Gün doğmadan neler…..

  • Konuk / Serdar Kocaoğlu

    Konuk / Serdar Kocaoğlu Yazı Arşivi
    25 Mart 2017 /   2709 Okunma

    Gün doğmadan neler…..

    ‘Hatırlanacağı gibi, son Osmanlı Mebusan Meclisi 12 Ocak 1920’de İstanbul’da açılmış, fakat 16 Mart 1920’de İstanbul’un işgali üzerine önce kendi kararı ile çalışmalarına ara vermiş (18 Mart 1920), daha sonra da padişah Vahdettin tarafından kapatılmıştı (11 Nisan 1920)’1

    Yukarıdaki alıntı da anlatıldığı gibi  Osmanlı İmparatorluğunun toplumu getirdiği  son duraklardan birisiydi.

    ‘Mustafa Kemal açılışın ertesi günü (24 Nisan’da ) yaptığı konuşmasında yeni devletin kuruluş esaslarını şöyle açıklamıştır: 1. Ülkeyi bölünme ve çöküşten kurtarmak için bütün güçleri birleştirmek gerekir. 2. TBMM yalnızca bir yasama ve denetleme organı değil, ülkenin ve milletin kaderiyle “bilfiil ilgilenen bir heyettir. 3. Kendi içinden seçeceği bir heyeti hükümet işlerini yürütmeye memur etmesi gerekir. 4. Meclis başkanı seçilecek kişinin yüce meclisi temsil eden bir kişi olarak hükümete de başkanlık etmesi meclis adına hükümet kararlarına imza koymaya ve bu kararları onaylamaya yetkili olması gerekir. 5. Reis hükümetin diğer üyeleri gibi meclis önünde tam sorumlu olmalıdır. 6. Saltanat ve hilafet makamının tutsaklıktan kurtarılmasına kadar geçici olarak bile olsa bir “hükümet reisi” tanımamak ya da bir “padişah kaymakamı” yaratmamak gereklidir.’2

    Yukarıda görüldüğü gibi meclisyasama  yürütme görevini savaş ortamında bile yapmıştır.

    ‘23 Nisan 1920’den, ikinci meclisin toplandığı 2 Ağustos 1923’e kadar, yukarıdaki kanun gereği ara vermeden toplanan mecliste hemen her gün genel kurul yapılmış, 625 soru önergesi, 76 gensoru önergesi verilmiş, 338 kanun çıkartılmıştır. Günde ortalama 24 milletvekili söz alıp konuşmuştur.’3

    Yukarıdaki, rakamlarla ifade edildiği gibi 1.Mecliste de yürütme meclis tarafından denetleniyordu.

    ‘’MADDE 6- 2709 sayılı Kanunun 98 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve kenar başlığı metinden çıkarılmıştır. “MADDE 98- Türkiye Büyük Millet Meclisi; meclis araştırması, genel görüşme, meclis soruşturması ve yazılı soru yollarıyla bilgi edinme ve denetleme yetkisini kullanır. Meclis araştırması, belli bir konuda bilgi edinmek için yapılan incelemeden ibarettir. Genel görüşme, toplumu ve Devlet faaliyetlerini ilgilendiren belli bir konunun Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda görüşülmesidir. Meclis soruşturması, Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar hakkında 106 ncı maddenin beşinci, altıncı ve yedinci fıkraları uyarınca yapılan soruşturmadan ibarettir. Yazılı soru; yazılı olarak en geç onbeş gün içinde cevaplanmak üzere milletvekillerinin, Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlara yazılı olarak soru sormalarından ibarettir. Meclis araştırması, genel görüşme ve yazılı soru önergelerinin verilme şekli, içeriği ve kapsamı ile araştırma usulleri Meclis İçtüzüğü ile düzenlenir.”’’

    ‘’MADDE 8- 2709 sayılı Kanunun 104 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “MADDE 104- Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Yürütme yetkisi Cumhurbaşkanına aittir. Cumhurbaşkanı, Devlet başkanı sıfatıyla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil eder; Anayasanın uygulanmasını, Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını temin eder.……Cumhurbaşkanı yardımcıları ile bakanları atar ve görevlerine son verir. Üst kademe kamu yöneticilerini atar, görevlerine son verir ve bunların atanmalarına ilişkin usul ve esasları Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenler…..’’

    Savaş yıllarındaki meclisin yetkileri nerede ,bir de anayasa değişikliğinin sadece iki maddesi ile getirilen meclisin yetkileri nerede.Birisin de, meclis toplumu kucaklıyor, diğerinde ise ,biri meclisin üstüne çıkarak meclisi bir noter seviyesine getirerek,toplumun her bir üyesini yok sayarak,yürütmeyi de tekeline alarak ülkemizi, bir şirket yönetmeyiisteyeceklerin iştahını kabartacak şekilde yönetmenin yasal alt yapısını onaylatarak toplumu kendi eliyle referandumla bir oyunun içine çekmek istemektedir.

    Bu oyunun için de olmak isteyenler ya kabul ederler kendisiyle birlikte, toplumu uçuruma sürüklerler yada direnerek red ederek toplumun aydınlık günlerine ışık olurlar.

    Tepkisiz Toplum Etkisiz Toplumdur!

    Not:1-Bütün dergisi nisan 2016 Sıtkı Aydınel’in yazısından alıntı.

           2-Bütün dergisi nisan 2016 Sıtkı Aydınel’in yazısından alıntı.

           3-Bütün dergisi nisan 2016 Sıtkı Aydınel’in yazısından alıntı.

     

     

     

     


Yorum Yap