Şu bizim bitmeyen derdimiz DENİZ OTOBÜSÜ

  • Nizamettin Özmen

    Nizamettin Özmen Yazı Arşivi
    17 Haziran 2019 /   853 Okunma

    Şu bizim bitmeyen derdimiz DENİZ OTOBÜSÜ

    Görevliye, “en güzel fotoğrafı nereden çekebilirim” dediğimde “Hiç bir yerden. Açık denizde hızla gideceğiz. Tüm çevre kapalı zaten” dedi ve ben ters köşe. Yine de camı geniş bir “kenar” koltuğa oturuyorum. Sonuç ortada.

    Geçtiğimiz haftasonu Elmalı'daydık. Onu da yazacağız. Ama bugün merkezdeyiz. Milenyumun başında “Antalya- Kıbrıs Hattı” olarak yola çıkıp “Antalya- Kemer”e fit olunan Antalya Deniz Otobüsü.

    Kaç yıl geçti sahi? 20 yıla yaklaştığı kesin.

    Telefon ile arayıp bilgi aldım. “Sabah tek sefer 09.00'da. Ama 08:20’de burda olmanızı tavsiye ederiz. Sadece 42 yolcu kapastemiz var, yer kalmayabilir.”

    Ben zaten köyün delisi. Sabahın 06.45'inde inmişim Yat Limanı'na. Mahallemdeki börekçiden zulaya attığım “İstanbul Usulü” peynirli poaçam ve termosuma doldurduğum kahvemle İskele'deki bir bankta kahvaltı yapıyorum.

    Yanımdaki bankta bir evsiz, sabah uykusunda. Az sonra horultu başlıyor. Kalkıyorum tabii. Nizam fotoğraf çekmeden durabilir mi? 40 yıldır Yat Limanı'nda fotoğraf çeker, henüz bırakmaya da niyetli değil.

    Nihayet mesai başladı, bilet satış ünitesi açıldı. Doğal olarak ilk bileti ben aldım. Çünkü benim gibi mesaiye erken gelen görevliyle işine başlamadan önce sistemi konuşuyorduk.

    42 Kişilik biletin satışı anında bitti. Geri dönenler oldu. Aynı gruptan alan- alamayan oldu filan derken kapı açıldı. Güleryüzlü 2 görevli otobüsün kapısında, Adrasan'daki teknecilerden çok daha kibar bir üslupla herkesi tek tek karşılıyor. Asıl Kaptan da içerde, Erinç, dümenin başında, o da güleryüzlülükte arkadaşlarından kalmıyor.

    Görevliye, “en güzel fotoğrafı nereden çekebilirim” dediğimde “Hiç bir yerden. Açık denizde hızla gideceğiz. Tüm çevre kapalı zaten” dedi ve ben ters köşe. Yine de camı geniş bir “kenar” koltuğa oturuyorum. Sağ cenahtan bulabildiğimi kaydederek yol alırken, orta yaşlı bir çiftin ayağa kalkıp arka kapıya yöneldiğini görüyorum. Abovvvv... O kapıdan, ufukta hızla küçülen Antalya görüntüsünü nasıl kaçırdım ben. “Ah güzel kaptanım ah.”

    Bu arada Turkcell ekibi de bizimle. “Deniz Otobüsü seyir halindeyken” çekim gücünü tespit edeceklermiş. Şaşırmadım tabii.. Ben de ilk kez bindim sonuçta.

    Bu arada dümendeki kaptanla sohbete başlıyoruz. Diğer arkadaşlar da dahil oluyor. Malum seçim sonrası. Malum “kadrolaşma” her yerde. Bir de zaten sorunlu olan “örgütlenme” çarkına bolca sendika bodozlama dalıp hükümette “sözleşme yetkisi” konusunda esneklik sağlayınca herkes de bi stres. “Abi kışa deniz otobüsü seferleri iptal olacakmış doğru mu?” diye soruyor biri.

    Belli ki birileri algı oyunu yapıyor.

    “Akaydın durdurmuştu, aynı partili Böcek de durdurur” mantığı üzerinden gidiliyor.

    Bunları anlatmaya çalıştım arkadaşlara. Hatta, 2014 seçimlerinde göreve gelen yönetimin “Beceriksizler iptal etti. Biz ek sefer düzenledik” diyerek yaptığı 2 haftalık tantanayı anlattım onlara.

    Yaklaşık 1 saat sonra Kemer Marina'dayız.

    Dönüşü sordum.

    “Abi yarım saat sonra döneceğiz. Bir de akşam 18.00'de burdan dönüş var” dedi 7 Mehmet'in torunu Erinç Kaptan.

    Foroğraf çekmeye başladığımda ne kadar “sınırsız” olduğumu bilen bilir. Benim gibi sıradan vatandaşların girişine kapalı, marinanın özel bölümüne girmişim. Bir yetkili uyardı. Vurdum kendimi Kemer sokaklarına.

    Bizim Saffet'i arasam, bi kahvesini içsem olurdu ama vazgeçtim. Marina'dan, Liman Caddesi'nden Saat Kulesi'ne kadar olan bölmede henüz “Cafe” kültürü yok. Bi esnaf çaycısına rastladım.Nerede kahve içebileceğimi sordum. Polis Karakolu'nun karşı sokağını tarif etti.

    Sade bir Türk kahvesi iyi geldi. Üstüne bir de çay yudumladım. Rakı üstü bira cilası gibi.

     

     

    Sonra mı?

    Saat Kulesi yanındaki duraktan ilk otobüsle Antalya...

     


Yorum Yap