Bilim dünyasına yön veren Türk kadınları (3)…

  • Ziya Nur Sezen

    Ziya Nur Sezen Yazı Arşivi
    24 Kasım 2021 /   763 Okunma

    Bilim dünyasına yön veren Türk kadınları (3)…

    Bugün sırada üç Türk bilim kadını daha var. Her biri kendi alanında mucizevi çalışmalara ve icatlara imza atan bu kadınlarımız önünde de önümü ilikleyip, saygıyla ayağa kalkıyor ve “İyi ki varsınız hanımlar, yüreğinize sağlık” diyorum.


     

    2020 OCRA Ödülü’ne layık görüldü


    Kanser tedavisi üzerine yaptığı çalışmalarla adını duyuran Dr. Duygu Özmadenci, yumurtalık kanserine karşı geliştirdiği yeni bir yöntemle ABD’nin prestijli ödüllerinden birini kazandı.

    Galatasaray Lisesi’ni bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi’nde biyoloji eğitimi alan Özmadenci, daha sonra Fransa’da Lyon Üniversitesi bünyesindeki Kanser Araştırma Merkezi’nde kanser araştırmaları üzerine master ve doktorasını tamamladı. Doktora çalışması sırasında keşfettiği bulguları Paris ve Pekin gibi uluslararası konferanslarda sundu. Doktora sonrası çalışmalar için ABD’de yer alan San Diego Üniversitesi’ne giden Özmadenci, buradaki çalışmalarında, yumurtalık kanseri hücrelerini çoğaltan Fokal Adezyon Kinaz (FAK) isimli bir protein ile yumurtalık kanseriyle ilaçlı tedaviyle mücadele edilebileceğini keşfetti. Söz konusu keşfiyle, 2020’de ABD’de 1994 yılından bu yana yumurtalık kanserine yönelik araştırmalara destek veren Ovarian Cancer Research Alliance’ın (OCRA) her yıl 10 kişiye verdiği Ann and Sol Schreiber Mentored Investigator Award ödülüne layık görüldü.

     

     

    Antarktika’ya giden ilk Türk bilim kadını


    İklim değişikliği ve deniz buzu gözlemleri üzerinde yaptığı çalışmalarla tanınan Doç. Dr. Burcu Özsoy Çiçek, Antarktika’ya giden ilk Türk bilim kadını olarak biliniyor.

    Yıldız Teknik Üniversitesi’nde jeodezi-fotogrametri mühendisliği alanında lisans ve yüksek lisans eğitimini tamamlayan Çiçek, daha sonra İstanbul Teknik Üniversitesi’nde (İTÜ) araştırma görevlisi olarak akademik kariyerine başladı. İstatistiksel matematik ve jeo-fizik bilimlerine duyduğu ilgiden yola çıkarak bu iki alanı, yeryüzü ve yer kaynaklarının fiziksel bağlantı olmadan kaydetme ve inceleme tekniği olarak bilinen uzaktan algılama olarak birleştiren Çiçek, 2003 yılında San Antonio Teksas Üniversitesi’nde (UTSA) uzaktan algılama ve jeoinformatik laboratuvarına katıldı. UTSA’daki doktorası sırasında 2006 yılında Antarktika’ya gitme şansı elde etti ve bir yıl sonra UTSA’da Amerikan Fotogrametri ve Uzaktan Algılama Derneği’ni (ASPRS) kurdu. Doktora çalışmasında, disiplinler arası ve bilimsel bilgi düzeyleri arasındaki iletişimin, insanların iklim değişikliği ile ilgili alandaki yeni sonuçları ve teorileri ve tehditlerini anlamalarını sağlayan kilit nokta olduğunu anlayan Çiçek, 2011 yılında Türkiye’ye dönerek Türkiye’de kutupsal araştırmanın önemini artırmak için çeşitli çalışmalar yaptı. Aynı zamanda iklim değişikliği dersleri de veren Çiçek, bu alanda Türkiye’de yapılan ilk araştırmalarda yer aldı. Türkiye’deki kutup bilimlerinden sorumlu olan İTÜ Kutup Araştırmaları Uyg-Ar Merkezi’nin (İTÜ PolReC) kurucusu ve müdürü oldu. Mart-Nisan 2016’da bir Türk araştırma üssü ile Antarktik araştırmalara katkıda bulunmak için Antarktika’ya lider yardımcısı olarak geri döndü. Çiçek, Uluslararası Kutup Gözlemevi Bilim Kurulu’na da dahil edildi. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile İTÜ PolReC koordinasyonunda birinci, ikinci ve üçüncü Türk Antarktika Seferlerine de önderlik etti.

     

     

    İsveç Kraliyet Hanedanı ödülünü kazandı


    Fonetik, sinirbilimi ve dilbilimi üzerine çok disiplinli çalışmalar yapan Dr. Hatice Zora, bu alandaki başarısını uluslararası düzeye taşıyan Türk bilim kadınlarından.

    Lisans derecesini Hacettepe Üniversitesi’nde, yüksek lisans derecesini de Lund Üniversitesi’nde tamamlayan Zora, doktorasını ise Stockholm Üniversitesi’nden aldı. Zora, 2019’da beyinde dil ve duygu gelişimi üzerine yaptığı çalışmalarıyla her yıl alanında başarılı isimlere verilen İsveç Kraliyet Hanedanı ödülüne sahip oldu. Kendisine bu ödülü kazandıran dil melodisi çalışmasında, melodinin beynin farklı bölgelerinde verdiği tepkimeler üzerine yoğunlaşmış. Anadolu Ajansı’na verdiği röportajda beynin duygusal ve bilişsel melodiyi nasıl ayırt ettiğinin ve bu iki işlevin etkileşiminin altında yatan nörolojik bağlantılar hakkında mevcut bilgilerin kısıtlı olduğunu belirten Zora, “Ben çeşitli beyin görüntüleme tekniklerini kullanarak beynin derinliklerinde bu iki işlev arasındaki bağlantıyı araştırıyorum. Araştırma sonuçlarının, insanlıkta bilişsel (dilsel) kabiliyetin nasıl ortaya çıkıp geliştiğini anlamamıza, sosyal biyoloji ve psikoloji alanlarına katkısı olacaktır” diyor.


Yorum Yap