23 Nisan’ın Gerçek Anlamı

  • Ziya Nur Sezen

    Ziya Nur Sezen Yazı Arşivi
    26 Nisan 2021 /   576 Okunma

    23 Nisan’ın Gerçek Anlamı

        Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutladık geçtiğimiz Cuma. Gün boyu pek çok kişi 23 Nisan'ı, sadece çocuklar üzerinden kutladı. Sanki bu bayram, sadece çocukları ilgilendiriyor, Büyük Millet Meclisi de sadece çocuklar sevinsin diye açılmış gibi bir hava yaratılmaya çalışılıyor bazı kesimler tarafından.

     

        Sosyal medyada paylaşılan kutlama mesajlarından tutun, bir kısım medya organlarında da aynı kelimeler: ‘23 Nisan Çocuk Bayramı Kutlu Olsun.’

     

        Zaten başından beri 23 Nisan kutlamalarında en kızdığım olay, çeşitli mevkilerdeki seçilmişlerin ve atanmışların, makamlarına çocuk oturtup, şov yapmalarıdır. Bu tür şovları yapanlara hep, “Bırakın çocukları kullanıp, tuhaf görüntüler yaratmayı, 23 Nisan’ın ve devamında gerçekleşen olayların ruhunu çocuklara ve gençlere verin. Ama elbette önce o ruha siz sahip olun.” dedim.

     

        Çünkü bugün, Egemenliğin, tek adamdan ve koşullu olarak atanmış bir miktar insandan oluşan Meclis-i Mebusan'dan alınarak, Millete koşulsuz olarak devredildiği günün yıldönümüdür ve aslında Türkiye Cumhuriyeti’nin gerçek Doğum Günüdür. Bugün öncelikle bu anlamıyla kutlanmalıdır. 29 Ekim 1923 derseniz, o gün devletin isim günüdür. Aynen doğduktan bir süre sonra bebeğe isim konulması gibi…

     

        Mustafa Kemal Atatürk, sonraki yıllarda, Türkiye Cumhuriyeti'ni, onun temel ilke ve devrimleri doğrultusunda elde edilen kazanımlarla yetişen genç nesillere emanet etti, böylece Türk çocuklarına ve Türk gençlerine çok önemli görevler yükledi.

     

        Bizim yaştakilerin, Cumhuriyetin birinci jenerasyonu olan ebeveynleri, bahsettiğim ruhu çok güzel özümsemişlerdi ve bizlere çok güzel aşıladılar. Bizler de çocuklarımıza, torunlarımıza aşıladık bu özel ruhu. Bizden sonra da bu ruhu taşıyan yavrularımız Cumhuriyeti ve tüm kazanımlarını sonuna kadar koruyacak, yaşatacaklar, evlatlarına da aşılayacaklar. Bundan zerre kadar şüphem yok.

     

        Ancak daha Atatürk ebediyete intikal etmeden başlayan karşı devrim hareketi, O’nun ölümü sonrası hızlanarak, Cumhuriyet kazanımlarını yok etme çabası içine girdi. Bu hareketin temsilcileri, ABD ve diğer batılı emperyalist güçlerin desteği ile 1950’li yıllarda bir miktar yol alsalar da, 1960’da Türk Milleti’nin sağduyusu ve aklı selimi ile başarısızlığa uğradılar.

     

        Türk Halkı 1960’lı yıllarda toparlanıp, Cumhuriyeti yeniden rayına oturtma yolunda hızla ilerlerken, araya sızan provokatörlere engel olunamaması nedeniyle 1971 yılında asker muhtırası ile hızı kesildi. Yaratılmaya çalışılan korku ortamı, ne yazık ki başarılı oldu ve böylece 1970’li yıllarda ülke, provokatörlerin yarattığı kargaşa ortamında tam bir kaos yaşadı.

     

        Bu dönem, bugünlerin hazırlıklarının yapıldığı yıllardır ki, 1980 12 Eylül darbesi, sözde anarşiyi bitirdi, ama çok tehlikeli bir şekilde cemaat ve tarikatların meşruiyet kazanmasına ve Cumhuriyeti yok etme planlarının yapılması için kendine gerekli ortamı bulmasına olanak verdi.

     

        İşte o yıllarda ABD’de yaşamış ve orada eğitim ve iş olanağı bulmuş bazı Türk Vatandaşları Türkiye’ye döndüler ve ülkenin yönetiminde söz sahibi oldular ve ülkeyi, ABD emperyalizminin istediği kıvama getirmekte de bir sakınca görmediler. Çünkü muhteremlerin ipleri o ülkenin elindeydi.

     

        Bu dönemde cemaatler, tarikatlar, şeyhler ve onların uzantıları palazlanarak, devlet kademelerine sızmaya başladılar ve ülkeyi yönetenler de bunları kullanarak işbaşında kalmanın daha kolay olacağını düşündükleri için bu girişim ve yerleşmelere göz yumdular.

     

        Sonuç? Sonuç bugün geldiğimiz noktadayız.

     

        İşte 23 Nisanlarda “Yaşasın Çocuk Bayramı” denmesine neden kızdığımın özeti. 23 Nisan çocukla geçiştirilecek bir gün değildir. Gerçekten de çok büyük bir devrimdir o dönemde Millet adına Meclis açmak... İradeyi Halk adına, halkın seçtiği vekilleri aracılığı ile halka vermek. Ancak Mustafa Kemal ve ona inananların başarabilecekleri, mangal gibi yürek isteyen bir işti bu ve onlar başardılar.

     

        Bugün geldiğimiz noktada, Mustafa Kemal Atatürk’ü ve çevresinde bu işe yüreğini koyanları çok özlüyoruz.

     

        Madem Mustafa Kemal Cumhuriyeti gençlere emanet etti, o halde bu ülkü ile yetişen Cumhuriyet Gençleri olarak, karşı devrime dur demek, emanetlerin sahibi olan bizlerin aslî görevidir. Demokrasiyi, Cumhuriyeti ve faziletlerini genç nesillere anlatmalı, bu değerlere sahip çıkmalarını sağlamalıyız. O zaman 23 Nisan ve 19 Mayısların Çocuk ve Gençler için anlamı çok daha fazla olacaktır.


Yorum Yap