Neremiz doğru ki!

  • Songül Başkaya

    Songül Başkaya Yazı Arşivi
    15 Haziran 2012 /   4997 Okunma

    Neremiz doğru ki!

    Dün Akdeniz Üniversitesi'ni 4 yıl yönetecek yönetimi belirlemek üzere sandıklar kuruldu. 6 adayın yarıştığı seçimlerde aslında, öğretim üyelerince kullanılan oyların pek de bir hükmü yok. Adaylar da bunun farkında, öğretim üyeleri de...

    Özgür bilim yuvası olan üniversitede yaşanan seçim sürecinde ne yazık ki öğretim üyelerinin ''Biz bu adayı istiyoruz'' diyerek verdiği oylar, dikkate alınmaksızın YÖK tarafından belirlenen 3 isim Cumhurbaşkanı'nın onayına sunularak, kimin atanacağı bekleniyor...

    Cumhurbaşkanı da oy oranını dikkate almadan bir atama yapıyor, genelde. Çünkü yasalara göre atama yetkisi onda...

    İşte bu trajikomik tabloya hem öğretim üyeleri hem de adaylar karşı olmasına rağmen ciddi bir başkaldırı da olmadığından düzen devam ediyor...

    Tıpkı Türkiye'deki seçim sistemi gibi. Bazı partilerde temayül yoklaması yapılsa da çoğu zaman temayül sonuçları genel merkezde değişiyor. Birçoğunda temayül ve önseçim de yapılmıyor. Böylece genel ve yerel seçimlerde adayları bizim dışımızdaki irade belirlemiş oluyor. Biz de o belirlenen adaylara gidip oy veriyoruz...

    Neyse gelelim üniversitedeki seçimlere...

    Akdeniz Üniversitesi'nin yönetmeye tekrar talip olan Prof. Dr. İsrafil Kurtcephe ile İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi (İİBF) öğretim üyesi Prof. Dr. Fulya Sarvan, Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hayrettin Ökçesiz, Ziraat Fakültesi Fitapoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Basım, Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İbrahim Demir, Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Melikoğlu dün el ele poz verip öğretim üyelerinin karşısına geçtiler...

    Oylar kullanılıp sandıklar açıldığı sırada bu köşeyi kaleme aldığım için sonuçlar henüz belli olmamıştı. Ancak Kurtcephe açık ara öndeydi. Kurtcephe'yi Demir izliyordu...

    Kimin en çok oy aldığının da mevcut sistemde bir önemi olmadığından pek de bir şey ifade etmiyor sonuçlar...

    Şimdi YÖK'ten hangi 3 ismin çıkacağı ve Cumhurbaşkanı'nın kimi atayacağı önemli...

    Bekleyelim ve görelim...

    Önemli olan bu seçim sisteminin değişmesi için bir şeyler yapmak...

    Özgür bilim yuvalarındaki seçim sürecinin demokratik, özgür olması gerekir. Kimse sürece dışarıdan müdahil olmamalı, yarışa herkes eşit şartlarda başlamalı. Ve en önemlisi öğretim üyelerinin oylarının üzerinde hiçbir şey olmamalı...

    Ama YÖK hegemonyasını kaldıracağız vaatleri ile iktidara gelen AKP, şimdi sözlerini inkara bile kalkışıyor ve ''Öyle demedik'' diyor...

    12 Eylül ürünü YÖK, iktidara gelmeden önce tukaka iken şimdi ''Bizim YÖK'' oluyor...

    Evet, sorun 31 yıllık YÖK hegemonyasında yatıyor...

    Üniversiteli gençler her yıl 6 Kasım'da protestolar yapsa da hegemonya sürüyor. Bakalım bu hegemonya nereye kadar devam edecek?


Yorum Yap