En iyi savunma hücumdur

  • Ziya Nur Sezen

    Ziya Nur Sezen Yazı Arşivi
    5 Nisan 2022 /   715 Okunma

    En iyi savunma hücumdur


    Kentimizi Spor Toto Süper Lig’de temsil eden iki takımımız da sezonun sonu yaklaşırken, yollarına dolu dizgin devam ediyorlar.

     

    Antalyasporumuz, genç Antrenör Nuri Şahin ve ekibinin yönetiminde iç saha ve deplasman fark etmeksizin başarılı sonuçlara imza atıyor.

     

    Son olarak Cumartesi günü İzmir deplasmanında Altay ile karşılaşan Akrepler, maçı 2-1 kazanırken hemen hiç zorlanmadılar ve 44 puana ulaşıp, üst sıralardaki takımlara iyice yaklaştılar.

     

    Pazar gündüz mesaisinde, ligde zor günler geçiren Çaykur Rizespor’u konuk eden ligdeki diğer ekibimiz Aytemiz Alanyaspor da güzel bir galibiyete imza atarak, İtalyan Teknik Direktör Felipe Sanchez Mateos yönetiminde, 52 puanla dördüncü sıraya iyice yerleşti.

     

    Bugün spor muhabiri gibi maç haberi yazdığımı sanmayın, asıl amacım başka.

     

    Her iki takımımızın başında da genç antrenörler var. Maçları izlerken uzun yıllarını spor sahalarında geçirmiş bir spor insanı olarak, bir yandan da onları izliyorum. Her iki hocanın sahaya çıkarttıkları on birlere saygım sonsuz.

     

    Ancak müsabakalarda gözlemlediğim ve onlara yapmamalarını tavsiye edeceğim bazı noktalar var.

     

    Erken skor bulan takımların, ülkemizde gözlemlenen genel yanlışı, skoru koruma çabası ile geriye çekilip, karşı takımın saldırgan oyununa taviz vermeleri. Ne yazık ki her iki takımımız da bu yanlışa sık sık, hatta hemen her maç düşüyorlar.

     

    Elbet bu konu yalnızca bizim takımların hatası değil. Ülkenin en deneyimli hocaların elindeki en büyük dediğimiz takımları da aynı hataya düşebiliyorlar.

     

    Şimdi, bizim iki genç hocamıza minik bir anımı anlatarak, tek cümlelik bir tavsiye yollayacağım yazının sonunda.

     

    Yıl 1987. Aralık ayında vatani görevimi yapmaya başladığım Tuzla Piyade Okulu’nda taburlar arası Basketbol müsabakaları yapılıyor.

     

    Ben 1. Tabur takımının antrenör oyuncusuyum. Bütün müsabakaları kazanıp, finale çıktık. Rakibimiz, Kara Harp Okulunu bitirip, kıta hizmetine çıkmadan bir nevi staj gören Teğmenlerin takımı. Maçın ilk yarısını Teğmenler 15 sayı farkla önde tamamladılar.

     

    İkinci yarı başlar başlamaz, bizim takımı öne çıkartıp, tam saha baskı ile Teğmenleri sıkıştırmaya başladık. Maçlar o dönem iki devre oynanıyor. Ben bizim takımı molalarla destekleyip, maçın son dakikasına iki sayı geride girmeyi başardım. O son dakikada biz faul yaptık, atışları kaçırdılar. Bize faul yapıldı, birini soktuk, fark bire indi.

     

    Topu oyuna soktular, soktuklarına da pişman oldular. Basketbolun ince zekası ile adam adama yerine, 1-2-2 zone pres yani baskılı alan savunmasını karşılarında görünce hata yaptılar ve topu kaptık. Maçın son hücumuydu ve beş saniye kala top faul çizgisinde elime geldi, attım sayı oldu, maç bitti. Bir sayıyla kazanıp şampiyon olmuştuk.

     

    Bu final hikayesini 35 yıl sonra kendimi övmek için anlatmadım. Bundan sonrasını okuyun lütfen.

     

    Maçtan sonra Piyade Okulu Komutanı Tümgeneral Zekai Doğanay Paşa, bir tepsi baklavayı getirdi, alnımdan öperek bana verdi. “Aferin öğrenci, hayatta her zaman ileride oynayacaksın oyunu. En iyi savunma hücumdur” dedi.

     

    Müsabakada geri düşebilirsiniz, bunu telafi etmek için, bizim 35 yıl önce yaptığımız gibi saldırgan oynarsınız. Bu normaldir ve yapılmalıdır.

     

    Ama zaten skor üstünlüğünü ele geçirmişken ve karşı takım panikleri oynuyorken, niçin geri çekilip, skoru korumak adına, karşı takımın zaten yapacağı tek şey olan hücum etme konusunda onlara taviz verirsiniz?

     

    Hele karşı takıma gol atmış, elinizdeki güçlü hücum oyuncularını çıkartıp, yerine savunmacı sokarsınız?

     

    Şimdi, bizim teknik adamlara, yani Nuri kardeşime ve signor Mateos’a, aynı kelimelerle soruyor ve tavsiye ediyorum.

     

    Bu hafta izlediğim maçlarınızda hangi mantıkla hücum oyuncularınızı çıkartıp, yerlerine savunmacı aldınız? İkiniz de, futbolun bir bilim olarak görüldüğü ve uygulandığı ülkelerde yetiştiniz. Sanırım bir oyuncunun, özellikle savunmacının, maça sonradan girdiğinde, oyuna ısınma süresinin, hücum oyuncusundan daha uzun olduğunu bilirsiniz.

     

    Bu hafta iki takımımızı da Allah korudu. Her an beraberlik golleri gelebilirdi iki maçta da…

     

    O zaman lütfen bu hatalı değişimleri yapmayın. Çıkartın takımı ileri, geriye düşmüş rakibinize nefes aldırmayın. Bunun için de takımlarınıza çok iyi kondisyon idmanı yaptırın.

     

    Unutmayın, “En İyi Savunma Hücumdur”.


Yorum Yap