ANNE, KOSTÜM ALABİLİR MİYİZ?

  • Konuk / İbrahim Uysal

    Konuk / İbrahim Uysal Yazı Arşivi
    8 Şubat 2019 /   1374 Okunma

    ANNE, KOSTÜM ALABİLİR MİYİZ?

    Bugün pazar, etliye sütlüye dokunmayan bir yazı yazayım. Konum da, Şubat ayı neden 28/9 gün olarak diğer aylardan kısadır. Julius(jül) Caesar(Sezar) Temmuz ayı July adıyla anılan ay 31 gün olarak düzenlettikten sonra, İmparator Augustus'un, bizde ki 30 günlük Ağustos'u Şubat'tan da bir gün aldırarak nasıl 31 gün yaptığını yazacaktım.

    --Geçenlerde, bir yakınımın çocuğunun doğum günü kutlamasına katıldım. Eeee artık öyle masun pasta kesmeler falan hayal. Kara kedi'li, Spayder Man'li; kız ise de Barbi ya da Elsa'lı giysiler pek moda imiş.

    --Eee milliyetçi ve Mukaddesatçı yöneticilerimizin olduğu bu zaman da, Tarkan'lı, Kara Murat'lı, giysiler olacak değildi ya.

    --Konum, işin bu bölümü değil. Kutlama bitti, konuklar evlerine gittiler ki tam bu sırada çocukları ile bir genç hanım geldi. Bizimkilerin okul arkadaşları ve anneleri imiş..

    --Onlar da yediler, içtiler ve eğlendiler. Gitmeye hazırlanıyor iken, doğum günü yaklaşan kız çocuğu Annesine, "Anne, bana da kostüm alacak mıyız?" diye son derece olağan bir soru sordu.

    --Birden çocuklar anlamdılar olayı ama Anne geçiştirdi konuyu. Tabi bilenlerin içleri erdi, yandı benim gibi.

    --Daha henüz dün gibi, ben bile şu meşhur değerli muktedirlerimiz "sayın Fethullah Gülen Hoca Efendi" dedikleri, daha öncesi de var ama 1980'den bu yana Bizim İktidarda ki muktedirler, ABD, CİA ne var ise her şey ile desteklenen bir FETÖ'cü adli, idari saldırılardan ben bile nasibimi almıştım.

    --Yoksulluk ve çaresizliğin gözü kör olsun. Anadolu'da yoksul köy, kasaba çocuklarının Devlet korumasında yatılı okulları yok denecek kadar azdır.

    --Bu boşluğu, uluslararası denetlenen, yerli, işbirlikçi muktedirlerce korunup kollanan, masum Anadolu köylüsü ve kasabalısının da yoksulluğuna rağmen maddi olarak desteklediği tarikat ve cemaat okul ve yurtları dolduruyordu.

    --Ve o yoksul çocuklarda okudukları okullarda yıkanmış beyinleri ile, Ülke menfaatine olmadığı 15 Temmuz'da görülen süreçlerin içinde olabiliyorlardı. Masumane ya da kandırılarak

    --Uçan sinekten bile haberi olan Devletin, kendisine darbe hazırlanan Başkanının Külliyesini değil de, Cumhuriyeti temsil eden meclisini, genel kurmayını bombalanması enteresandı.

    --Çocukların başka bir yerde çalışıyor sandıkları Baba, böyle bir süreç ile suçlanıp ceza almış mış. Kadıncağız da, o yüzden çaresiz, eşinin mahpusluğuna mı yansın, çocuklarının ruhsal dengesi bozulmasın diye kıvranmasına mı?

    --Hoş uluslararası ilişki ve diyalogları olanlar muktedir olarak en gözde yönetim kademelerinde ama, bu iş hep böyledir. "Alavere, dalavere, gariban Memed nöbete"

    --Annesin tavrından kostümün alınmayacağını kızı nasıl anladı ise, bizim 5 yaşında ki Tıfıl Delikanlı hemen olaya müdahil olur ve "sen üzülme ben sana alırım" diyordu.

    --Moda değim ile koptum, bir yıl önce arabamı sattıktan sonra yenisini almamaya karar vermiştim. Bazen bana "neden araban yok" diye sorduğunda ben de "param yok" dediğimde, "benim çok param var kumbaramda, sana arabayı ben alırım" dediğinde ki duygusallığımı anlatamam. Demek ki, bizimki, bize çekmiş.

    --Ama sorun kostümün alınıp alınmaması eğildi ki, aile kenetlenmiş, hiç bir konuda sorun yoktu. Ama Baba tutuklu iken, nasıl doğum günü partisi olacaktı ki? Gel de bunu o çocuklara anlat.

    --Bu yazıyı sabah daha da duygusal yazmıştım. Yazının içinde geçen bazı isim ve sözcüklerden sonra  bilgisayarın, internetin başı döndü ve silindi.

    --Ben de yine aynı kahrımı yazayım.

    --Bu çocukların babalarını, bu kadınların kocalarını, bu anne-babaların evlatlarını siz kullandınız, uluslararası organizasyonlara siz peşkeş çektiniz.

    --Ne tahsilatını yaptınız bilemem ama bu insanların (ki bu insanların yakınlarının organizasyonundan zarar gören birisi olarak) yakınlarının çektikleri acının hesabını kim verecek?

    --Yaşanan bunca dramı görünce, bir Nazi filmi karesi gözümün önüne geldi.

    --Nazi kamplarında ölümler, işkenceler ve açlık kol geziyor. Havalandırmaya çıkan bir kadın isyan ediyor. "Eyy Tanrım, sen bizim tanrımız isen, bu işkence ve zulümleri görmüyor musun? İsyan ediyorum" diyordu.

    --Evet ya, bir seçim öncesinde bile, vicdanı satılığa çıkamamış insanlara seslenmek istiyorum. Haydi iktidarın nemalarını paylaşanlar her şeyden memnun ve duyarsızlar.

    --Ya size ne oluyor, Bunca acıyı görmüyor, duymuyor musunuz?

    --Sahiden ya, tanrım, bu çocukların, bu insanların acılarını kim görecek. Kim dindirecek.

    --Vicdanım sızlıyor. İçim yanıyor. Anlıyor musun?


Yorum Yap