Kadının fendi…

  • Songül Başkaya

    Songül Başkaya Yazı Arşivi
    24 Haziran 2012 /   4763 Okunma

    Kadının fendi…

    Kadın-erkek ayrımı yapmayı hiç sevmem. Fizyolojik farklılıklar dışında yok, birbirimizden farkımız. Ama erkek egemen dünyada maalesef hep olumlu şeyler erkeklere mal edilip, olumsuzluklar kadınlara yüklenerek psikolojik bir baskıyla, kadınların erkeklerden daha az yetenekli, zeki, girişken olduğu dayatılmaya çalışılıyor…

    Oysa yok böyle bir şey…

    Biz biliyoruz ki kadınlarımız zekidir, atiktir, çeviktir, yeteneklidir. Tıpkı erkekler gibi…

    Ha daha az zeki, yetenekli olanlar yok mudur? Elbette vardır. Ancak erkeklerde de vardır. Kısaca bir takım sıfatları kadın-erkek diye kullanmamakta fayda var…

    ‘’Akıllı, çalışkan, üretken, atik’’ gibi sıfatlar her cins için de geçerlidir. ‘’Geveze, tembel, ağır’’ sıfatları da öyle…

    Cinsiyet ayrımı yapılmaması gerektiği, Anayasa’da bile koruma altına alınmış olmasına rağmen, hala bu yüzyılda yapılıyor. Bu nedenle de toplumsal cinsiyet eşitliği konusuna çok küçük yaşlarda temas etmemiz gerektiği açık…

    Bence formül yine eğitimde, Milli Eğitim’de. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin hem STK’larca hazırlanan programlarla topluma verilmesi hem de Milli Eğitim vasıtasıyla okullarda ders olarak öğretilmesi gerekiyor…

    Niye mi yazdım bunları? Feminist damarlarım falan tutmadı. Sadece önceki gün katıldığım bir panelde birbirinden yetenekli kadınların isyanına şahit oldum da ondan…

    TOBB Antalya İl Kadın Girişimciler Kurulu’nun ‘’İşte Sıradışı Kadınların Sırrı’’ panelindeyim dün. Panelistler Dr. Figen Sayın, Yrd. Doç. Dr. Öznur Aydın,  Fatma Gürses, Emine Dilşad Uluçam, Sosyolog Fatma Meral Horne, Işık Yargın’dı…

    Davette 14.00 yazan panel, 1 saat öne çekildiği ve bizlere haber verilmediği için sadece Fatma Meral Horne’yi dinleyebildik…

    Ama o bile yetti bize. 72 yaşındaki genç, dinamik, üretken Horne, kendisini ‘üretmen’ olarak tanımlıyor. İstenildiği takdirde yokluklara rağmen neler yapılabileceğini çok güzel anlattı. Yazdığı projelerle, aldığı fonlar sayesinde hapishanedeki kadınları nasıl iş sahibi yaptığını ya da sandıklarda saklanan el emeği, göz nuru ürünleri nasıl sanatla ve yaşamla buluşturduğunu, bunu kadınlara kazanç kapısı haline getirdiğini çok güzel özetledi…

    Eline, emeğine sağlık Horne…

    O diktiği elbiseleri, şalları, çantaları, yastık kılıflarını, örtüleri, kartları görmenizi isterdim. Mutlaka tanışmalısınız Horne ile...

    Zayıf olarak gösterilmeye çalışılan kadınımızın nasıl güçlü olabileceğine iyi bir örnek…

    Ama bu örnekleri çoğaltmamız gerekir. Bunun için de STK’lara, yerel yönetimlere ve merkezi idareye büyük sorumluluk düşüyor…

    Kaynak, eğitim ve destek için el birliği şart…

    Ne diyordu Mustafa Kemal Atatürk, "İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan oluşur. Kabil midir bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki bir cismin yarısı toprağa bağlı kaldıkça, öteki yarısı göklere yükselebilsin?"…

    Evet, kadını da güçlü kılmak, güçlendirmek ve iki cins arasında yaratılmaya çalışılan uçurumu kapatmak zorundayız…

    Ancak o zaman kalkınabiliriz…

     


Yorum Yap