Gerçekleri ne zaman göreceksiniz acaba?

  • Ziya Nur Sezen

    Ziya Nur Sezen Yazı Arşivi
    20 Ekim 2021 /   745 Okunma

    Gerçekleri ne zaman göreceksiniz acaba?

    Daha önce de yazdıklarından alıntı yaptığım, benim için kardeş değerinde bir okul arkadaşım var. Derya Dağaşan Özaydın…


    Kendisi bir sağlıkçı ve akademisyen…  Tam yarım asır oldu onunla dostluğumuz…


    İstanbul’da yıllarca öğrenci yetiştirdikten sonra, o da benim gibi Mega Köy’ü terk edenlerden…


    Şimdilerde yerleştiği Fethiye’deki yüksekokulda eğitimciliğe devam ediyor.


    Aşağıda onun dün bana yolladığı bir yazıyı okuyacaksınız…


    Ustam Hasan Pulur, çok sevdiği dostlarından, okurlarından gelen yazıları “virgülüne dokunmadan” yayınlardı o yazıları.


    Ben de onun yolunda gidiyor, yazıyı virgülüne dokunmadan yayınlıyorum…


    “Ne oldu, Uçarak pazara gittin kanatları kırılmış kuş gibi döndün, yine ne oldu” dedi eşim?...

    Anlattım...


    Onunla bir süre aynı hastanede çalıştık, çok çalışkan, becerikli yeni mezun bir hemşire idi…


    Bir zaman sonra, her zaman gittiğimiz pazarın tam köşesinde meyve tezgahının başında gördüm onu, sonra da her hafta görmeye devam ettim...


    Bir anlam veremedim, utandırmayayım diye de soramadım bir türlü…


    Beni her gördüğünde “Nasılsınız hocam?” diyordu güler yüzle...


    Ben de bir şey alsam da almasam da mutlaka “Hayırlı işler” derim ona…


    Bu pazar yine karşılaştık...


    “Muz vereyim mi, çok güzel hocam” dedi…


    “Ver, ver ama soruma da cevap ver” dedim…


    “Tamam” dedi...


    “Neden buradasın? Neden mesleğini yapmıyorsun?” dedim...


    Yüzüme baktı, “İşten çıkardılar, eleman fazlası varmış” dedi...


    “Peki KPSS’ ye girmedin mi?” dedim...


    “Girdim. 92 aldım ama atanamadım” dedi...


    Sonra hüzünlü gözlerini gözlerime dikerek, “Tam iki sene oldu, bilirsiniz işte, diğerleri gibi atama bekliyorum” diye devam etti...


    Çok üzüldüm, atanamayan binlerce sağlıkçıdan sadece biriydi o…


    “Ailem beni zorlukla okuttu, atanamayınca, pazarcılık yapan aileme yardım ediyorum” dedi...


    “Çok üzüldüm” deyince, “Üzülmeyin hocam, seneye tekrar KPSS’ ye gireceğim” dedi...


    “Sakın vazgeçme. Hem mesleğinden hem de mücadeleden vazgeçme” dedim.


    “Gerçi 100 de alsam bunlar beni yine atamazlar, kendi yandaşlarını işe alırlar” demez mi?


    “Ailen bu kadar emek verdi sana, sakın vazgeçme” dedim tekrar…


    Dedim demesine de sayıları milyonları geçen, her meslekten atama bekleyen, her gün basında seslerini duyurmaya çalışan gençler ve ailelerinin üzüntüleri aklıma düştü bir kez daha...


    “İşte” dedim eşime, “Kanatları kırık kuş gibi miyim bilmem ama pazardan dönerken kalbimin üstüne oturmuş koca bir fil vardı sanki üstelik de bacak bacak üstüne atmıştı” ...


    Ülkenin hangi mesleklere ihtiyacı olduğu saptanmadan, hesapsızca, mantar gibi açılan üniversitelerin, planlamadan açılan bölümlerine alınan binlerce öğrenciden ve hakları siyasiler tarafından yenen genç insanlardan biri o genç.


    Aynen kendi gibi olan Elifler, Ayşeler, Fatmalar, Ayhanlar, Ferruhlar, Hamdiler ve milyonlarca genç insan gibi...


    Sayıları şimdilik 7 milyon olan, sayıları her geçen gün de artmakta olan, önünü göremeyen, hayal kuramayan, ümidi kalmayan, ailesinin yüzüne bakamayan, ülkeden kaçıp gitmek için fırsat arayan milyonlarca genç insan...


    “GÖRMEK İSTEYENLER İÇİN YETERİNCE IŞIK, İSTEMEYENLER İÇİN YETERİNCE KARANLIK VARDIR” der Fransız matematikçi Blaise Pascal...


    Bizler görüyoruz da...


    Sizler, bu ülkede yaşayan yetkili insanlar, sizler gerçekleri ne zaman göreceksiniz acaba?...

     


Yorum Yap