Türbeden Şaraba Kültür Diyarı

  • Nizamettin Özmen

    Nizamettin Özmen Yazı Arşivi
    24 Haziran 2019 /   1507 Okunma

    Türbeden Şaraba Kültür Diyarı

    Ocak 2019'da karlı boranlı bir Elmalı yolculuğu yapmış, “kara- kışa doyduk” adı altında dizi yazı hazırlamıştık. Söğütte “iklim ikilemi” yaşarken bizim Kubilay mesaj yazdı. “Cumartesi gün Elmalı var, ordan geçebilir misin?”

    Benim buna “hayır” deme lüksüm var mı ki?

    Geziyi kim, niye düzenledi bilmiyorum.

    Söğüt'ten sabahın köründe çıktım anayola. Kızılcadağ'a gideceğim, oradan ekibe dahil olacağım, ver elini Elmalı.

    Elmalı Arkeoloji Müzesi'ne kafileden önce ulaştım. Arkeoloji Müzesi'ni, 3. kez geziyorum. Elmalılı bir Arkeolog olan belediyenin Kültür Müdürü Durmuş Altan bu kültürün bir parçasıya “yaşayarak” anlatıyor. “Gamalı Haç” sembolünü sösteriyor mesela. Onlarca yıllık Nazilerin değil, binlerce yıl önce Elmalılılar'ın kullandığı.

    Müzeden merkeze Elmalılı Hamdi Yazır Müzesi'ne geçerken, “ben daha evel 2 kez gördüm. İçerisi dar, ilk kez gelenler görsün” diyorum. Yanımda İyi Parti'nin Elmalılı İl Başkanı Ahmet Aydın var. Tanıdığım günden beri bilgiye ve bilime verdiği öneme sempati duyduğum adam. “Abi bak Bu ev Gazi Üniversitesi Kurucu Rektörü Şakir Akça'nın, kapıdaki araba da kendisinin” diyor.

    Yanımızdakilerden biri “Kendisi de karşıda esnafla çay içiyor” deyince dümeni o tarafa çeviriyoruz. Bastonun başlığındaki Kurt kafası fügürü fildişimi, koç boynuzu mu kestirmek zor.  Birkaç fotoğraftan sonra Şakir Hoca'ya  “Allahaısmarladık” deyip ekibe yeniden dahil oluyoruz.

    Vahab-ı Ümmi Türbesi'ndeyiz. O malum kaya varya “zincirlikaya” dedikleri. O'na yine çıkamadım, zaman yetmezmiş. Oradan yemeğe geçiyoruz. Belediyenin işlettiği bir lokantada “yöresel düğün menüsü” var. Ben yine Un Helvası'nda bizim Melek'in annesinin “el lezzeti”ni arıyorum. Yan binanın çatısındaki eski yazlık sinemanın tahta sandalyeleri bile duruyor. “Burayı onarıp hizmete açsanız” diye öneriyorum Başkan Bey'e...

    Yemek sonrası sürpriz. Ahmey Aydın Başkan Şakir Hoca ile sözleşmiş, hocam Ocak 2019'da yayınlanan “Ata'ya ve sılaya borcum” adlı kitabını verecekmiş.

    O tarih kokan güzel konağın bahçesindeyiz. Sohbet tatlı, mevzuu derin. Ahmet Aydın'ın gözlerindeki ışıltıyı yakalıyorum. Arada bir Hoca'nın ağzından “Bahçeli ile ilgili” laf alma hevesinde olanların müdahalesi ustaca geçiştiriliyor.

    En kısa zamanda Özüm'ün tek tercihi olan, çok sevince bırakamadığı Türk Müziği Konservatuvarı'nın kuruluşu başta Elmalı ağırlıklı sohbet için söz, bir de kitap alıp ayrıldım. Diğer gazeteci arkadaşlara, bizim kuşağın tabiri ile “kütük” attım.

    Bir kez dağa Topdağ'dayız. Bu kez geçen sefer çekemediğim Elmalı Panoroması çekeceğim. Ama nerdeee... Arkadaşlarım sıraya girdi. Bi Allahın kulu da “senin burda fotoğrafın var mı? Demedi. Tarihi çarşıyı ekipten ayrı turaladım. Yusuf Onbaşı'nın taze leblebisi ve Çörek Helvası'nı almadan geçemezdim.

    Önce Avlan, ardından Likya Şarapları üretim alanına gidiyoruz. “Alan” derken hem bağlar burada, hem de şişeleme ünitesi. Sosyal Medya'da takip ettiğim, bir Antalyalı olarak gurur duyduğum Burak Özkan, aynı zamanda özelliklerini ve hikayelerini de anlattığı şaraplardan tattırdı “isteyenlere.”

    Elmalı'da “inanç kültürü” etkisindeki kişiler “buranın üzümünden şarap olmaz” dedi yıllarca. Oysa köylüler aslanlar gibi şarap üretip içti. Bu tarafını sordum, Burak Bey “zor oldu ama artık kabul gördü. Sadece ilçemiz değil, ülkemize katkı koyuyoruz. Ülke imajımız daha fazla büyümemizi şimdilik engellese de” dedi.

    Tercihimin her zaman Elazığ- Diyarbakır yöresi üzümleri olduğunu, Ege'nin bana “yumuşak” geldiğini söyledim. “Bizim 'Patara' adlı şarabımız sizin damak tadınıza uyacaktır” dedi. Ege ile Doğu Anadolu'nun, tıpkı coğrafyada olduğu gibi “ortasında” bir kıvam. Ama masalcı şimdiden deneyip tadına ve rengini izlemeye doyamadığı “Fersun” yani “Işık” adlı ürünün piyasaya girmesini bekliyor. Bu arada “Likya” da “ışık” demekmiş zaten.

    Bigün bi “Şarap Masalı”nda buluşmak dileğiyle....






Yorum Yap