“Harikzedegân Kat Evleri”… Nereden, Nereye? (2)*

  • Ziya Nur Sezen

    Ziya Nur Sezen Yazı Arşivi
    20 Ağustos 2021 /   722 Okunma

    “Harikzedegân Kat Evleri”… Nereden, Nereye? (2)*

    Devlet, en zor günlerinde altından kalkamayacağı bu felaketleri, vatandaşlarının yardımseverliği ile aşmaya çalıştı. “Harikzedegân İanesi (Yangınzedelere Yardım)” adıyla kampanyalar düzenlendi. Halkın dayanışma gücü ve yardımseverlik duygusu henüz kaybolmamıştı ki büyük meblağlar toplandı. En son 1918’de, 1.662.880 m² alanda 7500 evin yandığı Fatih-Vefa yangını ardından padişah 6. Mehmed Vahideddin’in başkanlığında, eski sadrazam Tevfik Paşa’nın 2. başkanlığında kurulan Harik Komisyonu etkili bir yardım kampanyası düzenledi.

     

    Harp zenginlerinden uluslararası şirketlere, savaştan çıkmış ülkenin harabeye dönmüş yoksul kentlerinden Osmanlı dünyası dışındaki Müslüman topluluklara kadar bağış zinciri genişledi. Üstelik devlet yangınzedelere yardım için bağışlarla yetinmemiş, Şirket-i Hayriye vapur ücretleri ile Galata köprülerinin geçiş ücretlerine yaptığı zammı, yangınzedelere yardım olarak tahsis etmişti. Sonuçta bağışlar ve diğer gelirlerle 500 bin lira kadar bir para toplandı. Harik Komisyonu bu paranın çarçur edilmesine fırsat verilmeden yangınzedelere konut inşa edilmesi için kolları sıvadı ve harabe İstanbul’un imarı yolunda bir adım atıldı.

     

    23 Ağustos 1908 tarihinde çıkan Çırçır yangınından, 31 Mayıs 1918 Fatih yangınına kadar geçen sürede yaklaşık 20 bin ev yanmış, 50 bin kişi evsiz, yurtsuz kalmıştı.

     

    İstanbul’daki felaketten doğan ticari fırsatları kaçırmak istemeyen bazı firmalar teklif sunmaya başladılar. İtalya’da 1908 Messina depreminden sonra ahşap barakalar inşa eden Danimarkalı Julius Nielsen & Son şirketi, yangınzedelere prefabrik konut üretimine talip oldu.

     

    Fransız Sarva firması, kurulması ve kalıcı evler yapılınca sökülmesi basit, taşınabilir baraka modellerini Ayasofya meydanında teşhir etti.

     

    Yardım paralarının yatırıldığı Millî İktisat Bankası’nın Yönetim Kurulu Başkanı Reşad Fuad Bey’in evsizler için toplanan yardımlarla öncelikle Fransız firması barakalarının inşa edilmesi tavsiyesi o dönem için ilginçti ve infial uyandırmıştı. Harik Komisyonu bu teklifleri uygun bulmadığından, şehrin en ziyade imara muhtaç bir-iki yerinde devâir-i müctemia (birleşik daireler/apartman) tarzında sıhhi, iktisadi ve ahlaki vasıflara sahip kalıcı binaların yapılmasına karar verdi.

     

    İnşa edilecek apartmanların sınırlı sayıda aileyi barındırabileceği gözönüne alındığından, perişan durumdakilerin ihtiyacını bir an evvel gidermek için Meclis-i Vükela kararıyla belirli yerlerde barakalar inşa edilmesi; yangından arta kalan tuğla ve benzeri malzemeyle basit barınaklar yapılması gibi uygulamalar da önerildi.

     

    O zamana kadar İstanbul’un Müslüman halkının konut tercihi, bahçeli veya bahçesiz ama mutlaka müstakil evlerde, mahremiyete riayet edilen mahalle teşkilatında oturmaktı. Avrupa’da 1 asırdır yaygınlık kazanan apartman modeli (betonarme değil, taş-tuğla malzemeli) Beyoğlu taraflarında tek tük görülmeye başlasa da gayrimüslimlerden başkası rağbet etmiyordu. Apartman gibi toplumsal örf ve geleneklere aykırı bir yerleşim düzenini Müslüman halk benimsemiyordu.

     

    Hiç apartman bulunmayan Tarihi Yarımada’da bulunan Gedikpaşa semtinde, Mühendishane Mektebi (günümüzdeki İTÜ) yapılmasına karar verilmişti. Ancak, temel seviyesinde durdurulan inşaanın, Harik Komisyonu’na verilerek apartmana dönüştürülmesi istenildi (29 Haziran 1920).

     

    Ne var ki kısa süre sonra buradan vazgeçilerek, Laleli Camii’nin doğu yönünde, 1918 yangınında ağır hasar gören Sultan 3.Mustafa ile Nazır Hüseyin Ağa medreselerinin ve bazı özel mülkiyetteki arsaların yerine bir apartman inşa edilmesine karar verildi. Yaklaşık 4500 m²’lik arsanın, vakıf ve özel mülk sahiplerinin rızalarıyla bir an önce istimlâk edilmesi kararlaştırıldı.

     

    Şeyhülislam Nazır Hüseyin Ağa Medresesi için istenilen işlemi  uygun görse de, 3.Mustafa Medresesi’nin kalıntılarının temizlenip, yerine apartman yapılmasına asla rıza göstermedi.

     

    Vahideddin’in bu konudaki iradesinde de, sadece Hüseyin Ağa Medresesi’nin istibdal yani değiş tokuş işlemi söz konusudur. Elimize geçen belgelerde aksine bir kayıt olmadığından, Laleli (3.Mustafa) Medresesi’nin irade dışında arsaya dahil edilmiş olması kuvvetle muhtemeldir. Bu iradenin ekindeki belgelerde Fatih ve Vefa yangınlarında 12.495 ailenin evsiz kaldığı belirtilmektedir..

    Mütareke yıllarında İstanbul’daki mesken buhranı ve yangınzedelerin acıklı durumları, gazete sütunlarından hiç eksik olmuyordu. İstanbul halkı yangınzedelere yapılacak apartmanla çok ilgili idi.

     

    Basına yansıyan haberlere göre, Mimar Kemaleddin Bey’in hazırladığı proje üzerine inşaatı üstleneceklerin, eksiltme usulü ile teklif vermeleri istendi. Devletin bu davetine dört müteahhit teklif verdi. Mimar Kemalettin Bey projesine 428 bin lira keşif bedeli maliyeti biçmişti ama, tekliflerin maliyeti 750 bin liradan aşağıya indirilemeyince eksiltme süreci uzadı. Sonunda Kemaleddin Bey’in belirli kolaylıklar göstermesi şartıyla Hicaz Demiryolu Heyet-i Fenniyesi eski reisi Mühendis Ahmed Bey ile ortağı Halid Bey 428 bin lira maliyet ile inşaatın müteahhidi oldular. Mimar Kemaleddin Bey de proje telifinden alacağı 12 bin lirayı yangınzedelere hibe etti.

     

    *Bu yazı dizisi bir araştırma ürünüdür. Yararlanılan kaynaklar son yazıda belirtilecektir.

     

    Devamı Yarın…


Yorum Yap