Asgari Ücrete ‘patron’ bakışı

  • Nizamettin Özmen

    Nizamettin Özmen Yazı Arşivi
    19 Kasım 2021 /   866 Okunma

    Asgari Ücrete ‘patron’ bakışı

     

    Daha önce birkaç kez yazmışımdır. ATSO Twitter, AESOB Facebook diye. Gerçekten iki çatının altında çok farklı şeyler konuşuluyor. Adlıhan Dere’nin telefonu çaldığında karşı tarafın istediği ile Davut Çetin’in telefonunda istenen farklı. AESOB daha küçük ölçekli, daha ‘bizden’, oysa ATSO ‘patron’ modunda.

     

    Zaten yapısal olarak da öyleymiş. Belli gelirin üstündeki işyeri sahibi AESOB değil, ATSO’ya üye olmalıymış. Bunu da Bakkallar Odası Başkanı Şahin Aba sayesinde öğrenmiştik.

     

    Geçtiğimiz haftasonu ANTGİAD’ın toplantısına konuşmacı olarak gelen ATSO Başkanı Davut Çetin’in konuşması da sorulara verdiği yanıtlar da çok netti. Bugün burada EYT ve Asgari Ücret konusunda gelen soruya verdiği yanıtı irdeleyeceğiz.

     

    Biz emekçiyiz, patronlara göre haylaz çocuk gibi sadece isteriz. Oysa masanın öbür yanı var. Davut Çetin, ilgili soruya yanıt vermeye şöyle başladı:


    “Hükümet, 3600 ek gösterge, EYT ve asgari ücrete çalışıyor. 5 milyon 400 bin EYT var. Bunlar emekli edilirse bütçede ne yaparız bilmiyorum.”


    Asgari ücretin düzeltilmesini gerektiğini söylerken samimiydi. Hatırlarım 1990’lı yıllarda bir tezgahtar bile asgari ücretten fazla alırdı. Asgari ücret, devletin prim alacağı rakamı hesaplamaya yarar pozisyondaydı. Şimdilerde ülkenin yarısı asgari ücrete çalışıyormuş.


    Çetin, 2 bin 800 - 3 bin lira ile kimsenin geçinmesinin mümkün olmadığını ifade ederken madalyonun öteki yüzüne de bakmadan geçmedi.


    “Öbür tarafa döndüğünüzde 500 kişi çalışıyor. 300'ü asgari ücretli, 200'ü asgari ücretin biraz üstünde. Asgari ücreti 3 bin700-3 bin 800'e çıkardık. 4 bin lira alana ne vereceğiz? Onu karşılayabilecek miyiz? “


    İşte kırılma noktası buydu. Herkes kazanmak istiyordu. Özellikle küçük işletmelerde asgari ücret bile sorun olabiliyor. İşveren de girdi maliyetlerinden, artan vergiden, tıkanan piyasalardan dertli.


    Biz de yıllardır söyledik, yazdık, Davut Çetin de bir kez daha tekrar etti. “Devlet derse ki ‘asgari ücretten vergiyi kaldırıyorum, destek veriyorum’ amenna. Çünkü bize bir işçinin maliyeti 5 bin liraya yaklaşıyor. Dünyada genellikle işçi ücretleri artarken yiyecek-içecek ve diğer tüketim malzemelerinin fiyatları o kadar artmaz. Bizde önce onlar artıyor, sonra ücret.”

     

    Çetin, Yüzde 25-30 enflasyon yaşanırken asgari ücrete yüzde 30 artırmanın çözüm olmayacağını da öne sürüyor ve diyor ki: “ 6 ay sonra bu rakam yine eriyecek. Yılbaşından bu zamana kadar tüm fiyatlar yüzde 50 arttı. İşçiye yüzde 25-30 versen ne olur? İş ciddi bir sarmala döndü. Kaç para verirseniz verin bu enflasyon olduğu sürece hiçbir işe yaramayacak. Nasıl çözülecek bilmiyorum."

     

    Senin bilmemen nedir ki Davut Başkan? Ekonominin kitabını yazanlar bile bilemiyor nasıl çıkacağını bu sarmaldan. Siyasi manevralarına da bakarsak gitmek için bahane arar gibiler.


Yorum Yap