Altın Portakal’a Çeyrek Kala (3)

  • Ziya Nur Sezen

    Ziya Nur Sezen Yazı Arşivi
    9 Ekim 2019 /   364 Okunma

    Altın Portakal’a Çeyrek Kala (3)

    Uluslararası filmler de ulusal filmlerimiz kadar ilgi görüyordu. Tanınmış yabancı film yönetmen ve oyuncularını festivale davet ederek, onların Türk sinemacılarla iletişimini ve etkileşimini sağlıyordu festivali yönetenler. Ama çağırılanlar bu sektörün isim yapmış kişileri idiler. Son iki yılda yapılan uluslararası sıfatlı film festivalinde ise hiç adı sanı duyulmamış bir iki kişi geldi Antalya’ya. Doğal olarak halkımızın ilgisi de minimuma indi. Eski yılların görkemli kortejlerinden iz yoktu bu son iki sene.

     

    Daha da acısı, bir önceki yıl, 54. Festivalde (ki adından Altın Portakal çıkartıldığı için bence 54. Falan değildi) özel gösterim olarak duyurulan ve yıllardır TV ekranlarında yoğun izleyicisi olan bir dizinin adı kullanılarak çekilmiş, yerli ve milli sinema filmi, hemen hiç izleyici bulamadı. Dizinin ve 15 Temmuz’u konu alan filmin başrol oyuncusu da salondaydı ve gösterim ücretsizdi. Salona sadece 8-10 kişi gelince, organizasyonu yapanlar resmen sokaktan adam toplamaya başladılar, ilave olarak görevli herkesi de salona soktular, ama olmadı, salon bomboş kaldı. Başrol oynayan aktör, zamanın belediye başkanı ve eşi de orada olmasına karşın, gösterimin ortasında salonu terkedip gitti. Umuyorum, Altın Portakal adının ortadan kaldırılmasıyla oluşan bu tip ilgisizlikler bir daha yaşanmayacak, artık, dolu salonlarda gösterilen filmleri ile hatırlanacak Altın Portakallar yaşayacağız.

     

    Buraya kadar Altın Portakalın geçmişini ve bu kent için önemini anlatmaya çalıştım. Peki, bu görkemli festival için bundan sonrasına yönelik beklentilerimiz nelerdi? Bunları Kent Konseyi Kültür ve Sanat Çalışma Grubu Başkan Vekili iken, geçtiğimiz yıl hazırladığım bir sunumla üye arkadaşlarımla paylaşmış, Çalışma Grubu Başkanlık Divanı olarak hazırladığımız raporu da Büyükşehir Belediye Başkanlığına göndermiştik. BŞB Başkanlığından bu rapor ve içeriğindeki dilek ve önerilere cevaben hiç bir yazı gelmedi. Sonra ben Kent Konseyinden ayrıldım ve içinde bulunduğumuz yıl yapılan yerel seçimlerden sonra, Büyükşehir Belediyesinde oluşan yönetim değişikliğine kadar konu ile ilgili bilgi alamadım. Raporu Çalışma Grubunun Başkanı ve Sekreteri arkadaşlarımızla birlikte hazırlamıştık ve aşağı yukarı 14-15 maddelik isteklerimizi sıralamıştık raporun sonuna.

     

    Geçtiğimiz ay, festivalin yeniden Altın Portakal adıyla organize edileceğini, Ulusal Film Yarışmasının yeniden yapılacağını müjdeleyen Büyükşehir Belediye Başkanımız sayın Muhittin Böcek’in açıklamaları ile beklentilerimizin karşılık bulmaya başladığını görerek doğal olarak oldukça heyecanlandım ve 26 Ekim’de başlayacak festivali dört gözle beklemeye başladım. Duyumlarımıza göre Halk Jürisi de yeniden oluşturulup, festivale katkı vermeye devam edecekmiş. Bu da Altın Portakal’ın heyecanımıza heyecan katan bir başka ögesi oldu. Ayrıca son yıl yapıldığı gibi, festivali EXPO alanına götürmek, halkı olayın dışında tutmak için kasten yapılmış bir eylem gibiydi; bundan vaz geçilip açılış ve kapanış resepsiyonlarının ve film gösterimlerinin kent merkezinde yapılacak olması da, beklentilerimize verilen en güzel cevaplardan birisidir.

     

    Son olarak, kazananlara verilen heykelin, yakın dönemde sık sık biçim ve renk değiştirmesinin, festivalin geleneksel yapısına uygun olmadığı, onu çıplak bularak, ya da bir diğer deyişle yeterince giyinik bulmayarak, Venüs Heykelciğini cinsel bir obje gibi algılamanın yanlışlığı da üzerinde durmak istediğim bir başka konudur. Umarım heykelcik eski geleneksel haliyle imal edilip, sahipleri ile buluşur.

     

    26 Ekim-1 Kasım tarihleri arasında lütfen tüm işlerinizi erteleyip, festivali izleyin. Antalya Halkı ile bütünleştikçe bu güzelim festival yeniden eski görkemine kavuşacak, Türk Sineması da bundan nasibini alarak, çok daha düzeyli işlere imza atacaktır.


Yorum Yap