye kayıt yaptıracağım zaman tanımıştım. Bizim köyde de, ilçede de devletten bana ne idi. Sonra, Üniversitede(Beytepe)kızların arasında öğle yemeği için yemekhaneye giderken, 'Saddettin Yüzbaşı'nın telsiz talimatı ile Jandarmadan yediğim dipçik ile öğrenmiştim, devletin adamı dövebileceğini.

    --Bu dipçik yeme korkusundan mıdır bilemem ama Yedek Subay iken bile, asker korkum aylarca sürmüştü.

    --Olan olmuş, "devlete kapağı atmıştım".

    --Ben yan gelip yatacak, ay başında da maaşımı alacağım sanıyordum. O da ne?. Yok efendim kurumu tanımak için oryantasyon kurusu, sonra meslek için eğitimler. Tamam işten kaytarıyorduk ama, bu öğrencilikten de bıkmıştık ya.

    --Gel zaman git zaman, bize Devleti, Devletin ne olduğunu, Devlet Memuru olarak ne yapmamız gerektiğini uzun uzun öğrettiler. Ben yan gelip yatacağım derken, Devlet Memuru olmanın baya sorumluluk taşımak olduğunu öğrenmeyeyim mi.

    --Devletin ve Devlet memurunun görevinin, yurttaşa sorun yaratmak değil; sorununa, her koşulda çözüm bulmak olduğunu öğretmişlerdi.

    --Hatta meslek içi Eğitim Seminerlerinin birinde bir yetkili, "bir iş, evrak gerektiğinden fazla, bir yerlerden bekliyor ise, orada bir sorun(beklenti) var demektir", dolayısı ile derhal çözüm üretilmelidir, demişti.

    --Yönetim, ister özel sektörde, ister kamuda ciddi bir iştir. Bilimsel süreçleri vardır. Ha, böyle olmazsa da olmaz mı?

    --Haklı bir soru. Eee, ne yapalım biz nasıl olsa alıştık "Acemi nalbant, gavur eşeğinde öğrenir" der iseniz, öyle de olur. Ya boz oyunu gibi. Nasıl olsa herkesin vakti ve parası çok.(?!)

    --Öğrenmek.

    --İşte zurnanın zırt dediği olay. Yaşamda her şey öğrenilerek yapılır. İyilik de, kötülük de. Hırlılık da, hırsızlık da. Yönetim de sorunlara çözüm bulmak da, "ipe un sermek" de.

    --İşte bu sizin tercihiniz.

    --Hani herkes bilir ya Platon'un o veciz sözünü: "Her toplum layık olduğu şekilde yönetilir." diye.

    --Yerel Seçimler bitti. İster partilerin başarısı, ister Başkanların şapkadan tavşan çıkarmaları sayın, isterseniz de, "mutfak tenceresi, 'beka'yı yendi" deyin; İktidar partisi, ciddi bir rol, güven ve yerel yönetim kaybına uğramıştır.

    --İktidar olmak, yönetmek öyle romantik bir süreç değildir. Ciddi bir iştir. Yönetmek, süreç içi sorunlar ile savaşmak demektir.

    --Savaş ise, ciddi-bilgili ve bir hedefi olan komutan ve kurmay heyeti ile yapılır. Elbette ki askerleri görmezlikten gelemeyiz. Ama, "At sahibine göre, kişner" de bizim ata sözümüzdü değil mi?.

    --TAMAM SEÇİMLER ALINDI DA, eskinin devamı mı olunacak, yoksa, halka umut, güven veren kişiler ve projeler ile mi olacak bu iş. Her şey aynı devam edecek ise, o zaman seçim niçin yapıldı diye bir soran olmaz mı?

    --Beş yıl dediğiniz şey, tez geçer. Her gün değerlidir. Başlamadan bir de bakarsınız ki, yolun sonu göründü. O yüzden, yönetime seçilenler kadar, seçenlerinde demokratik süreçlerde söz sahibi olması gerekir. Fikir, kadro, proje desteği ciddiye alınmalıdır.

    --Yoksa, daha önceleri olduğu gibi, bir de bakarsınız ki, "EL, SİZİN EŞEĞİNİZİ, TÜRKÜ SÖYLEYEREL ARAMIŞ!.."

    --"ATI ALAN ÜSKÜDAR'I GEÇMİŞ!.. size de, "ah elim kırılsaydı" demekten başka bir şey kalmamış olmasın!..


Yorum Yap