Metropolün “Saman Sarısı” halleri

  • Nizamettin Özmen

    Nizamettin Özmen Yazı Arşivi
    17 Eylül 2020 /   342 Okunma

    Metropolün “Saman Sarısı” halleri


    Bilirsiniz değil mi o şarkıyı. Melike Demirağ, yasaklı yıllarında Almanya’da okumuştu. Püfür püfür bir vapurun yan tarafında Yeni camide mısır atmak kuşlara... Köprüde balık ekmek yemek, Dolmuşa hadi gidelim demek.... Şimdi İstanbul'da olmak vardı anasını satayım...” Köprüde, inen güneşin yatık, sarı ışığı, bozkırda bir ekin tarlası hissi veriyor, metropolün orta yerinde.

     ilen bilir gezmeyi sever masalcı. Lüksü yoktur ama “ihtiyaç odağında” harcamayla gezer. Her gittiği şehirde buluşacağı birileri, göreceği yerler ve datması gereken lezzetler vardır.

    İstanbul’a gidilmişse; mutlaka Kasımpaşa’ya gidilecek, Kürt Böreği membağından yenecek. Yanında Sıcak süt mutlaka olacak. Kadıköy İskelesi’ndeki Merkez Büfe’de mutlaka “sosisli” yenecek, mevsim hatta vakit uygunsa Üsküdar İskelesi’nden vapura binilecek, güneş sıcacık bir sahlep yudumlayarak Boğaz’ın serin sularına gömülecek.

    Harem- Üsküdar arası sahilde yürünebilirse, Kızkulesi manzarası eşliğinde Bi akşam çayı veya kahve yudumlanacak. Mısır Çarşısı olmasa da olur, Beyazıt Meydanı özel zaman ister. Ama galata Köprüsü’nde yürümeden, bi balık ekmek yemeden olmaz.

    Üsküdar’dan Karaköy’e vapurla geçeriz tamam da, İstanbul kartım Samet gilin evde kalmış. Ama çözüm çok. Verdim bi yolcuya ücreti, onun kartından gidip geldim.

    Şanar Yurdatapan gibi oldum yahu. Bilirsiniz değil mi o şarkıyı. Melike Demirağ, yasaklı yıllarında Almanya’da okumuştu. Püfür püfür bir vapurun yan tarafında Yeni camide mısır atmak kuşlara... Köprüde balık ekmek yemek, Dolmuşa hadi gidelim demek.... Şimdi İstanbul'da olmak vardı anasını satayım...” Köprüde, inen güneşin yatık, sarı ışığı, Bozkırda bir ekin tarlası hissi veriyor, metropolün orta yerinde.

    Anadolu Kavağı’nda midye tava, Kasımpaşa’da Kürt Böreği, Kanlıca’da yoğurt, Kadıköy’de Sosisli, Üsküdar Vapurunda Sahlep olmamış, bari bi balık ekmek olsun. Bu aralar 115 kilodan 86 kiloya düşen bünyede o yanmış yağın fırtına kopartacağını bile bile hem de..

    Tam da Karaköy’e yaklaşmışım, köprünün kuzey yönündeyim. Üsküdar’ın camları kızardı gene… Ve gene bi şiir düştü dilime. Bu kez Kepez Belediye başkanı Hakan Tütüncü okuyor. Şiir mi Necip Fazıl Kısakürek’ten..

     

    CANIM İSTANBUL

     

    Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği;

    Çamlıca'da,  yerdedir göklerin derinliği.

    Oynak sular yalının alt katına misafir;

    Yeni dünyadan mahzun, resimde eski sefir.

    Her akşam camlarında yangın çıkan Üsküdar,

    Perili ahşap konak, koca bir şehir kadar...

    Bir ses, bilemem tanbur gibi mi, ud gibi mi?

    Cumbalı odalarda inletir " Katibim"i...

     

                             Kadını keskin bıçak,

                             Taze kan gibi sıcak.

                                        İstanbul,

                                        İstanbul...

     

    Yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler!

    Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler...

    Eyüp öksüz, Kadıköy süslü, Moda kurumlu,

    Adada rüzgar, uçan eteklerden sorumlu.

    Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından

    Hala çığlıklar gelir Topkapı Sarayından.

    Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar;

    Güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar...

     

                             Gecesi sünbül kokan

                             Türkçesi bülbül kokan,

                                          İstanbul,

                                          İstanbul...


Yorum Yap